gösteriyor ile cümle
gösteriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ama bu yöntemlerin tümü sadece yerel etki gösteriyordu.Aceste lupte au avut însă doar importanță locală.
Bağımsız tahminler gösteriyor ki, akifer suyu 60 ila 100 yıl arasında tüketilebilirdi.Conservatorii sunt de părere că o pictură în ulei este complet uscată după 60-80 de ani.
Kaufmann'ın yaptığı deneyler, tahminlerinin yanlış olduğunu gösteriyordu.Intuițiile lui Watson s-au dovedit totuși greșite.
İlk gelen verilerden bazıları köpeğin tedirgin olduğunu; ama yemeğini yediğini gösteriyordu.A korai adatok szerint a kutya kissé izgatott volt, de evett az ételéből.
Psikoloji aşkı bilişsel ve sosyal fenomen olarak gösteriyor.A pszichológia a szeretetet egy kognitív és közösségi jelenségként írja le.
Fotoğrafları kaybolmuş bir dünyanın canlı resimlerini gösteriyordu.Képek egy eltűnt világból.
Aşağıda biraz daha karmaşık bir örnek gösteriyoruz.Alább egy tipikus példa.
Çocukken zayıftı ve sıklıkla hasta oluyordu ama buna rağmen derslerinde üstün başarı gösteriyordu.Bár jó körülmények között nevelkedett, sokat betegeskedett gyerekkorában, ennek ellenére jó tanuló volt.
Ben de onlara yeterli ilgiyi gösteriyordum.Ez rám is nagy hatással volt.
Yeni bir hayata başlama cesaretini gösteriyorlar.Elhatározta, hogy új életet kezd.
Morfolojik olarak oldukça çeşitlilik gösteriyorlar.Morfológiája rendkívül változatos.
En yükseğe zıplağı zaman tarih 22 Ağustos 2004'ü gösteriyordu.De a karrierje talán legfontosabb mérkőzése 2006 december 22-én jött el.
Arıcılık yapanların sayısı artış gösteriyor.A korniul beszélők száma növekszik.
(Rusça) ^ Bazı kaynaklar hatalı doğum tarihini gösteriyor - 28 Eylül 1899 veya 28 Eylül 1900.Useista lähteistä ilmenee virheellinen syntymäaika, 28. syyskuuta 1899 tai 1900.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Hän oli levoton, tupakoi lakkaamatta ja vaikutti liian innokkaalta tekemään hyvän vaikutelman.
Yarışmaya katılan ve liderlik tabelasında olanlar Fransız üstünlüğünü gösteriyordu.Mailman rankinglistalla kisoihin osallistuneista joukkeista korkeimmalle oli rankattu Ranska.
Farz edelim ki kütle iki çerçevede değişmesin, yukarıdaki denklikler Newton’un mekanik yasalarını gösteriyor.Redusoitu massa on efektiivinen inertiamassa Newtonin kahden kappaleen mekaniikassa.
Bu durum onun her kesimden insana hitap eden bir sanatçı olduğunu gösteriyordu.Hänen mukaansa jokaisen taiteilijan tulisi etsiä sitä.
Dış özellikleri Avrupa'daki Focke-Wulf Fw 190'la benzerlik gösteriyordu.Ulkoisesti kone muistutti Focke-Wulf Fw 190-konetta.
Fotoğrafları kaybolmuş bir dünyanın canlı resimlerini gösteriyordu.Hän maalasi siellä joitakin maalaiselämää kuvanneita teoksia.
Bu da gösteriyor ki, büyüme oranı bölgedeki diğer ülkelere göre daha hızlıdır.Tämän mukaan Maan vesi on vanhempaa kuin itse Maa.
O zamana kadar Azeri yazarlar farklı edebi topluluklarda faaliyet gösteriyorlardı.Ulkolatvialaiset toimivat sittemmin aktiivisesti erilaisissa latvialaisissa organisaatioissa.
Bu eserlerin üslubu ilkel, fakat çarpıcı bir ifade biçimiyle kendini gösteriyordu.Prototyyppi osoittautui lupaavaksi, mutta liian raskaaksi.
Sağdaki tablo, 2'ye 2'lik bir matrisin iki ihtimalini gösteriyor.Ο πίνακας στα δεξιά δείχνει δυο δυνατότητες για 2-2 πίνακες.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Ήταν ανήσυχος, κάπνιζε ασταμάτητα και φαινόταν να προσπαθεί να κάνει καλή εντύπωση.
Bu teknik olarak iki ülkenin bugünde hâlâ savaş halinde bulunduklarını gösteriyor.Οι δύο χώρες εξακολουθούν να είναι τεχνικά σε πόλεμο.
Araziler düzlüklerden dağlara kadar çeşitlilik gösteriyordu.Η εξάπλωσή της ποικίλλει από τις παραθαλάσσιες ως τις ορεινές περιοχές.
1929'da evlendiği karısı, Viyana'lı zengin bir Yahudiydi ve yerel Naziler onu şimdiden hedef gösteriyordu.Η από το 1929 σύζυγός του ήταν Εβραία βιεννέζικης καταγωγής, και θεωρούταν ήδη από τους Ναζί ως στόχος.
Bu ise sevgilisine doyamamış olduğunu gösteriyordu.Υπάρχει η υποψία ότι υπήρξε και εραστής της.
Aşağıda biraz daha karmaşık bir örnek gösteriyoruz.Υπάρχει και ένας άλλος λίγα μέτρα πιο κάτω.
Morfolojik olarak oldukça çeşitlilik gösteriyorlar.Είναι σπάνια ποικιλία μορφέα.
Ayrıca kendilerine ait mezarlıkları vardı, bu da onların uzun süre orada yaşadığını gösteriyordu.Εκεί μέσα η Φωτεινή θα ανακαλύψει τον εαυτό που είχε θάψει τόσα χρόνια.
Psikoloji aşkı bilişsel ve sosyal fenomen olarak gösteriyor.Η κοινωνιολογία της θρησκείας μελετά το θρησκευτικό φαινόμενο ως κοινωνικό.
Malezya'da birçok İsviçre şirketi faaliyet gösteriyor.Στο Ίισαλμι δραστηριοποιούνται διάφορες εταιρίες.
Bu ön çizimler, resimlerin oldukça tutkulu olacaklarını gösteriyordu.Αυτοί οι χοροί έκαναν τις εμφανίσεις της πιο εντυπωσιακές.
Ülkedeki Yahudilerin nüfusu 300,000'den 6,000'a kadar değişkenlik gösteriyordu.Ο πληθυσμός της πόλης τριπλασιάστηκε από τις 6.000 σε 18.000 κατοίκους.
Kız kardeşime fotoğrafları gösteriyorum.Δείχνω τις φωτογραφίες στην αδελφή μου.
İlk ölçümler uzaydaki kripton bolluğunu gösteriyor.De første målinger viste en overvældende mængde krypton i rummet.
Kabil'in düşüşü, harita üzerinde Taliban mevzilerinin çöküşünün başlangıcını gösteriyordu.Kabuls fald markerede begyndelsen på Talibans sammenbrud over hele landet.
Onun kişiliği Tanrı’nın gücünü gösteriyordu, yüceliği kendi yaptıklarının sonucu değil, inayetinin sonucuydu.Hun viser Guds magt, idet hendes storhed ikke skyldtes hende selv, men Guds nåde.
Ama bir bakıma kendimi çok hermafrodit gösteriyorum ve hermafroditliği seviyorum." dedi.Men på en måde fremtræder jeg på en meget androgyn måde, og jeg elsker androgyni".
2004 Ağustos'unun sonlarında son raporlar Paris ve Londra'nın 2012 oylamasında berabere olduğunu gösteriyordu.I slutningen af august 2004, forudså nogle rapporter en lige kamp mellem London og Paris.
Vichy savunma kuvvetlerini, General Armand Léon Annet yol gösteriyordu.De forsvarende Vichyfranske styrker blev ledet af Generalguvernør Armand Léon Annet.
Ama bu yöntemlerin tümü sadece yerel etki gösteriyordu.Disse kampe havde kun lokal betydning.
Yüzük savaşı zamanında, Theoden yaklaşık 30 yıldır hükümdardı, ve yaşının belirtilerini gösteriyordu.Da tiden for Ringkrigen kom havde Theoden ledt sit folk i næsten 30 år.
Kırmızıya kayma denen bu olay, galaksilerin bizden uzaklaştığını gösteriyordu.Universets udvidelse medfører at galaksernes lys rødforskydes.
Bu da 550 de bir bir olasılığa olduğunu gösteriyordu.Det fremgår heraf, at chancen for succes var 50-50.
Ben de onlara yeterli ilgiyi gösteriyordum.Jeg følte, at jeg havde en meget stor værdi.
Son araştırmalar da gösteriyor ki ateizm ABD'nin tüm eyaletlerinde artmaktadır.Undersøgelser viser, at spiritualiteten vokser over hele den vestlige verden.
Arıcılık yapanların sayısı artış gösteriyor.Antallet af asylansøgere svinger meget.
Dinlere karşı olan bu sert tutum, eğitim sisteminde de kendini gösteriyordu.Kun den opstandne selv kunne åbenbare sig for disciplene.
Türkiye'de yapılan araştırmalar Roma arabalarının sağdan, İngiltere'de ise soldan gittiğini gösteriyor.De til Japan eksporterede eksemplarer var, på trods af deres venstrekørsel, venstrestyrede.
Dış özellikleri Avrupa'daki Focke-Wulf Fw 190'la benzerlik gösteriyordu.Efter 1942 blev flyet suppleret af Focke-Wulf Fw 190.
Kabil'in düşüşü, harita üzerinde Taliban mevzilerinin çöküşünün başlangıcını gösteriyordu.Kabuls fall markerte begynnelsen på Talibans sammenbrudd over hele landet.
Araziler düzlüklerden dağlara kadar çeşitlilik gösteriyordu.Terrenget varierer fra sletter til fjell.
Vichy savunma kuvvetlerini, General Armand Léon Annet yol gösteriyordu.De Vichy-franske forsvarsstyrkene ble ledet av Generalguvernør Armand Léon Annet.
Fakat model yararlanılan, tutarlı dersleri gösteriyorsa cevap 'evet'tir.The Yes Men jobber med at løgn kan avdekke sannhet.
Şu an 93 ülkede faaliyet gösteriyor.Organisasjonen er i dag aktiv i 35 land.
Psikoloji aşkı bilişsel ve sosyal fenomen olarak gösteriyor.Således er denne diktningen en analyse av kjærligheten som psykologisk og metafysisk fenomen.
Bu da tek bir holdingin bile iflasının ekonomiyi sarsmaya yeteceğini gösteriyordu.Han fortalte også at en flyforbudssone bare vil gjøre vondt verre for befolkningen.