görkem ile cümle
görkem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Binanın en görkemli cephesi güneyidir.La parte più interessante dell'edificio è la tribuna.
2004'te Görkemli Kaybedenler "Canada Reads 2005" ödüllerine aday oldu.Nel 2004 Belli e perdenti è stato scelto per l'inclusione in Canada Letture 2005.
Bu final, Şamiyonlar Ligi tarihinin en görkemli finallerinden biridir.West End Girls rimane una delle più note del gruppo.
The Observer gazetesinden Kitty Empire, albümü "görkemli bir şekilde harmanlanmış" olarak niteledi.Kitty Empire del The Observer disse che l'EP è «splendidamente squilibrato».
Türkiye'deki Art deco mimarlığının en görkemli binalarından birisi idi.È uno tra i più pregevoli edifici Art-Déco di Torino.
Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir.Сеется в уничижении, восстает в славе; сеется в немощи, восстает в силе.
Peter Capaldi her zamankinden daha görkemli.Питер Капальди великолепен как всегда.
Her türlü görkemli unvanı reddetti.Мы огульно отвергали все устоявшиеся ценности.
Ancak, tapınağın görkemi kısa sürdü.Однако вскоре помещение храма оказалась маловместительным.
Eldarova RA, "Mücadele ve Zaferlerin Görkemli Yolu", Mahaçkale: Dagknigoizdat, 1965, 179 s.Эльдарова Р. А. Славный путь борьбы и побед. — Махачкала: Дагкнигоиздат, 1965. — 179 с. — 3000 экз.
Burada görkemli bir kanyon yapısı vardır.Имеет глубокую, каньонообразную долину.
Mücadelemizin Görkemli Günleri, KKTC Tanıtma DairesiСамые яркие моменты мастер-шоу НХЛ
Büyük ve görkemli çadır.Большое и Кукуево городище.
Şehrin ismi Keltçe'nden türeyen belo-dunum anlamı "görkemli tepe" dir.Имя города произошло c кельтского слова belo-dunum, что означает великолепный холм.
Bunlar içerisinde en görkemlisi Kadırga semtinde bulunan Esma Sultan Çeşmeli Meydan Namazgâhıdır.تشرع صلاة الخوف في كل قتال مباح؛ كقتال الكفار.
Şehrin ismi Keltçe'nden türeyen belo-dunum anlamı "görkemli tepe" dir.اسم المدينة عائد إلى كلمة belo-dunum السلتية بمعنى "تلة رائعة".
Büyük ve görkemli çadır.مبنى جميل المنظر وضخم .
Peter Capaldi her zamankinden daha görkemli.Peter Capaldi é magnífico como sempre.
Bu görkemli kalıtımı sıkıca savunalım.Sejamos nós dignos de tão grandioso benefício.
Senato'nun açıkça görülen beceriksizliği ve Marius'un görkemi kendini göstermişti.A aparente incompetência do senado, e o brilho de Mário, teria sido posto em plena exibição.
Üst katta görkemli ve geniş bir daire kiraladı.Ela aluga um apartamento muito mais caro.
Renk bakımından çok görkemli olan birçok tür, aquaristik alanda çok yaygındır.Muitas espécies são bastante coloridas e populares em aquarismo.
Sıkıldığı zamanlar görkemli binalar ve savaş gemileri planları çizdi.Também fez planos para grandes edifícios e navios de batalha quando estava aborrecido.
Chloe adlı genç kızla tanışır ve kısa süre sonra görkemli bir törenle evlenirler.Numa velocidade furiosa, Colin conhece e casa-se com Chloé numa cerimónia grandiosa.
Mücadelemizin Görkemli Günleri, KKTC Tanıtma DairesiDatas marcantes do Vintismo em Arqnet Infopédia
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.Hij genoot van straf en schaamte.
Sarayının büyüklüğü ve görkemi şaşırtıcı boyutlardadır.Over het uiterlijk en omvang van het kasteel is weinig tot niets bekend.
Görkemli merdivenler Johann Balthasar Neumann tarafından tasarlanmıştır.De orgelkast is ontworpen door Balthasar Neumann.
Ama hiç kuşkusuz bu kentlerden en görkemlisi “Minas Anor” (Güneş Kulesi) idi.Dit was gelijk de kleinste van de vier Oranje-Nassau mijnen.
Bugün bu görkemli manastırdan sadece bir iki duvar kalmış.Tegenwoordig zijn van het klooster nog twee vleugels aanwezig.
Chloe adlı genç kızla tanışır ve kısa süre sonra görkemli bir törenle evlenirler.Colin spotyka Chloe i bardzo szybko pobierają się podczas dużej uroczystości.
Bütün bunlar, bu görkemli törenin birer parçasıydı.Stanowiła ona nieodłączną część tego zabawnego przedsięwzięcia.
Görkemli bir varlığa sahiptir.Ma potężne potomstwo.
Bu dönemde daha çok yüksek ve görkemli yapılar inşa edildi.Pod ich nadzorem wykonano wielkie i wspaniałe budowle.
“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.”Oni zobaczą chwałę Pana, wspaniałość naszego Boga.”
Görkemli merdivenler Johann Balthasar Neumann tarafından tasarlanmıştır.Den magnifika trappan i Augustusburg ritades av Balthasar Neumann.
Peter Capaldi her zamankinden daha görkemli.Den historiska King Charles Spaniel större än de var idag.
Eskiden beri ticaret merkezi olmuş ve bugün de İran'ın kuzey batısının en görkemli ticaret merkezlerindendir.Därefter har stödet ökat, och i dag är Sinn Féin det största nationalistiska partiet i Nordirland.
Roma'ya, bir imparatorluk başkentine yakışan görkemli bir görünüm kazandırır.Där skänker hon prinsessan en magisk, önskeuppfyllande ring.
Azamet ve görkemi, zevk ve sefayı severdi.Вони обожнювали Сонце, грім і блискавку.
Misafirperver bir halk olma özelliğinin yanında, düğünleri renkli ve görkemlidir.Поряд із дорогими йому людьми Кіба стає надзвичайно м'яким і ніжним.
Her türlü görkemli unvanı reddetti.Відмовлявся від будь-яких адміністративних призначень.
Dormen Tiyatrosu, 13 Mart 2006 Pazartesi günü görkemli bir gece ile 50. sanat yılını kutlamıştı.Театр Дормена відсвяткував своє 50-річчя у понеділок, 13 березня 2006 року.
Viktorya Şelaleleri veya Mosi-oa-Tunya dünyanın en görkemli şelalelerindendir.Viktoriiny vodopády nebo Mosi-oa-Tunya (anglicky Victoria Falls) jsou jedny z největších vodopádů na světě.
Her türlü görkemli unvanı reddetti.Špika možný střed zájmů odmítl.
Bugün bu görkemli manastırdan sadece bir iki duvar kalmış.Do dnešních dnů se z celého kláštera dochovala jen jediná zeď.
Yemin edileceği sırada, yerin altından görkemli bir taht ortaya çıkar.Na místě zázračného zjevení potom vytrysknul ze země pramen.
Bunlar içerisinde en görkemlisi Kadırga semtinde bulunan Esma Sultan Çeşmeli Meydan Namazgâhıdır.Nejvznešenější a nejčelnější je mezi nimi ten, jemuž říkají vládce vládců a nazývají ho Svatopluk.
The Observer gazetesinden Kitty Empire, albümü "görkemli bir şekilde harmanlanmış" olarak niteledi.Kitty Empire z Observeru napsala, že "skládají přístupný elektro-pop, který se blíží k skutečné brilantnosti".
Orta Dünya üzerindeki en görkemli kuledir.Je nejzachovalejším středověkým hradem v zemi.
Görkemli merdivenler Johann Balthasar Neumann tarafından tasarlanmıştır.Bazilika byla postavena podle plánů Balthasara Neumanna.
Yasamaya ilişkin güç, hem hükümet ve görkemli ve genel konseyde kullanılır.Puterea legislativă o are atât guvernul, cât și pe Consiliul Mare și General(d).
Bugün bu görkemli manastırdan sadece bir iki duvar kalmış.Ma már csak pár romos fal maradt a kolostorból.
Büyük ve görkemli çadır.Nagy és zsiros legelő.
The Observer gazetesinden Kitty Empire, albümü "görkemli bir şekilde harmanlanmış" olarak niteledi.Kitty Empire, a The Observertől pompásnak találta az albumon uralkodó káoszt.
Sarayının büyüklüğü ve görkemi şaşırtıcı boyutlardadır.A park csodálatos méretű fái lenyűgöző látványt nyújtanak.
Şehrin ismi Keltçe'nden türeyen belo-dunum anlamı "görkemli tepe" dir.A város neve a kelta Belo-Dunum szóból származik, ami "pompás domb"-ot jelent.
Bu ikinciden daha görkemlidir.Jobb, mint az első.
1869 - Akdeniz'i Kızıldeniz'e bağlayan Süveyş Kanalı, görkemli bir törenle açıldı.1869 – Välimeren Punaiseenmereen yhdistävä Suezin kanava avattiin juhlallisesti liikenteelle Egyptissä.
“Gökler Tanrı’nın görkemini açıklamakta, gökkubbe ellerinin eserini duyurmakta.”Minusta kirjoittaa apostoli: "Minä annan sinulle taivasten valtakunnan avaimet."