gösteren ile cümle
gösteren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Orta Güney ABD ve Kuzey Meksika'da yayılım gösteren endemik türdür.Razmnožuje se v jugozahodniem delu ZDA in Mehike.
Bütün farklılık gösteren diğer akideler sapkınlık olarak kabul edildiler.Vsi, ki so drugačni, so zapostavljeni.
Başlangıçta utangaç ve kendini yalandan kekeme olarak gösteren biriydi.Pradžioje tai buvo panieką ir gėdinimą reiškiantis žodis.
Saldırgan tavırlar gösteren köpekbalıklarına karşı dikkatli olunmalıdır.Atkemšant gazuotus gėrimus reikia būti dėmesingiems.
Çirkini güzel gösteren, kabalığı hafifleten kinayeler.Tinkamiausi įmirkę, rūgštūs dirvožemiai.
Okulun, en düşük performans gösteren öğrencilerinden oluşan sınıfa öğretmen olarak atandı.Gavo stipendiją kaip vienas iš gabiausių studentų.
18 saat içerisinde biletlere ilgi gösteren hayran sayısı ise iki milyondur.Mėnesius simbolizuojančių aditjų yra 12.
Uterqüe İspanya merkezli Inditex grubu bünyesinde faaliyet gösteren şirket.Tuo pačiu principu dirba ir pagrindinė kompanijos varžovė „Inditex“.
Ergenlik ve menarştan sonra artış gösteren doğurganlık, yaş ilerledikçe düşüş göstermeye başlar.Moters biologinis gebėjimas pastoti ir pagimdyti su amžiumi mažėja.
Teşkilatı daha bütünlük gösteren sıkı bir organizasyona sahip kılmıştır.Rūmai taip pat turi vidinę komitetų, skirtų tam tikrai siauresnei sričiai, struktūrą.
Bununla beraber bu belge onun yaşadığını gösteren en iyi kanıt olarak kabul edilmektedir.See on siis tema tunnistuse parim seletus.
14. tablet: Ayın görünme süresini gösteren bir çizelge."14" memorandumi nimes tähistab aastaarvu.
Teşkilatı daha bütünlük gösteren sıkı bir organizasyona sahip kılmıştır.Selline rühm valitseb kindlat vastutusala laiema organisatsiooni sees.
Fransa, etnik açıdan geniş çeşitlilik gösteren bir ülkedir.Ameerika Ühendriigid on etniliselt väga mitmekesine maa.
Sağlık sorunlarını gerekçe gösteren iki sanık da duruşmada yer almadılar.Kumbki mees halvale tervisele viidates kohtusse ei ilmunud.
Bu madde, "1000 kişiye düşen motorlu araç sayısını gösteren ülkeler listesidir".Autostumistase näitab sõiduautode arvu 1000 elaniku kohta.
Antibiyotik tedavisi ilaçlara kötü reaksiyon gösteren yetişkinlere verilmeyebilir.WHO ei soovita antidepressante laste puhul ega täiskasvanute kerge depressiooni raviks.
Bu şekilde çarpıklık gösteren anakütleler pratikte çok nadir bulunabilirler.Smart arvab, et niisugune lahkarvamus saab tegelikult tekkida vähestel juhtudel.
Almanya'da etkinlik gösteren bu parti, başarıya ulaşmış ilk Yeşiller partisidir.Vastlamängud (saksa Fastnachtsspiele) olid esimesed saksa ilmalikud näidendid.
Green Day'in en iyi liste başarısı gösteren albümüdür.Tegemist on Green Day kõige kuulsama varajase loominguga.
Bunu takyonların varlığına delil olarak gösterenler vardır.Sellest annab tunnistust imihäälikute olemasolu.
Çeyrek finale kadar çıkma başarısı gösteren Eugenie Jelena Janković'e elenmekten kurtulamadı.Uffe Ellemann-Jensen isegi ei püüdnud oma poliitiliste kaotuste tõttu saadud pettumust varjata.
1869'dan günümüze görev yapmış Giresun Belediyesi başkanlarını gösteren listedir.Pärnu linnapeade loend on Pärnu linnapeade loetelu aastast 1879.
Ursula , 2003'ten 2007'ye kadar faaliyet gösteren eski Estonyalı bir alternatif rock grubu .Ursula oli Eesti alternatiivroki ansambel, mis tegutses aastatel 2003 kuni 2007.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.20세기에 과학자들은 빛이 입자처럼 행동하는 것을 보여주는 실험을 했습니다.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.En el siglo XX, científicos idearon experimentos que parecían mostrar que la luz actuaba como partícula.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.Nel 20° secolo gli scienziati fecero esperimenti che mostrarono che la luce si comporta come una particella.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.No século XX, os cientistas fizeram experiências que parecem demonstrar que a luz age como uma partícula.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.Trong thế kỉ 20, các nhà khoa học đã làm các thí nghiệm chứng ming rằng ánh sáng hoạt động giống hạt.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.V 20. století provedli vědci experimenty, které ukazují, že se světlo chová jako částice.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.Στον 20o αιώνα οι επιστήμονες διεξήγαγαν πειράματα όπου το φως έμοιαζε να συμπεριφέρεται ως σωματίδιο.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.В 20-м веке учёные провели эксперименты, которые выявили, что свет ведёт себя как частица.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.През 20 век учените направиха експерименти, които показват как светлината действа като частица.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.במאה ה20, מדענים ערכו ניסויים שנראה שהוכיחו שאור מתנהג כמו חלקיקים.
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.في القرن العشرين، أجرى العلماء سلسلة من التجارب أظهرت أن الضوء يمكن أن يتصرف مثل الجزيئات
20.yüzyılda bilim adamları, ışığın parçacık gibi davrandığını gösteren deneyler yaptı.光が粒子のように振舞うということも 分かったのです 例えば 光を金属にあてると
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.33이 그런 지점이었고 그 사람들은 한 단계 더 나아간 사람들이에요.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.יש שיא ב-33. אלה האנשים שעושים רק שלב אחד.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.هناك ارتفاع في رقم 33. هؤلاء النّاس فكّروا خطوة واحدة.
33'te bir sivrilik var. Bunlar bir adımlık düşünsel faaliyet gösterenler.そして 次の山は 22で見えます
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Deixe-me desenhar outra propriedade dos ângulos das linhas que se interceptam.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Fammi disegnare un'altra proprieta' degli angoli di rette che si intersecano.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.자 그러면, 교차하는 두 선이 만드는 각의 성질에 대해서 배워보겠습니다
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Még egy tulajdonságát rajzolom fel a szögeknek, egymást metsző egyenesekkel.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.On va voir maintenant une autre propriété des angles.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Pozrime sa na ďalšiu vlastnosť uhlov v priesečníku priamok.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Tak więc... Narysuję inną właściwość kątów pomiędzy przecinającymi się prostymi
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Teď nakreslím další vlastnost úhlů dvou protínajících se přímek.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Другият начин. нека ви нарисувам още едно множество от ъгли, образувани при пресичането на две прави
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.Теперь другой пример. Давайте я покажу другое свойство углов при пересекающихся прямых.
Açıların bir başka özelliğini gösteren bir resim çizeyim.دعوني ارسم خاصية اخرى للزوايا التي تقاطع الخطوط
Afrika'daki eşcinsellere yönelik yasal cezaları gösteren bir harita.Cette carte montre les peines encourues par les homosexuels en Afrique.
Afrika'daki eşcinsellere yönelik yasal cezaları gösteren bir harita.Die Karte zeigt die Strafen, die auf Schwule und Lesben in Afrika abzielen.
Afrika'daki eşcinsellere yönelik yasal cezaları gösteren bir harita.Een kaart waarop de verschillende straffen voor homo's en lesbiennes in Afrika te zien zijn.
Afrika'daki eşcinsellere yönelik yasal cezaları gösteren bir harita.Mapa que muestra las penalidades contra gays y lesbianas en África.
Ama bence yapabileceklerimiz hakkında bize bir şeyler gösteren bazı gerçekleri göz ardı ediyoruz.Aber wir übersehen hier gewisse Fakten, die uns etwas darüber sagen, was wir tun können.
Ama bence yapabileceklerimiz hakkında bize bir şeyler gösteren bazı gerçekleri göz ardı ediyoruz.Cred că ignorăm anumite lucruri care ne spun ceva despre ce putem face.
Ama bence yapabileceklerimiz hakkında bize bir şeyler gösteren bazı gerçekleri göz ardı ediyoruz.하지만 우리는 지금 할수 있는 것들에 대한 사실들을 무시하고 있다고 생각합니다.
Ama bence yapabileceklerimiz hakkında bize bir şeyler gösteren bazı gerçekleri göz ardı ediyoruz.Maar volgens mij willen we bepaalde feiten niet zien die ons iets vertellen over wat we kunnen doen.
Ama bence yapabileceklerimiz hakkında bize bir şeyler gösteren bazı gerçekleri göz ardı ediyoruz.Mais je pense que nous ignorons certains faits qui nous disent quelque chose sur ce que nous pouvons faire.