götürdüm ile cümle
götürdüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bunu aynı gençlere götürdüm.اخذت هذا لنفس المراهقين، لأنهم..
Bunu aynı gençlere götürdüm.本当にすごい 僕が思いつかないことにも挑戦する
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm100마일을 가서야 답을 깨달았습니다.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.100 миль заняло у меня, чтобы понять, что в моём сердце, в душе, я стал заключённым.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.160 kilométert kellett gyalogolnom, hogy rájöjjek, a szívemben, magamban, rab lettem.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.A durat preț de încă 100 mile să înțeleg că în inima mea, în mine, devenisem prizonier.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Det tog mig över 150 kilometer att lista ut att i mitt hjärta, i mig så hade jag blivit en fånge.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Ich brauchte 100 Milen, um herauszufinden, dass ich tief in meinem Herzen ein Gefangener war.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Il m'a fallu 160 kilomètres pour comprendre que dans mon cœur, en moi, j'étais devenu un prisonnier.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Levei 160 km a perceber que, no meu coração, dentro de mim, eu tinha-me tornado prisioneiro.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Me llevó 100 millas darme cuenta que en mi corazón, en mí, me había convertido en un prisionero.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Mi ci sono voluti 160 km per capire che nel mio cuore, dentro di me, ero diventato un prigioniero.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Trvalo 100 mil, než mi došlo, že jsem se v srdci, sám v sobě stal vězněm.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Trvalo mi 160 kilometrov, kým som zistil, že vo svojom srdci som sa stal väzňom.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Zabrało mi 100 mil, żeby zrozumieć, że w głębi serca, we mnie, stałem się więźniem.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Трябваха ми 100 мили за да осъзная, че в сърцето си, в себе си аз бях станал затворник.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümTôi đi hết cả 100 dặm rồi mới nghĩ ra là trong tôi, trong trái tim tôi,
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümלקח לי 100 מייל לברר שבלבי, בתוכי,
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümاستغرق منّي الأمر 100 ميل لأكتشف أنه في قلبي، في داخلي،
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm私は囚人になっていたのです
Bütün monopol piyasalar böyle değil tabii, ancak ben örneğimizde işi iyice uç noktaya götürdüm.Rozpatruję przypadek skrajny.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Assim os tirei da terra do Egito, e os levei ao deserto.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.A tak wywiodłem ich z ziemi egipskiej, i przyprowadziłem ich na puszczę;
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.A vyviedol som ich z Egyptskej zeme a doviedol som ich na púšť.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Così li feci uscire dall'Egitto e li condussi nel deserto
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.És kihozám õket Égyiptom földjérõl, s vivém õket a pusztába.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Et je les fis sortir du pays d`Égypte, et je les conduisis dans le désert.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.In storil sem, da so šli iz Egipta, in sem jih pripeljal v puščavo.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Ja kun olin vienyt heidät pois Egyptin maasta ja tuonut heidät erämaahan,
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.그러므로 내가 그들로 애굽 땅에서 나와서 광야에 이르게 하고
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Lalu Kubawa mereka keluar dari Mesir menuju ke padang pasir
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Og jeg førte dem ut av Egyptens land og lot dem dra inn i ørkenen.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Så förde jag dem då ut ur Egyptens land och lät dem komma in i öknen.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Så førte jeg dem ud af Ægypten og bragte dem ud i Ørkenen;
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Şi i-am scos astfel din ţara Egiptului, şi i-am dus în pustie.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Takž jsem je vyvedl z země Egyptské, a přivedl jsem je na poušť,
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Und da ich sie aus Ägyptenland geführt hatte und in die Wüste gebracht,
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Vậy ta đã làm cho chúng nó ra khỏi đất Ê-díp-tô, và đem chúng nó đến nơi đồng vắng.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Vậy ta đã làm cho chúng_nó ra khỏi đất Ê - díp-tô , và đem chúng_nó đến_nơi đồng vắng .
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm."Yo los saqué de la tierra de Egipto y los traje al desierto
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Και εξηγαγον αυτους εκ γης Αιγυπτου και εφερα αυτους εις την ερημον
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.Затова като ги изведох из Египетската земя, заведох ги в пустинята.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.И Я вывел их из земли Египетской и привел их в пустыню,
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.ואוציאם מארץ מצרים ואבאם אל המדבר׃
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.فاخرجتهم من ارض مصر وأتيت بهم الى البرية.
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.這 樣 、 我 就 使 他 們 出 埃 及 地 、 領 他 們 到 曠 野
Bu yüzden İsraillileri Mısırdan çıkarıp çöle götürdüm.這樣 、 我 就 使 他 們出 埃及 地 、 領 他 們到 曠野
Çok alçak bir yere götürdümOtřásl jsem andělem v tobě
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.Ensimmäiseen tapaamiseen Dianan kanssa -- toin listan tavoista, joita "sydämelliset" noudattavat.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.La prima întâlnire cu ea, cu Diana, mi-am adus lista cu modul de viaţă al oamenilor cordiali.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.Na moje prvo srečanje z njo, Diano -- sem prinesla svoj seznam kako živijo iskreni ljudje in sedla.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.Y en mi primera cita con Diana, llevé mi lista de cómo viven los genuinos.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.Моята първа среща с нея, Диана, занесох своя списък с начина, по който живееха всеотдайните хора и седнах.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.На первую встречу с Дианой я принесла описание того, как живут искренние люди. И я села.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.На першу зустріч з Діаною я принесла опис того, як живуть щирі люди, і я сіла.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.הפגישה הראשונה שלי איתה, דיאנה -- הבאתי את הרשימה שלי של אפיוני האנשים שחיו בלב שלם, וישבתי.
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.أول مقابلة معها ، ديانا -- أحضرت معى قائمتى الخاصة بالحياة الكاملة ، وجلست .
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.あるがままの人たちの リストを渡して座りました 彼女がまず「どうですか?」
Diana ile ilk buluşmamızda - içten kişilerin nasıl yaşadığına dair listemi de götürdüm ve oturdum.제가 제 치료사였던 다이애나를 만났던 첫날 저는 전심(全心)으로 사는 사람들은 어떻게 사는가를 적은 목록을 가지고 갔었어요.
Geçenlerde ailemi buraya götürdüm bu tip, inekler için matematiksel gezileri genellikle yaparız.J'y ai récemment emmené ma famille. On fait ce genre de voyages pour fanas de maths que ma famille adore.