Elâzığ gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.وهو الدنيا بأحداثها ومصائرها، والأخرى بأقدارها ومشاهدها.
Türkmen kültür görenekleri yaşanır.اليابان تنفذ سياسة الاستيعاب الثقافي.
Köyün gelenek, görenekleri hakkında fazla bilgi yoktur.ولا يعرف العلماء كثيرًا عن عاداته التناسلية.
Mahallenin gelenek, görenek köy halkına özgü gelenek ve görenekleri vardır.و لدى بلدية ديجرمينلك منظمة للعادات والتقاليد مفتوحة للأطفال .
Eski görenekleri ve eski dili yeniden uygulamaya sokmuştu.Reinstaurou antigas observâncias e a linguagem arcaica.
Türkmen Dadaş gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Portugal respeitará e fará respeitar os usos e costumes do país.
Köyün gelenek ve görenekleri İç Anadolu Bölgesi kültürünün bir parçasıdır.Saber o que é e onde fica o Banco Redondo faz parte da cultura local.
Görenekleri Bayramlar diyebiliriz.São as chamadas Festas Julinas.
Halkın yöresel giyim kuşamı,takıları Gelenek ve görenekleri Doğanşar ile aynıdır.A servidão voluntária das mulheres também nasce do hábito, dos costumes.
Kabala, İbranicede "gelenek görenek" anlamına gelir.Masorti betekent 'traditioneel' in het Hebreeuws.
Köyün aşireti PINAŞİ dir Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.Zelfredzaamheid in voedsel is zinloos tenzij mensen toegang hebben tot land, informatie en financiële bronnen.
Gelenek ve görenekler Alevi gelenek görenekleridir.Soberheid en routine lijken sleutelwoorden.
Görenekleri Bayramlar diyebiliriz.De feestvierders worden Abderieten genoemd.
Birçok uygulamalı çalışmalarda %95 güven düzeyi için tek bir güven aralığı göreneksel olarak verilir.W praktyce badawczej najczęściej wybiera się właśnie 95-procentowy poziom ufności.
Elbeyli Türkmenleri aşireti kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Ambystomy będą musiały zmienić swe migracyjne zwyczaje.
Hemşin / Tarih, Dil, Gelenek Ve Görenek.Szkice z historii, języka, zwyczajów.
Gelenek ve görenekleri Erzurumlulardan çok farklıdır.Ich wierzenia i zwyczaje są bardzo podobne do Odżibwejów.
Mahallenin gelenek ve görenekleri bölgeye has gelenek ve göreneklerdir.Niezrozumiałe i obce dla niej miejscowe zwyczaje i tradycje doprowadzają ją do rozpaczy.
Köyün gelenek ve göreneklerine bağlı düğünleri coşku ile geçmektedir.Interesujące i specyficzne dla tej wsi są obyczaje związane z ożenkiem.
Alevi gelenek ve göreneklerine göre yaşamaktadırlar.Znani są ze swych niekonwencjonalnych zachowań i zwyczajów.
Gelenek ve görenekleri hakkında pek fazla bilgi yoktur.Niewiele wiadomo o jego zwyczajach i ekologii.
Mahalleye ait gelenek ve görenekler tipik Ege gelenek ve görenekleridir.Sängen och dess omgivning är vanliga gömställen.
Ayrıca örf ve adetlerine önem vermişler, gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır.Hörstadius gjorde sig även uppmärksammad genom sin sparsamhet och sina enkla vanor.
Köyün ], görenek ve ] hakkında bilgi yoktur.O tom, co se nachází dál, obyvatelé Ubikací nevědí.
Bahçenin açıklığı(şehrin engin manzarasıyla) zamanının göreneklerine uymamaktaydı.Ten však město nedokázal dobýt (vlastně to ani moc nezkoušel) a odtáhl od něj.
Köyün gelenek, görenek ve yemekleri vardır.Všímá si náboženství, zvyků, jídla a podobně.
Köyün gelenek, görenek ve yemekleri: Cağ Kebabı meşhurdur.Trvalky v zahradní a krajinářské tvorbě: Pomněnkovec velkolistý .
Tarihine rastlanmamıştır Mahallenin gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.Nesmíme opomenout, že program nezohledňoval ani místní tradice a zvyky lidí.
Yörük örf, âdet ve görenekleri hakimdir.Uzual, ayat-ul și burhan-ul vieții (Vezi Ayat).
Köy bugüne kadar gelenek ve göreneklerinden hiçbir şey kaybetmemiştir.Satul românesc a păstrat peste veacuri nealterate tradițiile și obiceiurile.
Köyde Türk gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.În sat s-au păstrat tradițiile și obiceiurile românești .
Köyün gelenek ve görenekleri etnik kökenlere göre değişmektedir.Numărul și dimensiunea provinciilor se schimba în conformitate cu politica internă romană.
Mahallenin gelenek, görenek v e yemekleri hakkında bilgi yoktur.Ne feledkezzünk meg a sonkáról és az ízletes helyi sajtokról sem!
Azerbaycan Oğuz Türkleri ve Kürt kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Valamennyi szkíta nép gyakorolta a bőr- és hajfestés szokását.
TÜRKMEN Aşireti gelenek ve görenekleri yaşanır.Turkin hoidoksi riittää säännöllinen pesu ja harjaus.
Oğuz Töresi Aşiret kültürü gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Täällä poika omaksui nopeasti utien kulttuurin ja tavat.
Köyün gelenek, görenekleri örf adetlerin yaşatıldığı bir köydür.Το κάψιμο της ρόκας είναι ένα έθιμο που επιβιώνει στο χωριό.
Birçok uygulamalı çalışmalarda %95 güven düzeyi için tek bir güven aralığı göreneksel olarak verilir.Απο εδώ και στο εξής ως διάστημα εμπιστοσύνης θα χρησιμοποιείται το 95%, εκτός αν αναφέρεται κάτι διαφορετικό.
Eski görenekleri ve eski dili yeniden uygulamaya sokmuştu.Επίσης, αποκατέστησε παλαιά έθιμα και μαζί την αρχαϊκή γλώσσα.
Gelenek görenekleri çerkezlerle aynıdır.Οι κέρκοι κατά κανόνα μοιάζουν με ψαλίδι.
Zaza kültür, gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Det betyder sæd, dvs. tradition og skik.
Köyün gelenek, ve görenekleri vede güzel yemekleri vardır.Gode motionsvaner og sund kost anbefales.
Müslüman ve Süryani kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Både muslimen og antroposofen strever etter livslang læring.
Gelenek ve görenekleri ise normal düğünleri ve kendilerine has oynayış tarzlarıdır (delilo,şerizdin vb.).Merah jambu sering dikatikan dengan sifat-sifat dan hal-hal yang feminin.
Köyün gelenek, görenek ve yemekleri vardır.Ia memiliki hobi berolahraga dan makan.
Azerbaycan Türkleri ve Kürt gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Những người Kyrgyz và Kazakhs ở đây có truyền thống đi săn cùng đại bàng.
Bahçenin açıklığı(şehrin engin manzarasıyla) zamanının göreneklerine uymamaktaydı.以降凋落したまま創刊時の輝きを取り戻せなかった(後述)。
Birçok uygulamalı çalışmalarda %95 güven düzeyi için tek bir güven aralığı göreneksel olarak verilir.統計学では信頼係数として95%が使われる場合が多い。
Yörük örf, âdet ve görenekleri hakimdir.和美と健児は自分の教え子でもあり後輩。
Ayrıca örf ve adetlerine önem vermişler, gelenek ve göreneklerini yaşatmışlardır.さらに法についても、伝統や慣習が重んじられた。
(Ünal ERDOĞAN) Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.孫悟飯(ゼノ) - どの時代の孫悟飯かは不明。
Bağdad'da Şii gelenek ve görenekler uygulanmaya başlandı.これらはバスティッド内の自由と慣習とは、線引きされていた。
Köye dışarıdan çok fazla göç olduğu için genel oturmuş gelenek görenekleri yoktur.島外との交流が少なかったため古くからの習俗が多く残る。
Ā== Kültür == Köy Kürt gelenek, görenek yasamaktadir.石琰(せき えん) 趙括に従う老将。
Bahçenin açıklığı(şehrin engin manzarasıyla) zamanının göreneklerine uymamaktaydı.但圍城日久後,樋土佐右衛門無法支持,透過宮部繼潤向秀吉請降。
(Ünal ERDOĞAN) Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.由此可知,榮懿既不可能是扶歡場,也不是青羊市,必在它處。
Gelenek ve görenekleri hakkında pek fazla bilgi yoktur.对他们的风俗习惯知之甚少。
Bulgaristan Varna Türkleri kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.葛瑞恩亚文化有不同的观点和做法。
Köyün gelenek, görenek ve |yemekleri]] hakkında bilgi bulunmamaktadır.而未究竟道類智時於轉究竟。
Kendi genelen ve göreneklerini hala sürdürmektedirler.저서로는 효재처럼 보자기 선물과 시가 있는 효재밥상등이 있다.