gören ile cümle
gören kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.On a 24000 gènes qui font quelque chose.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.We hebben ongeveer 24,000 genen die functioneren.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.W istocie mamy ok. 24 tys. genów, które są funkcjonalne.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.Στην πραγματικότητα έχουμε περίπου 24.000 γονίδια που κάνουν διάφορα πράγματα.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.В действителност имаме около 24 000 гена, които вършат някакви неща.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.У нас порядка 24,000 генов, которые что-то делают.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.יש לנו משהו כמו 24,000 גנים שמתפקדים.
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.يوجد في اجسامنا ما يقارب ٢٤.٠٠٠ جين تعمل اشياء مختلفة
Aslında iş gören 24 bin adet genimiz var.そのほかに12万の遺伝子が
Ayakta tedavi gören çoğu kokain kullanıcısı uyuşturucuyu 15 ve 24 yaşları arasında kullanmaya1 12 mellem 15 og 24 år (
Ayakta tedavi gören çoğu kokain kullanıcısı uyuşturucuyu 15 ve 24 yaşları arasında kullanmayaΘεραpiεία αpiεξάρτησης αpiό την κοκαΐνη
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriA járóbeteg-kezelésre járó kábítószer-használók jellemzői
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriAvohoidossa olevien huumeidenkäyttäjien ominaispiirteet
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriCaracterísticas de los drogodependientes que reciben tratamiento en régimen ambulatorio
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriCaratteristiche dei consumatori di droga in cura in regime ambulatoriale
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriCharakteristika ambulantně léčených uživatelů drog
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriCharakteristika užívateľov drog, ktorí sa zúčastňujú na ambulantnej liečbe ako pri zmene správania.
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriKännetecken för narkotikamissbrukare i öppenvårdsbehandling
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriKarakteristika ved stofbrugere i ambulant behandling
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriKenmerken van drugsgebruikers in extramurale zorg
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriMerkmale der Drogenkonsumenten in ambulanter Behandlung
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriRelatório Anual 2007: A Evolução do Fenómeno da Droga na Europa
Ayakta tedavi gören uyuşturucu hastalarının nitelikleriХарактеристики на употребяващите наркотици, лекувани амбулаторно
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Bà trả lời: "Tôi đã làm gì ư? Tôi chỉ yêu nó vậy thôi.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Clinton a avut întotdeauna o lumină în el.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Clintonban mindig ott volt ez a ragyogás.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık."Clinton sempre teve aquela luz nele.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık."Co zrobiłam? Kochałam go, to wszystko.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.E lei mi disse, "Cosa ho fatto? L'ho amato, tutto qui.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Ik vroeg haar:
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.그분이 대답했어요. "내가 뭘했냐고요? 그 아이를 사랑한 것, 그 뿐이에요.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Lo amé, eso es todo. Clinton siempre tuvo esa luz dentro de sí.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Odpovedala: "Čo som spravila? Milovala som ho, to je všetko.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Und sie sagte: "Was ich gemacht habe? Ich habe ihm all meine Liebe geschenkt, das ist alles.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Και είπε, "Τι έκανα; Τον αγαπούσα, αυτό είναι όλο".
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.І вона відповіла: "Що я зробила? Я просто любила його, і все.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.Она ответила: "Что я сделала? Просто любила его.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.והיא אמרה, "מה עשיתי? אהבתי אותו. זה הכל.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.قالت: مالذي فعلته؟ لقد أحببته، هذا كل مافي الأمر.
Babası ve ben bunu ilk görenlerden olduğumuz için çok şanslıydık.クリントンは輝く素質のある子でした
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.아비를 조롱하며 어미 순종하기를 싫어하는 자의 눈은 골짜기의 까마귀에게 쪼이고 독수리 새끼에게 먹히리라
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, ki zasmehuje očeta in zameta pokorščino materi – izkljujejo krokarji potočni in požro mladi orli.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, kteréž se posmívá otci, a pohrdá poslušenstvím matky, vyklubí krkavci potoční, aneb snědí je orličata.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.Oko, ktoré sa vysmieva otcovi a pohŕda poslušnosťou matky, vykľujú potoční havrani, a zožerú ho orlíčatá.
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.עין תלעג לאב ותבוז ליקהת אם יקרוה ערבי נחל ויאכלוה בני נשר׃
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.العين المستهزئة بابيها والمحتقرة اطاعة امها تقوّرها غربان الوادي وتأكلها فراخ النسر
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.戲 笑 父 親 、 藐 視 而 不 聽 從 母 親 的 、 他 的 眼 睛 、 必 為 谷 中 的 烏 鴉 啄 出 來 、 為 鷹 雛 所 喫
Babasıyla alay edenin, annesinin sözünü hor görenin Gözünü vadideki kargalar oyacak; O akbabalara yem olacak.戲笑 父親 、 藐視而不聽從 母親 的 、 他 的 眼睛 、 必為 谷 中 的 烏鴉啄 出來 、 為鷹雛 所 喫
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Brez uma je, kdor zaničuje bližnjega svojega, a mož pameten molči.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Celui qui méprise son prochain est dépourvu de sens, Mais l`homme qui a de l`intelligence se tait.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Chi disprezza il suo prossimo è privo di senno, l'uomo prudente invece tace
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Cine defaimă pe aproapele său este fără minte, dar omul cu pricepere primeşte şi tace. -
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Človek bez rozumu pohŕda svojím blížnym; ale rozumný človek mlčí.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Den är utan vett, som visar förakt för sin nästa; en man med förstånd tiger stilla.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Den som taler foraktelig om sin næste, er uten forstand; men en forstandig mann tier.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Een mens zonder verstand kijkt op zijn naaste neer, maar een verstandig man houdt zijn mond.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.El que carece de entendimiento desprecia a su prójimo, pero el hombre prudente calla
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Głupi gardzi bliźnim swym; ale mąż roztropny milczy.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Kẻ nào khinh dể người lân cận mình thiếu trí hiểu; Nhưng người khôn sáng làm thinh.
Başkasını küçük gören sağduyudan yoksundur, Akıllı kişiyse dilini tutar.Kẻ nào khinh_dể người lân_cận mình thiếu trí hiểu ; Nhưng người khôn sáng làm_thinh .
İlgili Sayfalar