görmez ile cümle
görmez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.in ko jih je bila ugledala, se je razvnela v ljubezni do njih, in je poslala sporočnike k njim v Kaldejo.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.I pałała miłością ku nim, ujrzawszy ich oczyma swemi, a wyprawiła posłów do nich do ziemi Chaldejskiej.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.I zahořela k nim z pohledění očima svýma, a vyslala posly k nim do země Kaldejské.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.그가 보고 곧 연애하여 사자를 갈대아 그들에게로 보내매
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.la cea dintîi privire, şi le -a trimes soli în Haldea.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.niin hän silmän näkemältä sai himon heihin ja lähetti lähettiläitä heidän luoksensa Kaldeaan.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.Nó phải lòng chúng, mới thấy lần đầu, thì sai sứ giả đến cùng chúng nó trong Canh-đê.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.Nó phải_lòng chúng , mới thấy lần đầu , thì sai sứ_giả đến_cùng chúng_nó trong Canh-đê .
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.Por ellos ardió en deseo con sólo verlos, y les envió mensajeros a Caldea
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.så kom hun i Brynde for dem, så snart hun fik Øje på dem, og hun sendte Bud til dem i Kaldæa:
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.zahorela chlipnou ľúbosťou oproti nim pri pohľade svojich očí a poslala k nim poslov do Chaldejska.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.она влюбилась в них по одному взгляду очей своих и послала к ним в Халдею послов.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.щом ги видя, тя залудя за тях, и изпрати посланици при тях в Халдея.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.ותעגב עליהם למראה עיניה ותשלח מלאכים אליהם כשדימה׃
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.عشقتهم عند لمح عينيها اياهم وارسلت اليهم رسلا الى ارض الكلدانيين.
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.阿 荷 利 巴 一 看 見 就 貪 戀 他 們 、 打 發 使 者 往 迦 勒 底 去 見 他 們
Oholiva görür görmez onlara gönül verdi, Kildan ülkesine ulaklar gönderdi.阿荷利巴 一 看 見 就 貪戀 他 們 、 打發 使者 往迦勒底 去 見他們
Olan biteni görmezden geldiler diyebiliriz.On peut dire que le MIT a fermé les yeux, et que ça ne leur posait aucun problème.
Olan biteni görmezden geldiler diyebiliriz.قد تقول أن إم آي تي غضت الطرف وأن ذلك حق لها
Olan biteni görmezden geldiler diyebiliriz.しかし彼らのこういった立場、中立な立場を取るということ それ自体が、検察官支持の立場を取ることになる。
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.2 かける 6 は 12 です.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.소수점을 일단 고려하지 않도록 합니다
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Most hagyjuk figyelmen kívül a tizedesvesszőt!
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Na razie ignorujemy przecinki.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Per ora ignoriamo la virgola.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Prozatím ignorujeme desetinné čárky.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Vi ser bort fra kommaet lige nu.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Vi struntar i decimalerna just nu.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.We kijken even niet naar de komma.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.Игнорираме запетаята все още.
Ondalık sayıları görmezden geliyoruz şuan.لقد تجاهلنا الفواصل العشرية
Onlar yiyeceklerinin olmadığı gerçeğini görmezden geleceklerdi.먹을 음식이 없다는 사실조차 무시했죠.
Onlar yiyeceklerinin olmadığı gerçeğini görmezden geleceklerdi. Ve ertesi gün, oyunlar oynayacaklardı.Et ainsi, le lendemain, ils jouaient.
Onlar yiyeceklerinin olmadığı gerçeğini görmezden geleceklerdi.שהם יתעלמו מהעובדה שלא היה להם מה לאכול.
Onlar yiyeceklerinin olmadığı gerçeğini görmezden geleceklerdi.سيهملون واقع أنهم لم يأكلوا.
Onlar yiyeceklerinin olmadığı gerçeğini görmezden geleceklerdi.次の日にはゲームをし
Onu görür görmez size haber veririz.Appena lo vediamo, la contatteremo.
Onu görür görmez size haber veririz.Assim que o avistarmos, contactamo-lo.
Onu görür görmez size haber veririz.En cuanto le veamos, le contactaremos.
Onu görür görmez size haber veririz.Jak tylko go zobaczymy, powiadomimy pana.
Onu görür görmez size haber veririz.Vi kontaktar dig när vi har honom.
Onu görür görmez size haber veririz.Vi kontakter dig, når vi ser ham.
Onu görür görmez size haber veririz.Θα σας ενημερώσουμε αμέσως αν τον δούμε.
Onu görür görmez size haber veririz.Как только мы его увидим, мы вам сообщим.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Ai tuân theo lịnh người thì chẳng biết sự tai nạn, và lòng người khôn ngoan biết thì thế và phép lệ.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Ai tuân theo lịnh người thì chẳng biết sự tai_nạn , và lòng người khôn_ngoan biết thì thế và phép lệ .
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.A ki megtartja a parancsolatot, nem ismer nyomorúságot, és a bölcsnek elméje megért mind idõt, mind ítéletet;
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Chi osserva il comando non prova alcun male; la mente del saggio conosce il tempo e il giudizio
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Den som håller budet skall icke veta av något ont; och tid och sätt skall den vises hjärta lära känna.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Den som holder budet, skal ikke lide noget ondt, og den vises hjerte skal få kjenne tid og dom.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Den, som holder Budet, skal ikke mærke til noget ondt, og Dommens Tid skal den vises Hjerte kende.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.El que guarda el mandamiento no conocerá el mal. El corazón del sabio conoce el tiempo y el proceder
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Joka käskyn pitää, ei tiedä pahasta asiasta; ja viisaan sydän tietää ajan ja tuomion.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Kdo ostříhá přikázaní, nezví o ničem zlém. I čas i příčiny zná srdce moudrého.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Kdor izpolnjuje zapoved, se ne ozira na nič hudega; in srce modrega razpoznava čas in pravo sodbo.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.무릇 명령을 지키는 자는 화를 모르리라 지혜자의 마음은 시기와 판단을 분변하나니
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Kto strzeże przykazania, nie uzna nic złego; i czas i przyczyny zna serce mądrego.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Orang yang taat kepadanya, akan aman dan sentosa; orang arif tahu kapan dan bagaimana mentaati raja
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Quem guardar o mandamento não experimentará nenhum mal; e o coração do sábio discernirá o tempo e o juízo.
Onun buyruğuna uyan zarar görmez. Bilge kişi bunun zamanını ve yolunu bilir.Ten, kto ostríha prikázanie, nepozná ničoho zlého. A srdce múdreho pozná čas a súd.