göstergesi ile cümle
göstergesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece onun yeryüzündeki varlığının bir göstergesiydi.Pas later werd de aanwezigheid ervan op aarde ook aangetoond.
Eğlenceye ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir.Er was veel aandacht voor vermaak.
Bu karşılaştırma bir türün henüz yavru iken ne kadar öğrenebildiğinin bir göstergesidir.Dit geeft aan hoeveel een soort leert als hij jong is.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Dit was de eerste open oorlog bij de Mongolen onderling, en luidde het einde in van het verenigde rijk.
Bunun tarihteki ciddi bir kırılma olduğunun açık bir göstergesidir.Ze constateren meteen dat er iets ernstig mis is gegaan in het verloop van de geschiedenis.
Onun ortaya çıkması, gür yağmur ve bol ürün olacağının göstergesidir.Hierdoor staat het onder invloed van regenwater is het zeer zuur en voedselarm.
Bunun en makbul göstergesi imtihan sonucu elde edilen diplomadır.Zawdzięcza to przede wszystkim dobrym wynikom egzaminu maturalnego.
Bunun göstergesi sadece içte değil dış cephede de görülebilir.Warto zaznaczyć, że eksponaty oglądać można nie tylko z przodu i z boku, ale również z góry.
Bu koşullar aslında cemiyetin idealindeki kadın biçiminin bir göstergesiydi.I to był tak naprawdę przełom w męskiej modzie.
Temel olarak "/", komut göstergesidir.Symbol „–” oznacza informację dla porównania.
Bu Suriye'de, özellikle Kobani'de olanlara büyük önem verdiğimizin göstergesi." demiştir.Jesteśmy przerażeni, tak jak reszta narodu, tym co miało miejsce wczoraj w Colorado".
Bir uzlaşma göstergesi olarak, vergiler % 4,5'dan % 2,5'a düşürüldü.Som en kompromiss sänktes skatterna från 4,5 % till 2,5 %.
Ardından, diskte düzensizlikler bulunmuştur ve bu da gezegensel cisimlerin varlığının göstergesidir.Man har observerat oregelbundenheter i skivan, vilka kan peka på närvaron av planetkroppar.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Detta märks på hennes krafter och förmågor.
Ortak Denetleme Standardi ISO 19011 bunun gostergesidir.En sådan standard är ISO 19011.
Bir önceki seçimde %35 olan oy oranını % 41'e yükseltmesi bunun göstergesiydi.Deltagandet på drygt 53 procent i den första folkomröstningen ansågs vara relativt högt.
Eğlenceye ne kadar önem verildiğinin bir göstergesidir.Underhållningens betydelse underströks tidigt.
Sağlıklı ve canlı renkteki bir ibik, bir hayvanın sağlıklı olduğunun göstergesidir.En lång och mörk man är ett tecken på ett livskraftigt djur.
AFK göstergesi.Se förklaring nedan.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.На цьому ґрунтувалась одна з граней його таланту і його знань.
Duman dedektörü, tipik bir yangın göstergesi olan dumanı algılayan bir cihazdır.Сигналізатор диму є пристроєм, який сприймає дим, зазвичай, як показник пожежі.
Bunun göstergesi sadece içte değil dış cephede de görülebilir.Це проявляється не тільки внутрішньо, але й зовні.
Bir uzlaşma göstergesi olarak, vergiler % 4,5'dan % 2,5'a düşürüldü.Bylo proto sjednáno kompromisní řešení zahrnující snížení daňové sazby ze 4,5 procent na 2,5 procenta.
Ağır öğelerin oranı ayrıca yıldızın bir gezegen sisteminin olması olasılığının da bir göstergesi olabilir.Podíl těžkých prvků může také naznačovat, že hvězda má planetární systém.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.My se pouze domníváme, máme určitou víru.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.Po pěti až sedmi hodinách letu nejevila známky života.
Bu da bir kesinliğin göstergesidir.Dokažme jednoznačnost řešení.
Sınıf farklılığının bir göstergesidir.Sáblíková rozdílem třídy.
Uluslararası işbirliği göstergesi, bir kurumun uluslararası tanınırlığını ölçmeyi hedeflemektedir.Existuje debata o tom zda by stupeň mezinárodního uznání měl být zařazen jako kriteriu státnosti.
Kişinin hayatta oluşunun göstergesi.Pouhý odraz naší bytosti v hlavách jiných.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Acesta este sensul său profund.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Acesta a fost primul război deschis între mongoli și a semnalat sfârșitul imperiului unit.
Bu durum, yaz mevsimi olduğunun göstergesidir.Atunci face impresia, că ar fi apărut vara.
Bu da bir kesinliğin göstergesidir.Îndoiala înseamnă, deci, o certitudine.
Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle sayısı olmaktaydı.Importanța unui boier creștea odată cu numărul de sclavi pe care îi deținea.
Uçuşun beş ila yedinci saatlerinden itibaren uzay aracından gelen canlılık göstergesi kalmamıştı.După 5-7 ore de la lansare, nu au mai fost recepționate semne de viață din modulul de zbor.
Kişi başına GSYİH, sıklıkla bir ekonomideki yaşam standardının bir göstergesi olarak kullanılır.Succesiunea anotimpurilor este adesea folosită ca o metaforă pentru viața însăși.
Bu ise, finansal araçların satın alınması üzerine bir anlaşma yapıldığının göstergesidir.Cumpărarea se referă la procesul de achiziționare a unor produse.
Merkezi saat dilimi üzerinde senkronize olan bir gün/gece göstergesi de bilgileri tamamlar.Un indicator zi/noapte sincronizat pe fusul central completează informația.
Yel girmesi kavramı bu anlayışın en belirgin göstergesidir.Origins este fără îndoială cea mai bună repetiție a acestei formule.
Japonca josei kelimesi sadece "dişi" anlamına gelir ve cinselliğin doğrudan bir göstergesi değildir.În Japoneză, cuvântul josei înseamnă "femelă" și nu are nici o conotație legată de manga.
(Magie, 1950: 132) Bu dönemden kalan sikkeler bunun birer göstergesidir.(Însemnări postume 1914-1951) Dacă ceva este bun, este și divin.
Zenginlik göstergesiydi.A gazdagodás útján.
Sınıf farklılığının bir göstergesidir.Tanításának lényege ezek különbsége.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Emellett saját erejéből és tehetségéből írónő.
İniş modu göstergesinin ibresi hareket ediyor.A leszállásjelző műszer kijelzője él.
Dil, düşünce ve zekânın bir göstergesidir.A nyelv a gondolkodásnak, a kommunikációnak és a kifejezésnek az eszköze.
Bu durum olası bir çatışma beklentisinin açık bir göstergesiydi.Tämä merkitsi, että odotettavissa oli avoin konflikti.
Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle sayısı olmaktaydı.Perheen varallisuutta osoitti sen omistamien orjien määrä.
Ayakkabı bile bir kişinin toplumsal konumunun göstergesiydi.Pukeutuminen myös on ollut merkittävä yhteiskunnallisen aseman tunnus.
Kişinin hayatta oluşunun göstergesi.Elävän olemassaolomme perusta.
Büyük ölçekli yapıların bir başka göstergesi “Lyman-alpha forest”dır.Άλλη μια ένδειξη δομής μεγάλης κλίμακας είναι το "δάσος Lyman-alpha".
Bu nişan onların mebus olduklarının bir göstergesiydi.Ακόμη και η κηδεία του ήταν μια απόδειξη του πάθου του για τις μηχανές.
AFK göstergesi.Indica και var.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.Είμαι πράγματι συγκινημένος για την μεγάλη εμπιστοσύνη που μου έχετε δείξει.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Σ΄αυτές περιγράφονται ανθρώπινες ιδιότητες και χαρακτήρες.
Fizikî güzelliğin kuvvetli bir göstergesi, yaygınlık ve eş arama davranışıdır.Ένας σταθερός δείκτης της φυσικής ομορφιάς είναι η κοινοφιλία ή μετριότητα.
Risk göstergesinin direk değişimi riske ait sonucu illaki değiştirmez.Τυχόν ερωτήματα σχετικά με την τάση αυτοκτονίας δεν φαίνεται να αυξάνει τον κίνδυνο.
Bu sıralarda yaptığı Türkiye ziyareti de bunun bir göstergesidir.Hvilken vægt Tyrkiet blev tillagt den gang kan overraske i dag.
Çeşitli ve dallı budaklı sütun süslemeleri bu tarzın göstergesidir.Værker af højst forskelligt indhold og stil hører herhen.