O, görevini yapmak için çalıştı.She endeavored to do her duty.
Kocasını bir mektup ile görevlendirdi.She entrusted her husband with a letter.
Görevlerini bir zorluk olmadan tamamladılar.They accomplished their task without any difficulty.
Askerlerin görevi köprüyü yok etmekti.The soldiers' mission was to destroy the bridge.
Yasalara uymak görevimizdir.It is our duty to obey the law.
Yasalara riayet etmek görevimizdir.It is our duty to obey the law.
Yasalara uymak herkesin görevidir.To obey the law is everyone's duty.
İsyan başladığında sadece görevli tek müdür vardı.There was only one warden on duty when the riot started.
Bu pazar görevde olacağım.I'll be on duty this Sunday.
Yarına kadar görevi gözden geçirmeliyim.I must go through the task by tomorrow.
Yarına kadar görevi gözden geçirmek zorundayım.I have to go through the task by tomorrow.
Bazı test soruları koruma görevlileri için adil değil.Some test questions are unfair to gorillas.
İçeriye giren bayan ve köpeği kapıda görevli tarafından durduruldu.The lady and her dog that were entering at the gate were stopped by the gatekeeper.
Verimli bir FBI ajanı görevlerini yürütme hakkında bir şey söylemiyor.An efficient FBI agent does not make any bones about carrying out his duties.
Şimdi akşam yemeği zamanı, ve uçuş görevlileri akşam yemeğini servis etmeye başlarlar.It is now dinner time, and flight attendants begin to serve dinner.
Mütevelli Yönetim kurulu yurt dışı holdingleri görevden almak için oy kullandı.The Board of Trustees voted to divest the organization's overseas holdings.
Komşularımızı sevmek görevimizdir.To love our neighbors is our duty.
Elbette, ortak insanlığımızı tanıma sadece bizim görevin başlangıcıdır.Of course, recognizing our common humanity is only the beginning of our task.
Çoklu görevde iyi değilim.I'm not good at multitasking.
Bugün görevden izinli olduğum için, sahile gidelim.Since I'm off duty today, let's go to the coast.
Bugünün görevi: moçiyle sütlü çay.Today's mission: milk tea with mochi.
Sen görevlerini yaptın mı?Did you do your tasks?
Görevlerim ne?What are my tasks?
Bebeğin bakımı benim görevim.Taking care of the baby is my job.
O görevlerini ihmal etti.He neglected his duties.
Bir uçuş görevlisi yolcu uçağının enkazından kurtarıldı.A flight attendant was rescued from the wreckage of the passenger plane.
Bu çok zaman alan bir görevdir.This is a very time-consuming task.
Oda görevlisine bagajımızı taşımasını söylemeyi unutma.Don't forget to tell the porter to carry our luggage.
Rahibenin görevi, çiçekleri ve karnabaharları sulamaktır.The nun's duty is to water the flowers and the cauliflowers.
Bütün erkekler görevlerini yerine getirdi.All men have fullfilled their duty.
O, görevden kaçtığı için askeri mahkemede yargılandı.He was court-martialed for dereliction of duty.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı bir dönem daha görev yapacak.In all likelihood, the president will serve a second term.
Yardımcı olmak bizim görevimizdir.It's our duty to help.
Tom havaalanında bir güvenlik görevlisidir.Tom is a security guard at the airport.
Yaklaşık yılda bir kez bir jüride görev yaparım.I serve on a jury about once a year.
Yeni vali daha önce hiç göreve gelmedi.The new governor has never held office before.
Onun resmî iş görevleri nelerdir?What are his official job duties?
Politikacı görevden alındı.The politician was removed from office.
Kulüp saymanı olarak görevimden istifa ettim.I resigned from my position as club treasurer.
Yasaya itaat etmek her zaman görevimizdir.It's our duty to always obey the law.
Bir gümrük görevlisi, bavulumu açmamı istedi.A customs official asked me to open my suitcase.
Sanal bellek çoklu görev çekirdekleri için geliştirilmiş bir bellek yönetim tekniğidir.Virtual memory is a memory management technique developed for multitasking kernels.
Dün görevden atıldım.I was sacked yesterday.
Bugün kim görevde?Who's on duty today?
Gitmenin görevi olduğunu düşündü.He felt it was his duty to go.
O, görevini yaptığını hissetti.He felt he had done his duty.
O, Ohio valisi olarak görev yaptı.He served as governor of Ohio.
O, Amerika Birleşik Devletleri senatörü olarak görev yaptı.He served as a United States senator.
John Adams, 1797 yılında göreve başladı.John Adams took office in 1797.
Babası Amerika Birleşik Devletleri senatörü olarak görev yapmıştı.His father had served as a United States senator.
Harekât alanındaki mevcut askerler görevden alınmayacak.Soldiers currently in theatre will not be made redundant.
Görevimi ihmal ettiğim için beni eleştirdi.He criticized me for neglecting my duty.
Bu görev maharet gerektirir.This task requires dexterity.
Görevi tamamlamak için daha fazla zamana ihtiyacı vardı.He needed more time to complete the task.
Bu görevi başka bir kişiye vermelisin.You should give this task to some other person.
O, o görevi tekrar yapmak zorunda kalacak.He will have to do that task again.
Sen görevini yapmalısın.You shall do your duty.
Ben bir saatlik süre içinde bu görevi bitirebileceğime bahse girerim.I bet that I can finish this task in an hour's time.
Kağıt geri dönüşümü ahlaki bir görevdirRecycling paper is a moral duty.
Size yardım etmek için görevlendirildim.I've been appointed to help you.