gösteriyor ile cümle

gösteriyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
O nazikçe saçlarını okşuyor ve o o geri geldi ne kadar mutlu gösteriyor.Hij is geobsedeerd door zijn haar en zijn uiterlijk en heeft altijd zijn gelukskam bij zich.
Ancak, deneyler bunun olmadığını gösteriyor.Experimenten hadden echter aangetoond dat deze gebeurtenis niet optrad.
Şimdiye kadar olan sonuçlar gösteriyor ki; hastalığın bir alandaki kısa vadeli etkileri çok ciddidir.Dotychczas ustalono, że krótkoterminowe efekty choroby na danym obszarze mogą być poważne.
Bu ise sevgilisine doyamamış olduğunu gösteriyordu.Wyczuwa, że coś złego przytrafiło się jej ukochanemu.
(Rusça) ^ Bazı kaynaklar hatalı doğum tarihini gösteriyor - 28 Eylül 1899 veya 28 Eylül 1900.435об—436.). (ros) Wiele źródeł wskazuje na złą datę urodzenia. — 28 września 1900.
Yeni bir hayata başlama cesaretini gösteriyorlar.Chce rozpocząć nowe życie.
Ancak, son kanıtlar Broca bölgesinin aynı zamanda dil anlamada da önemli bir rol oynadığını gösteriyor.Jednakże, ostatnie dowody wskazują na to, że ośrodek Broki odgrywa ważną rolę w rozumieniu języka.
1941 yılı Ağustos ayında Belarus'da 231 partizan grubu faaliyet gösteriyordu.Według sowieckich szacunków, w sierpniu 1941 roku działało już 231 grup partyzanckich.
Morfolojik olarak oldukça çeşitlilik gösteriyorlar.Wykazują znaczne zróżnicowanie morfologiczne.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Był niespokojny, palił bez ustanku i wydawało się, że na siłę chce zrobić dobre wrażenie.
Müzik, oyunda savaşın durumuna göre değişkenlik gösteriyor.Muzyka zmienia się dynamicznie w miarę zmian w świecie gry.
Alet "sarhoş" gösteriyor.Sekcja zwłok wykazała, że był pijany”.
Bu durum aynı zamanda II. Enternasyonal’in sonunun geldiğini gösteriyordu.Był to tym samym koniec żandarmerii wojskowej II Rzeczypospolitej.
Asıl faaliyet alanı voleybol olan kulüp, ayrıca yelken ve briç dallarında da faaliyet gösteriyor.Klub sportowy głównego oddziału jest siatkówka, ale jest również aktywny w żeglarstwo i most.
Bu aygıt, Güneş'in, Ay'ın ve beş gezegenin gökyüzündeki konumlarını gösteriyordu.Obserwował on ruch Słońca, Księżyca i pięciu planet.
Diğer teorilerde bunun kimlik görevi olduğunu gösteriyor.Specjalizuje się w teorii szeregowania zadań.
Dış özellikleri Avrupa'daki Focke-Wulf Fw 190'la benzerlik gösteriyordu.Montowano go między innymi w Focke-Wulf Fw 190.
Bu teknik olarak iki ülkenin bugünde hâlâ savaş halinde bulunduklarını gösteriyor.Na mocy porozumienia do dziś oba państwa koreańskie formalnie znajdują się w stanie wojny.
Son zamanlardaki yayınları teolojik alanlara tekrar ilgi duyduğunu gösteriyor.Obaj twierdzili bowiem, że tyran jest znów zainteresowany filozofią.
Daha önceleri Çevre Mühendisleri İMO büyesinde faaliyet gösteriyorlardı.Początkowo formacja przeprowadzała próby w garażu.
Bunlar kümenin orta yaşta olduğunu gösteriyor.Świadczy o tym zachowywanie średniówki.
CDU'nun kardeş partisi olan CSU, güneydeki Bavyera eyâletinde faaliyet gösteriyor.Siostrzana partia CSU działa tylko na terenie Bawarii.
İşte bu nasıl kontrol ettiklerini gösteriyor.Opracowano sposób jej weryfikacji.
O nazikçe saçlarını okşuyor ve o o geri geldi ne kadar mutlu gösteriyor.Han stryker henne varsamt över håret och visar hur glad han är över att hon kom tillbaka.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Han var rastlös, rökte oavbrutet och verkade för angelägen om att göra ett gott intryck.
Aşağıda biraz daha karmaşık bir örnek gösteriyoruz.Låt oss nu ta ett lite mer omfattande exempel.
2004 Ağustos'unun sonlarında son raporlar Paris ve Londra'nın 2012 oylamasında berabere olduğunu gösteriyordu.I slutet av augusti 2004 sade rapporter som förutspådde dött lopp mellan London och Paris.
Pul "SVERIGE" yazılı bir armayı gösteriyordu.Samtidigt genomgick Sverige den s.k. reduktionen.
Arıcılık yapanların sayısı artış gösteriyor.Andelen drabbade ser ut att öka.
İktisadi faaliyetlere, yöreye ve mevsimlere göre de ufaklık ihtiyacı değişiklik gösteriyordu.Även för löjtnanter, kaptener och majorer innebar reformen befordran till en högre grad.
İtalya’da durum eyaletten eyalete farklılık gösteriyordu.Med andra ord hade Italia en särställning gentemot provinserna.
Morfolojik olarak oldukça çeşitlilik gösteriyorlar.Den morfologiska mångfalden är ganska hög.
Çeşitli kanıtlar bu cinayetin Çikatilo ile bağlantısı olduğunu gösteriyordu.Mycket tyder på att det rörde sig om ett självmordsförsök.
(Yapılan deneyler gluonun kütlesinin birkaç MeV/c2 den daha az oması gerektiğini gösteriyor.)(Lyssna (info)) Hur mycket eller lite en katt jamar varierar mellan individer.
Yeni bir hayata başlama cesaretini gösteriyorlar.De kommer överens om att starta ett nytt liv tillsammans.
Dış özellikleri Avrupa'daki Focke-Wulf Fw 190'la benzerlik gösteriyordu.Dessutom licenstillverkades Focke-Wulf Fw 190.
Hiç evlenmedi ama günlüğü gösteriyor ki bazı ilişkileri vardı.Hon gifte sig aldrig, men hade flera kärleksaffärer.
Aşağıda biraz daha karmaşık bir örnek gösteriyoruz.Нижче буде наведено складніші приклади.
Sağdaki tablo, 2'ye 2'lik bir matrisin iki ihtimalini gösteriyor.Таблиця праворуч показує два варіанти для матриць 2-на-2.
Weltzeituhr (Dünya saati) dünyanın çeşitli şehrilerindeki saatleri gösteriyor.Світовий годинник — це годинник, який показує час у різних містах світу.
Sarhoş olmayan her 999 kişiden 50 kişi de alkolmetre yanılıyor ve sarhoşluk gösteriyor.Для 50 з 999 водіїв, індикаторна трубка хибно показує, що вони п'яні.
Morfolojik olarak oldukça çeşitlilik gösteriyorlar.Досить різноманітний за морфологією ряд.
Yeni bir hayata başlama cesaretini gösteriyorlar.Він вирішує розпочати зовсім нове життя.
Küresel yıldız kümeleri için tipik sonuçlar gösteriyor ki, 12.7 milyar yıl olacak kadar yaşlı olabilirler.У результаті обчислень встановлено, що типовий вік кулястих скупчень може сягати 12,7 млрд років.
Bu ise sevgilisine doyamamış olduğunu gösteriyordu.Він і не підозрював, що це колишня кохана Ела.
Malezya'da birçok İsviçre şirketi faaliyet gösteriyor.Багато данських компаній утворили в Литві дочірні підприємства.
Bu tanım şu gerçeği gösteriyor ki; kuantum mekaniği etkileri bu kuantum-alan ölçeğinde önemlidir.Вони продемонстрували, що передбачення квантової механіки в цьому аспекті справедливі.
Sağdaki şekil bu açılımın özel bir halini gösteriyor.Позиція зліва є яскравим прикладом цього.
Orkestra çok zaman hizmet edici işlev gösteriyor.Співачка багато часу приділяє благодійній діяльності.
Tarihler 11 Ekim 1967’yi gösteriyordu.Сезон стартував 11 жовтня 1967.
Burun boşluğu lateral duvarı, pozisyonda etmoid kemik gösteriyor.Бокова стінка носової порожнини, показана позиція етмоїдальної кістки.
Ukrayna İsyancı Ordusu, İkinci Dünya Savaşı öncesinde de Sovyetler Birliği'ne karşı faaliyet gösteriyordu.Організованого переселення українців не існувало до Другої світової війни.
Yüzük savaşı zamanında, Theoden yaklaşık 30 yıldır hükümdardı, ve yaşının belirtilerini gösteriyordu.Za časů Války o Prsten byl Théoden na trůně téměř 30 let a první znaky stáří se už začaly objevovat.
Bu hâl artık senin hizmetinin tamam olduğunu gösteriyor."Prosím, potvrďte, že je vše v pořádku."
Bu da söz konusu sivrizekânın aynı zamanda yalancı olduğunu gösteriyor.Zároveň věc označila jako podvod na čtenáře.
Bu iplikçikler, etkileşim sonucu oluşan gelgit kuruklarını gösteriyor olabilir.Protože tyto buňky produkují hlen, může se projevovat výtoky.
Sonuç olarak bu senaryo 0.8% olasılıkla yangının söndürülemediği durumu gösteriyor.U asi 0,5 % případů se objeví svalová slabost ústící v neschopnost pohybu.
Öneri, Sandal Bedesteni'ni metro istasyonu olarak gösteriyordu.Turné zahrnovalo kapelu Metro Station jako předskokany.
Huzursuzdu, sürekli sigara içiyordu ve iyi bir izlenim bırakmak için fazlasıya gayret gösteriyor gibiydi.Nu avea stare, fuma încontinuu și părea mult prea preocupat cu a face o impresie bună.
Arıcılık yapanların sayısı artış gösteriyor.Numărul total al protestanților este în creștere.

İlgili Sayfalar