götürdüm ile cümle
götürdüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.Compré una bolsa de manzanas, me la llevé a casa, saqué una manzana de la bolsa y la corté.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.Je l'ai ramené à la maison, j'ai pris une pomme dans le sac, et je l'ai coupée.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.집으로 가져가서 사과 하나를 꺼내서 잘랐습니다.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.la portai a casa, presi una mela dalla busta e la tagliai.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.Wziąłem ją do domu, wyciągnąłem jedno jabłko i je pociąłem.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.Занесох я вкъщи, взех една ябълка от торбата и я нарязах.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.ולקחתי אותה הביתה, לקחתי תפוח אחד מהשקית, וחתכתי אותו.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.أخذته إلى المنزل، وأخذت تفاحة من الكيس وقطعتها.
Bir poşet elma aldım, eve götürdüm, içinden bir elma aldım ve onu kestim.そして1切れ食べました
Bize -1 verdiler ve ben de o noktayı 3'e götürdüm.-1을 대입하면, 3의 값을 얻을 수 있어요.
Bize -1 verdiler ve ben de o noktayı 3'e götürdüm.Dajesz mi minus 1 a ja przekształcam to w 3.
Bize -1 verdiler ve ben de o noktayı 3'e götürdüm.Dosadíme -1 a vyjde nám 3.
Bize -1 verdiler ve ben de o noktayı 3'e götürdüm.Je geeft me min 1 en deze wordt overgezet naar 3.
Bize -1 verdiler ve ben de o noktayı 3'e götürdüm.Você me dá -1 e eu o levarei para o 3.
Bize -1 verdiler ve ben de o noktayı 3'e götürdüm.اعطيتني -1 ويمثل على 3
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.그래서 전 1990년 11월 말에 이 시스템을 가지고 파리 근처 베르사유에서 열리는 무역 전람회에 가지고 갔었습니다
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Also brachte ich es zu einer Handelsmesse in Versailles bei Paris im späten November 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Am prezentat sistemul la un târg de comerţ la Versailles, lângă Paris la sfârşitul lui noiembrie 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Elvittem ezt a rendszert egy szakmai vásárra Versailles-ba, Párizs közelében, 1990. késő novemberében.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Ik nam het systeem mee naar een beurs in Versailles nabij Parijs op het einde van november 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Je l'ai donc amené à un salon à Versailles à côté de Paris fin novembre 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Llevé mi sistema a una feria comercial en Versalles, cerca de París, a finales de noviembre de 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Poi portai il sistema ad una fiera commerciale a Versailles vicino Parigi verso la fine di novembre nel 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Pokazałem ten system na targach w Wersalu pod Paryżem pod koniec listopada 1990 roku.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Så jeg tog dette system til en messe i Versailles nær Paris i sen-november 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Saya membawa sistem ini pada pameran perdagangan di Versailles di dekat Paris pada akhir November 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Tak som na konci novembra roku 1990 vzal tento systém na veľtrh do Versailles blízko Paríža.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Tôi mang hệ thống này tới một buổi triển lãm thương mại ở Versailles gần Paris vào cuối tháng 11 năm 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Κι έτσι πήρα αυτό το σύστημα σε μια έκθεση εμπορίου στις Βερσαλλίες κοντά στο Παρίσι στο τέλος Νοεμβρίου 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Тож я повіз її на вситавку-продаж до Версалю, біля Парижа, наприкінці листопада 1990 року.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.Я привёз эту систему на торговую ярмарку в Версале, под Парижем в конце ноября 1990 года.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.אז לקחתי את המערכת הזו לתערוכה בוורסאי ליד פריז בסוף נובמבר 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.لذلك حملت هذا النظام لمعرض تجارة في فرساي قرب باريس في أواخر نوفمبر 1990.
Böylece bu sistemi Kasım 1990 da Paris yakınlarındaki Versailles de düzenlenen bir ticaret fuarına götürdüm.開かれた見本市にこれを出展すると ティム・バーナーズ=リーという男が来て
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.2001년 됴쿄에서 컴퓨터 오브젝트들을 만들기 위해 이 것들을 가지고 갔었습니다.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Elvittem őket 2001-ben Tokióba, hogy számítógépes tárgyakat készítsek.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Ho portato questi a Tokyo nel 2001 per realizzare oggetti informatici.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Ich nahm diese hier 2001 mit nach Tokio, um Computerobjekte zu bauen.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.In 2001 bracht ik deze naar Tokyo om computerobjecten te maken.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.J'ai pris ceux-ci à Tokyo en 2001 pour faire des objets informatiques.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Jeg tog disse i Tokyo i 2001 for at lave computer objekter.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Le-am dus în Tokyo în 2001 să fac obiecte-computer.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Llevé esto a Tokio en 2001 para crear objetos computarizados.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Vzal jsem tyhle do Tokya v roce 2001, abych vytvořil počítačové objekty.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Zabrałem je w 2001 roku do Tokio, żeby zbudować z nich obiekty komputerowe.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.В 2001 я отправился в Токио, чтобы создать компьютерное оснащение.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.Отнесох ги в Токио през 2001-ва, за да правя компютърни обекти.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.לקחתי אותם לטוקיו ב-2001, כדי ליצור אובייקטים ממוחשבים.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.لقد أخذتهم معي إلى "طوكيو" في العام 2001 لأصنع أشكال بإستخدام الحاسوب.
Bunları 2001 yılında bilgisayar objeleri yapmak için Tokyo'ya götürdüm.これは、私の古いカラークラシックを使った、新しいタイピングを表したものです。
Bunu aynı gençlere götürdüm.Ainsi -- (Rires) --
Bunu aynı gençlere götürdüm. Çünkü o gençler gerçekten muhteşem ve benim denemeyeceğim şeyleri denerler.Dus - (Gelach) - ik nam dit mee naar diezelfde gave tieners, die van alles proberen wat ik niet durf.
Bunu aynı gençlere götürdüm. Çünkü o gençler gerçekten muhteşem ve benim denemeyeceğim şeyleri denerler.Занесох го на същите онези тийнейждъри,понеже те са страхотни и биха опитали неща, които дори аз не бих.
Bunu aynı gençlere götürdüm. Çünkü o gençler gerçekten muhteşem ve benim denemeyeceğim şeyleri denerler.Я приніс цей пристрій підліткам - дивовижним людям, які випробовують такі речі, які я сам не спробував би.
Bunu aynı gençlere götürdüm.Entonces... (Risas)
Bunu aynı gençlere götürdüm.Ich gab das denselben Teenagern, da sie fantastisch sind.
Bunu aynı gençlere götürdüm.이 학생들은 이런 실험도 해요. 정말 훌륭한 아이들이죠.
Bunu aynı gençlere götürdüm.-- (Râsete) --
Bunu aynı gençlere götürdüm.Więc... (Śmiech)
Bunu aynı gençlere götürdüm.לקחתי את זה לאותם בני נוער, כי הם