gösteriyorlar ile cümle

gösteriyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
13
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Ma quello che fanno veramente è mostrare cosa sia possibile fare con la tecnologia di oggi.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Mas o que realmente fazem é demonstrar o que é possível fazer com a tecnologia de hoje.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Su tarea consiste en mostrar las posibilidades de la tecnología actual.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Όμως αυτό που πραγματικά κάνουν είναι ότι δείχνουν τι είναι δυνατόν με την τεχνολογία σήμερα.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Але насправді вони просто показують, на що здатні сучасні технології.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Однако на самом деле они просто показывают, на что способны современные технологии.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.Това, което всъщност правят е да демонстрират възможностите на съвременната технология.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.אבל מה שהם באמת עושים זה להראות מה אפשר לעשות עם טכנולוגיה היום.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.لكن في الواقع ما يقومون به هو أنهم يظهرون ما هو ممكن من التكنولوجيا اليوم.
Ama aslında yaptıkları şey bugün teknoloji ile nelerin mümkün olduğunu gösteriyorlar.何ができるかを示しているのです 一例として アルを紹介しましょう
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Ale reagují na zvuky v popředí.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Ale reagujú na zvuky v popredí.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.Aber sie reagieren auf Geräusche im Vordergrund - wie man gleich hört.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.하지만 그들은 전경의 새로운 소리에는 반응하죠. 곧 들으시게 될 겁니다.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.Tapi mereka bereaksi terhadap suara langsung.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.אבל הם מגיבים לקולות בחזית, תשמעו את זה עוד שניה.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.لكنهم يتفاعلون مع أصوات المقدمة. ستسمعون ذلك في ثانية.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar. Birkaç saniye içinde duyacaksınız.(笛の音)
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Dar reacționează la sunete proeminente.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.De az előtérben lévő zajokra reagálnak.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Maar ze reageren op voorgrondgeluiden.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Mais ils réagissent aux bruits de premier plan.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Ma reagiscono ai suoni in primo piano.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Mas reagem a sons em primeiro plano.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Men de reagerar på förgrundsljud.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Nhưng chúng phản ứng với âm thanh phía trước .
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Pero reaccionan a ruidos en primer plano.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Reagują na dźwięki w pobliżu.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Αντιδρούν όμως σε ήχους του προσκηνίου.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Але вони реагують на звуки, які попереду них.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Но они отреагируют на звуки переднего плана.
Ama önplan seslerine tepki gösteriyorlar.Но те реагират на звуци на преден план.
Ama tüccarlar küçük bir hile yapıyor; Bu atıkları 2. el ürün olarak gösteriyorlar.Αλλά οι έμποροι χρησιμοποιούν ένα απλό τέχνασμα: δηλώνουν τα απόβλητα ως μεταχειρισμένα αγαθά.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.가끔은 제7일안식교에서 온 노인 두 분이 와서 천국에 대한 만화를 보여주기도 했습니다.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Às vezes aparecem-me velhinhas da Igreja Adventista do Sétimo Dia a mostrarem-me imagens com desenhos do céu.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.A veces llegan viejitas de la iglesia Adventista del séptimo día enseñándome estas ilustraciones del cielo.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Czasem nachodzą mnie staruszki z kościoła Adwentystów Dnia Siódmego i pokazują mi komiksy z obrazkami nieba.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Joskus luonani käy vanhoja mummoja Adventtikirkosta näyttämässä minulle piirrettyjä kuvia taivaasta.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Néha idős hölgyek jönnek a Hetednapi Adventista Egyháztól a mennyországos rajzaikkal.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Občas přicházejí malé postarší dámy z Církve adventistů sedmého dne a ukazují mi kreslené obrázky nebe.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Parfois, des vieilles dames de l'Église Adventiste du Septième Jour me montrent des dessins du paradis.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Uneori am noroc de bătrânele micuțe a bisericii Adventiste care-mi arată aceste caricaturi a raiului.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.Іноді сюди заходять пані літнього віку з Церкви Адвентистів Сьомого дня, показують зображення небес.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.לפעמים מגיעות אלי זקנות קטנות מ"הכנסייה האדוונטיסטית של היום השביעי", מציגות בפני קריקטורות של גן-עדן.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.أحيانا يأتيني بعض السيدات الشابات من الكنيسة السبتية يروني هذه الصور والرسوم للجنة.
Bazen Seventh Day Adventist kilisesine mensup yaşlı teyzeler gelip bana karton cennet resimleri gösteriyorlar.天国の絵を持って来たり 雑誌の購読契約をしてくれれば 僕はギャングになったり
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Aceștia tind să se muște unul pe celălalt, de multe ori chiar fioros și de obicei pe față.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Chúng hay cắn lẫn nhau, rất hung dữ và thường là ở trên mặt.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Costumam morder-se uns aos outros, frequentemente muito ferozmente e usualmente no focinho.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.De har en tendens att bita varandra, ofta helt kraftfullt och vanligen i ansiktet.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.그들은 서로를 무는 경향이 있습니다 때론 꽤나 격렬하게, 일반적으로 얼굴을 말이죠
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Mają tendencję do gryzienia się, często dość zaciekłego i często po pyskach.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Mají sklon se navzájem kousat, často velmi zuřivě a většinou do obličeje.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Mereka cenderung saling menggigit sering dengan ganas dan biasanya pada wajahnya.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Sie beißen sich gegenseitig, oft ziemlich heftig und normalerweise im Gesicht.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Szokásuk harapdálni egymást, sokszor eléggé ádázul, és legtöbbször a pofájukon.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Tendono a morsicarsi l'un l'altro, spesso abbastanza ferocemente e sul muso.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Tienden a morderse bastante ferozmente y usualmente en la cara.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Ze hebben de neiging om elkaar te bijten. Vaak vrij woest en meestal in het gezicht.
Birbirlerini ısırma eğilimi gösteriyorlar, genellikle oldukça yırtıcı bir şekilde ve yüzlerinden.Τείνουν να δαγκώνουν το ένα το άλλο, συχνά αρκετά βιαία και συνήθως στο πρόσωπο.

İlgili Sayfalar