Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Aún así la persona a cargo simplemente no le daba el permiso esperando un soborno.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Dar functionarul responsabil pur si simplu nu-i dadea permisul pentru a o forta sa-l mituiasca.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Der verantwortliche Beamte wollte ihr aber die Genemigung nicht ohne ein Schmiergeld geben.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.E tuttavia, l'ufficiale non le dava quei permessi perché voleva una tangente.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Jednak urzędnik nie chciał wydać pozwolenia bez łapówki.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.하지만 책임직에 있던 관료는 뇌물을 요구하면서 그 분에게 허가를 내주지 않았습니다.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Maar de bediende wou haar de vergunning niet geven zonder smeergeld.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Mais le fonctionnaire en charge ne lui a pas donné le permis juste pour toucher un pot de vin.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Mégis, a tisztviselő egyszerűen nem adta ki az engedélyt kenőpénz nélkül.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Nhưng nhân viên chức năng sẽ không cấp phép cho bà một cách đơn giản bởi họ muốn một khoản hối lộ.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Tetapi petugas tidak mau memberikannya izin karena menginginkan suap.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Κι όμως ο υπεύθυνος δεν της έδινε την άδεια γιατί ήθελε μπαχτσίσι.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.И все пак отговорният служител просто не й даваше разрешението, защото искаше подкуп.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.Однако служащий-глава учреждения просто не давал ей этого разрешения, потому, что хотел получить взятку.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.אך הפקיד האחראי לא רצה לתת לה פשוט את האישור כי ציפה לשוחד.
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.ولكن الموظف المسؤول رفض إعطائها الإذن بكل سهولة لأنه يريد رشوة !
Fakat görevli memur rüşvet vermeden böyle bir izni vermeyeceğini belirtti.許可を出さないのです。 良心が痛みましたが
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.국경 수비대들에게 주는 뇌물로 가지고 있던 거의 모든 돈을 다 써야만 했습니다.
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.Porabila sem skoraj ves svoj denar za podkupnino laoškim carinikom.
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.אבל נאלצתי להוציא כמעט את כל כספי כדי לשחד את משמר הגבול בלאוס.
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.لكنني إضطررت لإنفاق معظم مالي لرشوة حرس الحدود في لاوس
Fakat hemen hemen bütün paramı sınır görevlilerine rüşvet vererek harcamak zorunda kalmıştım.所持金のほぼ全てを払いました それなのに国境を通過したら
Fakat hiç bir görevli veya asker suçlu bulunmamışAucun soldat ou officier n'a été inculpé jusqu'à présent.
Fakat hiç bir görevli veya asker suçlu bulunmamışGeen enkele soldaat of officier is in staat van beschuldiging gesteld.
Fakat hiç bir görevli veya asker suçlu bulunmamışInte en enda soldat eller officer står åtalad.
Fakat hiç bir görevli veya asker suçlu bulunmamışNi un solo militar se enfrenta a cargos.
Fakat hiç bir görevli veya asker suçlu bulunmamışولم يواجه جندي أو ضابط واحد أي اتهامات.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.A támogatásért felelős francia EU hivatalnok rohant, hogy leállítsa a festést.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Chính quyền Liên hiệp châu Âu của Pháp đảm nhiệm cho quỹ này vội vàng tới cấm tòa nhà này.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.El oficial francés de la UE a cargo del financiamiento se apresuró a bloquear la pintura.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.환경 개선 사업에 투자했던 프랑스 출신의 EU 관리는 건물 외관에 색칠하는 일을 금지했습니다.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Francuski przedstawiciel UE odpowiedzialny za fundusze natychmiast postanowił zablokować malowanie.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Francúzsky predstaviteľ EÚ, zodpovedný za financovanie, sa ponáhľal maľbu zastaviť.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Le fonctionnaire français de l'U.E. responsable du financement a accouru pour stopper les travaux de peinture.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.L'ufficiale dell'UE incaricato del finanziamento corse per bloccare il dipinto.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.O funcionário francês da U.E. responsável pelo financiamento apressou-se para impedir a pintura.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Responsabilul francez de la U.E. care se ocupa cu finanțarea, s-a grăbit să blocheze vopsirea clădirilor.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Ο Γάλλος αξιωματούχος της Ε.Ε. που ήταν υπεύθυνος χρηματοδότησης βιάστηκε να σταματήσει το βάψιμο.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Французский сотрудник ЕС, отвечающий за финансирование, кинулся препятствовать покраске.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.Французький чиновник з ЄС, який відповідав за фінансування, стрімголов кинувся боронити будинок.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.הצרפתי מהאיחוד האירופי שהיה אחראי למימון מיהר לעצור את מלאכת הצביעה.
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.الفرنسي المسؤول عن التمويل المبعوث من الاتحاد الأوربي هرع لمنع عملية الطلاء
Finansmanı yöneten AB görevlisi boyanmış olan binaya aceleyle geldi.慌てて塗装作業を止め 「予算差し止めだ」と叫びました
Fince ya da İsveççe bilmiyorsanız, resmi görevliler ile görüşürken tercüman kullanabilirsiniz.Jos et osaa suomea tai ruotsia, voit käyttää tulkkia, kun hoidat asioita viranomaisten kanssa.
Fince ya da İsveççe bilmiyorsanız, resmi görevliler ile görüşürken tercüman kullanabilirsiniz.Om du inte kan finska eller svenska kan du anlita en tolk när du sköter ärenden med myndigheter.
Fince ya da İsveççe bilmiyorsanız, resmi görevliler ile görüşürken tercüman kullanabilirsiniz.在行政机关办事时,如果您不会芬兰语或瑞典语,可使用口译服务。例如,国家社会保障局(
Fince ya da İsveççe bilmiyorsanız, resmi görevlilerle görüşürken tercüman kullanabilirsiniz.Jos et osaa suomea tai ruotsia, voit käyttää tulkkia kun hoidat asioita viranomaisten kanssa.
Fince ya da İsveççe bilmiyorsanız, resmi görevlilerle görüşürken tercüman kullanabilirsiniz.Om du inte kan finska eller svenska kan du anlita en tolk när du sköter ärenden med myndigheter.
Fince ya da İsveççe bilmiyorsanız, resmi görevlilerle görüşürken tercüman kullanabilirsiniz.在行政机关办事时,如果您不会芬兰语或瑞典语,可使用口译服务。
Finliler genellikle insanlara ve resmi görevlilere güvenirler.Det är vanligt att finländarna litar på andra människor och på myndigheter.
Finliler genellikle insanlara ve resmi görevlilere güvenirler.Es habitual que los finlandeses confíen en las demás personas y en las autoridades.
Finliler genellikle insanlara ve resmi görevlilere güvenirler.Il est courant que les Finlandais font confiance à autrui et aux autorités.
Finliler genellikle insanlara ve resmi görevlilere güvenirler.On yleistä, että suomalaiset luottavat toisiin ihmisiin ja viranomaisiin.
Finliler genellikle insanlara ve resmi görevlilere güvenirler.В Финляндии принято доверять другим людям и органам государственной власти.
Finliler genellikle insanlara ve resmi görevlilere güvenirler.من الشائع أن يثق الفنلنديون بالأناس الآخرين وبالسلطات.
Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.A faraon sa rozhneval na oboch svojich dvoraninov, na náčelníka čašníkov i náčelníka pekárov.
Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.El faraón se enfureció contra sus dos funcionarios, el jefe de los coperos y el jefe de los panaderos
Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.Faraon s'a mîniat pe cei doi dregători ai săi: pe mai marele paharnicilor şi pe mai marele pitarilor.
Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.Il faraone si adirò contro i suoi due eunuchi, contro il capo dei coppieri e contro il capo dei panettieri
Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.In Faraon se raztogoti zoper dvornika svoja, zoper velikega točaja in zoper velikega peka;