göstergesi ile cümle
göstergesi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Ayakkabı bile bir kişinin toplumsal konumunun göstergesiydi.Les atours vestimentaires sont une indication visible de la position d'un individu au sein de la société.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.C'est un signe de la grande confiance dont il jouit déjà.
Görünen iç çamaşırı, sosyal bir yersizlik göstergesiydi.Sa tenue vestimentaire témoigne d'une réussite sociale.
Bu nişan onların mebus olduklarının bir göstergesiydi.La cartographie a été un des moteurs de celle-ci.
Bu durum, yaz mevsimi olduğunun göstergesidir.C’est ainsi que, timidement, apparut la saison d’été.
Bu tipte bir şerit onun son zaman göstergesi, H5’e uygundu.Le message des paroles définit bien la période qu'elle a connue après les L5.
Bir qilinin ortaya çıkışı iyiye işaret olarak kabul edilir ve bir tür şans göstergesidir.Le passage heureux par un risque d'exposition est un signe de bon augure.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Elles portent aussi la marque de ses convictions personnelles ainsi que de sa grande intelligence.
Kişi başına GSYİH, sıklıkla bir ekonomideki yaşam standardının bir göstergesi olarak kullanılır.Ce taux est souvent utilisé comme un indicateur du niveau de santé dans un pays.
Kendi başına yemek yiyememe, tuvalete gidememe sonlara yaklaşıldığının göstergesidir.Les planches s'accumulent qu'il en oublie de manger ou d'aller aux toilettes.
Büyük ölçekli yapıların bir başka göstergesi “Lyman-alpha forest”dır.Otro indicador de la estructura a gran escala es el 'bosque alfa de Lyman'.
Bu karşılaştırma bir türün henüz yavru iken ne kadar öğrenebildiğinin bir göstergesidir.Esto indica cuánto aprendizaje una especie acumula cuando es joven.
Chromium'a birlikte bir hesap makinesi, saat, batarya göstergesi ve ağ durum göstergesi geliyor.Chromium OS proporciona un reloj, indicador de batería y el indicador de estado de la red.
Kendi başına yemek yiyememe, tuvalete gidememe sonlara yaklaşıldığının göstergesidir.Ni siquiera le enseñó a comer o a ir al baño por sí sola.
Japonca josei kelimesi sadece "dişi" anlamına gelir ve cinselliğin doğrudan bir göstergesi değildir.En japonés, la palabra josei significa solamente "femenino" y no presenta ninguna connotación sexual.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Esta fue la primera guerra abierta entre mongoles, lo cual selló el fin del Imperio mongol unificado.
Sürülerin fazlalığı gücün ve zenginliğin göstergesi sayılmıştır.Las vacas constituían una fuente de riqueza y orgullo para las familias.
Bu da ikinci albümün yayınlanacağının göstergesi oldu.Otra razón puede ser que se trataba del vigésimo álbum.
Bu alanda meydana gelen depremler tektonik aktivitesinin halen devam ettiğinin göstergesidir.De la misma manera los sismos demuestran la actividad tectónica del territorio.
Para değer denkliğinin bir göstergesi olarak değer ölçütü, değişim ve saklama aracı olarak kullanılır.Empieza por describirla como unidad dialéctica de valor de uso y valor de cambio.
Bilimsel araştırmalara göre bir toplumun kalkınma seviyesinin bir göstergesidir.La investigación científica es una visión de una empresa a gran escala.
Ayakkabı bile bir kişinin toplumsal konumunun göstergesiydi.Anche le calzature indicavano lo status sociale di una persona.
Büyük ölçekli yapıların bir başka göstergesi “Lyman-alpha forest”dır.Un altro indicatore della struttura a grande scala è la foresta Lyman-alfa.
Artan çocuk ve bebek ölüm oranları bunun acı bir göstergesidir.L'uccisione di donne e fanciulli si dimostrò un grave errore.
Bu olay, Aksuh'un imparatorluk ailesi ile ne kadar iç içe olduğunun göstergesidir.L'episodio è comunque indicativo di quanto Axuch era integrato nella famiglia imperiale.
Bunun en makbul göstergesi imtihan sonucu elde edilen diplomadır.Sembra essere un passaggio un po' impacciato del diploma.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Questa fu la prima guerra aperta fra Mongoli e segnò la fine dell'Impero unito mongolo.
Merkezi saat dilimi üzerinde senkronize olan bir gün/gece göstergesi de bilgileri tamamlar.Un indicatore giorno/notte sincronizzato sul fuso centrale completa l'informazione.
İngilizce Visual Approach Slope Indicator (Görerek Yaklaşma Eğim Göstergesi) kavramının akronimidir.Un'altra invenzione inglese fu l'indicatore glide-slope ("piano di planata).
Kültürün maddesel ögelerinden olan kıyafetler, yaşam biçiminin de göstergesidir.Anche la maschera protettiva per il volto è di materiale conduttivo.
Bu gerçekten giderek belirgenleşen deliliğinin bir göstergesidir.Это уже свидетельствует о некотором просветлении.
Bu belli bir inanca sahip olduklarının göstergesidir.Таков у них исконный способ гадания.
Büyük ölçekli yapıların bir başka göstergesi “Lyman-alpha forest”dır.Такой феномен получил название «лес Лайман-альфа» (англ. Lyman-alpha forest).
Bunun göstergesi sadece içte değil dış cephede de görülebilir.Это проявляется не только внутренне, но и внешне.
Chromium'a birlikte bir hesap makinesi, saat, batarya göstergesi ve ağ durum göstergesi geliyor.Chromium содержит также калькулятор, часы, индикатор заряда батарей и индикатор статуса сетевого соединения.
Ardından, diskte düzensizlikler bulunmuştur ve bu da gezegensel cisimlerin varlığının göstergesidir.Впоследствии в диске были найдены неоднородности, которые могут указывать на присутствия планетных тел.
Sağlıklı ve canlı renkteki bir ibik, bir hayvanın sağlıklı olduğunun göstergesidir.Матовая и тусклая шерсть говорит о том, что животное нездорово.
Akü deşarj olurken, hidrojen basıncı düşer ve güvenilir bir şarj göstergesi sağlar.По мере разряда аккумулятора давление водорода падает, обеспечивая надёжную индикацию степени разряда.
Bu da ikinci albümün yayınlanacağının göstergesi oldu.Также Sido сказал, что возможно будет выпущена вторая версия альбома.
Barok döneminde füg yazımı bestecilik uzmanlığının bir göstergesi olarak bestenin esas öğesi haline gelmiştir.Со временем качество интро стало восприниматься как один из признаков мастерства группы.
Zenginlik göstergesiydi.Отношение к богатству.
Güçlü ve büyük bir otomobil sahibi olmak halk kitlelerinden ayrılmanın bir göstergesi hâline gelir.وأن تكون صاحب سيارة كبيرة وقوية جعل هناك فوارق بين طبقات المجتمع.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.وهذا يدل على مقدار قوتهم وعظمتهم.
Ağır öğelerin oranı ayrıca yıldızın bir gezegen sisteminin olması olasılığının da bir göstergesi olabilir.نسبة العناصر الثقيلة يمكن أيضا ان تشير إلى احتمالية ان النجم لديه نظام كواكب.
Bu Suriye'de, özellikle Kobani'de olanlara büyük önem verdiğimizin göstergesi." demiştir.انهم قلقون خصوصا من قبل ما يحدث في ليبيا،".
Akü deşarj olurken, hidrojen basıncı düşer ve güvenilir bir şarj göstergesi sağlar.عندما تفرغ البطارية ينخفض ضغط الهيدروجين ويعطي حالة مستقرة لحركة التيار.
Duman dedektörü, tipik bir yangın göstergesi olan dumanı algılayan bir cihazdır.كاشف الدخان هو جهاز يتحسس للدخان، عادةً يشير إلى وقوع حريق.
Bu da bir kesinliğin göstergesidir.وهذه نتيجة الأمان.
Fransız Devrimi de bu dönüşün en önemli göstergesidir.وكانت الثورة الفرنيسية أحد نتائج هذا القكر.
Ayrıca bunun ''sanatsal birliğin bir göstergesi'' olduğunu belirtti.على سبيل المثال، يمكن القول "كان أداء الفرقة الموسيقية جميلًا".
Gerçekten de şehir bir Osmanlılık göstergesi olarak sayısız türbe ve camiye sahiptir.ويوجد في المدينة الكثير من الجوامع والمساجد التي تضفي عليها الطابع الإسلامي .
Eski Nokia MAC 8532 lazerli mesafe göstergesi Finlandiya kıyı topçuları tarafından kullanılmıştır.Nokia MAC 8532 laser, utilizado pela artilharia costeira finlandesa.
İyi hazırlanmış yoğurt, prestij göstergesi olarak kabul edilmektedir.Um iogurte de iaque bem preparado é considerado um item prestigioso na gastronomia local.
Pakistan'da fes, Hilâfet yanlılığının göstergesidir.No Japão, cruzar os braços é um sinal de desavença.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Eles são usados para determinar as habilidades e as perícias dos personagens.
Bu da ikinci albümün yayınlanacağının göstergesi oldu.Está planeado, ainda, o lançamento de um segundo álbum.
Zaman zaman zengin kesimin nüfuz göstergesi, yanında bulundurduğu köle sayısı olmaktaydı.O status social de um homem era medido em função do número de escravos que possuía.
Bu olay, Aksuh'un imparatorluk ailesi ile ne kadar iç içe olduğunun göstergesidir.O episódio é indicativo da integração de Axuco dentro da família imperial.
Görünen iç çamaşırı, sosyal bir yersizlik göstergesiydi.As vestimentas dos astecas eram um meio de demonstrar a posição social.
Bu ilk Roma pelerinin basit bir göstergesiydi.É há muito tempo a base da comida romanhola.