görmemek ile cümle
görmemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ama Mrs. Grosse bu hayaleti görmemektedir.Spector azonban ezt nem is sejtette.
Mağaradan çıktığında Sento kılıcının yeni sahibidir ancak gözleri görmemektedir.Amikor egy szamuráj belépett egy házba, a kardját nem vihette be magával, de a vakizasit igen.
(Bu konu elde yeterli delil ve belge olmadığı için resmi kurumlarca kabul görmemektedir.)(Ο πίνακας δεν είναι πλήρης, για κάποιες περιόδους δεν ανευρέθηκαν στοιχεία).
Diğer %34,7'si kendilerini herhangi bir dine mensup görmemektedir.Το υπόλοιπο 1,63% δεν έχει δηλώσει ότι ανήκει σε κάποια θρησκεία.
Üç yaşından beri gözleri görmemekteydi.Han blev blind som 3 årig.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.Ingen skud blev affyret.
Beş yıl hapiste kaldıktan sonra bir daha birbirlerini görmemek şartıyla tahliye edilirler.Efter frigivelse fra varetægtsfængsel, blev de nægtet tilladelse til at se hinanden.
Ancak bu değirmenler artık iş görmemektedir.Disse slusene er ikke lenger operative.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.«Dette handler ikke om våpen.
Mağaradan çıktığında Sento kılıcının yeni sahibidir ancak gözleri görmemektedir.Saat pedangnya dilepas dari sarungnya, sarung pedangnya jadi tak terlihat.
Enstitü kendisini geleneksel bir think tank kuruluşu olarak görmemektedir.Tetapi mereka tidak menyebut dirinya sebagai konsultan politik profesional.
Ancak bugün için bu teori arkeologlar arasında destek görmemektedir.Tuy nhiên, cho đến bây giờ người ta vẫn chưa tìm được một bằng chứng cho giả thuyết này từ phía khảo cổ học.
Kuzu ve keçi etleri de bulunabilmektedir fakat çok fazla rağbet görmemektedir.Thịt cừu và dê cũng được tiêu thụ, nhưng không rộng rãi.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.Nó không được trang bị pháo.
Tarihçilerin ve arkeologların çoğu, siteyi Kral Davud'un gerçek defin yeri olarak görmemektedir.歴史学者と考古学者の大勢はこの地が実際にダヴィド王が眠る場所だとは考えていない。
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.武器の有無は問わない。
Üç yaşından beri gözleri görmemekteydi.彼は幼い時から耳が聞こえなかった。
Enstitü kendisini geleneksel bir think tank kuruluşu olarak görmemektedir.米塞斯研究所並沒有將自身視為是傳統的智庫。
Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir.맥스웰의 이러한 해석은 오늘 더 이상 받아들여지지 않는다.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.그것이 어떤 무기에도 패배하지 않으리라고.
Üç yaşından beri gözleri görmemekteydi.태어날 때부터 눈이 보이지 않는다.
Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir.לא ניתן להעריך את הונו כיום.
Konu halen tartışılır olmakla birlikte 200 bin rakamı, fazla itiraz görmemektedir ve makul sayılır.אף אחד מבין 2,600 הרעיונות לא היה טוב מספיק.
Dolayısıyla bu görüş bugün itibar görmemektedir.Takvo osjećanje danas više ne dolazi u obzir.
Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir.Podobu kaštieľa dnes už nepoznáme.
Hiçbir silah tarafından zarar görmemektedir.Ginklai nebuvo panaudoti.
Ancak bu değirmenler artık iş görmemektedir.Tačiau šios sėklos jau būna nebevaisingos.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Bättre att inte se detta överhuvudtaget.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Besser man hat erst gar nichts gesehen.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Il vaut mieux ne pas le voir du tout.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Je kan dat soort dingen beter niet zien.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Jobb, ha nem látunk semmit!
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.그냥 알지 못하는 편이 낫지."
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Lepiej w ogóle tego nie widzieć.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Mai bine mă fac că nu văd.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Meglio non vedere niente.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Mejor no ver nada.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Najlepšie je vôbec tieto veci nevidieť.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi."O melhor é não ligar nenhuma".
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Parempi olla ajattelematta asiaa.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Tốt hơn là không thấy gì cả.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Καλύτερα να μην τα βλέπουμε όλα αυτά."
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Краще просто не помічати, не бачити цього взагалі.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.Лучше вообще ничего подобного не замечать.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.По-добре да не обръщаме внимание на всичко това.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.מוטב לא לראות בכלל את הדברים האלה.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.من الأفضل عدم رؤية أي شيء على الإطلاق.
Bu tarz şeyleri hiç görmemek daha iyi.私が繰り返し耳にするのは
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.가치가 생기고, 무가치해지고 존경 받고 존경 받지 않는 우월성과 열등의식의 감정을 가지게 되는것과 더 관련이 있습니다
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.Sentimenti di superiorità e inferiorità, nell'essere valorizzati e devalorizzati, rispettati e non rispettati.
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.Това е свързано с чувство на превъзходство и малоценност, с оценяване и недооценяване, уважение и неуважение.
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.Цікаво, що у соціальній психології проводяться подібні дослідження.
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.יותר על רגשות עליונות ונחיתות, על להיות מוערך ולא מוערך, מכובד ולא מכובד.
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.والتي تخص تحديداً الشعور بالتفوق والدونية والشعور بقيمة النفس وعدم القيمة ، الإحساس بالإحترام وعدم الإحترام .
Daha çok, üstünlük ve düşüklükle, değer verilip verilmemekle, saygı görüp görmemekle ilgili duygularla ilgili.尊敬・軽蔑などに もっと関係していると思います そして当然ながらこのような
Onu görmemek seni meraklandırmıyor mu?Att inte se henne, gör det inte dig nyfiken?
Onu görmemek seni meraklandırmıyor mu?Atunci cand o vezi nu devii curios?
Onu görmemek seni meraklandırmıyor mu?Czy to, że jej nie widzisz, nie sprawia, że jesteś ciekaw?
Onu görmemek seni meraklandırmıyor mu?Elle ne te rend pas curieux ?
Onu görmemek seni meraklandırmıyor mu?Không phải vắng cô ấy làm cậu thấy không yên sao?