gören ile cümle

gören kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ammar'ın ailesi en çok işkence görenlerdi.Asasinii lui Ines au primit cea mai grea pedeapsă.
Adını bu okulda eğitim gören Jean Sibelius'tan almıştır.Cu acest nume, Jean Sibelius devine cunoscut lumii întregi.
Penisilin kaynaklı anafilaksi, tedavi gören her 2.000 ila 10.000 kişiden birinde meydana gelir.Anafilaxiás reakció penicillinre 2000 és 10 000 közötti kezelt egyén közül egynél fordul elő.
Bir daha da onları gören olmadı.Soha többet nem látták őket.
Doğrusunu isterseniz, benim resimlerimi gören biri kendi kendine şu basit soruyu sorar: 'Bunun manası ne?'Amint nézik a képeket, az emberek ezt az egyszerű kérdést teszik fel maguknak: Mit akar ez jelenteni?
Scott G. Anderson, Frederick Fleet rolünde: Buzdağını gören gözcü.Frederick Fleet (Scott G. Anderson): Az őrszem, aki észrevette a jéghegyet.
Tu jaudinaisi, vos tik pamatei tą moterį. : Şu kadını görene kadar sinirliydin.A férfi nyugodt marad, mire a nő megjegyzi, még sosem látta idegesnek.
Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.Atyád, aki a titkon is lát, megjutalmaz téged."
Filmi gören Kıral "Epik filmimi Amerikan filmi yaptılar" diye tepki gösterdi.Úgy vélte, hogy az „egzotikus” környezet segíteni fog a film amerikai bemutatásában is.
Mahallenin gelenek, görenek v e yemekleri hakkında bilgi yoktur.Ne feledkezzünk meg a sonkáról és az ízletes helyi sajtokról sem!
Bu esnada cinayeti gören bir kişiyi daha kovalayarak boğazını keserek öldürdü.Neki akkor sikerült az egyik gyilkost megsebeznie az arcán.
Borsa yatırım fonu (ETF), menkul kıymetler borsalarında işlem gören bir yatırım fonudur.A kupon(szelvény) pénzhelyettesítő eszköz a gazdaság meghatározott területein.
Azerbaycan Oğuz Türkleri ve Kürt kültür gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Valamennyi szkíta nép gyakorolta a bőr- és hajfestés szokását.
Hamile olanlara veya yoğun bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi görenlere uygulanmamalıdır.Várandós nőket, illetve gyenge immunrendszerrel rendelkező személyeket nem szabad beoltani.
En temel sonucu, gerçeklik karşısında gören gözün yanılabililiğini açık bir şekilde ortaya koyması olmuştur.A másik fontos szempont, hogy a virtuális valóságban megjelenő tárgyaknak természetesnek kell tűnniük.
Bir daha da onları gören olmadı.Tämän jälkeen he eivät enää koskaan nähneet toisiaan.
Bunu gören takato digi-vice'ı alır ve guilmonla tanışır.Pian Tetélle selviää totuus ja hän kiittää Guillea.
Kâbus gören Wendy trenden hemen inmek ister.Wendy – Jää todennäköisesti junan alle.
Japonya'da oldukça saygı gören bir şarkıcıdır.Hän on Japanin arvostetuin nykysäveltäjä.
Başvurusu kabul gören Schopenhauer, 1820'de Berlin Üniversitesi'nde eğitmenlik yapmaya başladı.Vuonna 1820 Schopenhauer aloitti luennoitsijana Berliinin yliopistossa.
Steroid hormonlar hormon olarak iş gören steroidlerdir.Steroidihormoneiksi kutsutaan steroideja, jotka toimivat myös hormoneina.
En çok ilgi gören romanı 'Robinson Crusoe' 1719 yılında yayımlanmış, 1 yılda 4 baskı çıkarılmıştır.Defoen kuuluisin romaani, Robinson Crusoe, julkaisiin vuonna 1719.
Bunu gören Zehra çok sevinir ve davanın yeniden görülmesini bekler.Kagura on ihastunut Sesshōmaruun ja on iloinen, kun pääsee näkemään tämän vielä kerran ennen kuolemaansa.
Kuzey Amerika'yı gören ilk Avrupalıdır.Hän on ensimmäinen historian tuntema Pohjois-Amerikassa käynyt eurooppalainen.
ateist feminizm, kadınlara yönelik ayrımcılığın temelini dinlerde gören bir feminist yaklaşımdır.Ateistinen feminismi vastustaa uskontoa naisten alistamisen ja epätasa-arvon lähteenä.
Genellikle onu gören korkar.Muut pitävät häntä yleensä hulluna.
Yeniden hasar gören denizaltı, bunun üzerine bulunduğu yerde bırakıldı.Riisuttu hylky laskettiin sitten takaisin pohjaan, jossa se edelleenkin on.
TÜRKMEN Aşireti gelenek ve görenekleri yaşanır.Turkin hoidoksi riittää säännöllinen pesu ja harjaus.
Aynı işi gören mikser ile karıştırmamak gerekir.Sitä ei pidä sekoittaa syötäviin valmuskalajeihin.
Oğuz Töresi Aşiret kültürü gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Täällä poika omaksui nopeasti utien kulttuurin ja tavat.
Görenler de onu ağabeyi Amerika ile karıştırır.Lennossa laji on mahdollista sekoittaa amerikanhaapanaan.
Georgetown Üniversitesi'nde eğitim gören Gries, II. Dünya Savaşı'nda ABD Donanmasında hizmet verdi.Wexler opiskeli Kansasin valtionyliopistossa ja palveli toisen maailmansodan aikana Yhdysvaltain laivastossa.
Bu çalışma Hinokitiol'e çok benzer şekilde işlev gören çinko iyonofor pirition ile yapılmıştır.[18]Tutkimus oli tehty sinkki-ioniforipyritionilla, joka toimii hinokitiolin kaltaisesti. [14] [1] [yksi]
Konuyla ilgili olarak "Sinemada çok güçlü bir film gören insanlar gidip bunu paylaşmak istiyor.«Όταν ο κόσμος βιώνει μια εμπειρία που είναι πολύ δυνατή μέσα στον κινηματογράφο, θέλουν να τη μοιραστούν.
Scott G. Anderson, Frederick Fleet rolünde: Buzdağını gören gözcü.Σκοτ Άντερσον ως Φρέντερικ Φλιτ: ο άνθρωπος που είδε πρώτος το παγόβουνο.
Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir.Και ο Πατήρ σου, που βλέπει και τα πλέον απόκρυφα, θα σου αποδώση εις τα φανερά την αμοιβήν σου.
Köyün gelenek, görenekleri örf adetlerin yaşatıldığı bir köydür.Το κάψιμο της ρόκας είναι ένα έθιμο που επιβιώνει στο χωριό.
Bir daha da onları gören olmadı.Δεν τα ξαναείδε ποτέ.
İlk övgü gören tasarımı, Vasily Polenov ile birlikte gerçekleştirilen, Abramtsevo'da bir kilise içindi (1882).Η πρώτη του δουλειά ήταν ο σχεδιασμός μίας εκκλησίας στο Αμπράμτσεβο (1882), με τον Βασίλι Πολενόφ.
Kont Orlok'u gören Hutter, Kontun insana benzemediğinden dolayı ürperir.Ο ίδιος ο κόμης Ορλόκ εμφανισιακά δεν έχει μεγάλη σχέση με το ανθρώπινο είδος.
Zeki, sosyal ve kendisini yetişkin olarak gören bir kişidir.Είναι έξυπνη και θεωρεί τον εαυτό της ενήλικα.
Hadiseyi gören dalkavuklar derhal dağıldı.Τα επακόλουθα αυτής της συμμαχίας φάνηκαν αμέσως.
Birçok uygulamalı çalışmalarda %95 güven düzeyi için tek bir güven aralığı göreneksel olarak verilir.Απο εδώ και στο εξής ως διάστημα εμπιστοσύνης θα χρησιμοποιείται το 95%, εκτός αν αναφέρεται κάτι διαφορετικό.
Romeo'yu ölmüş olarak gören Juliet, Romeo’nun hançerini alarak kendini öldürür.Έπειτα η Ιουλιέτα ξυπνά και, βρίσκοντας τον Ρωμαίο νεκρό, αυτοκτονεί με το μαχαίρι του.
Çiftliğe geri döndükten sonra onları gören Dale, Andrea ve Shane arasında bir şey olduğunu anlar.Όταν συναντά το Νταν, αυτός καταλαβαίνει ότι υπάρχει κάτι ανάμεσα σε αυτήν και το Λάρι.
Penisilin kaynaklı anafilaksi, tedavi gören her 2.000 ila 10.000 kişiden birinde meydana gelir.Αναφυλαξία στην πενικιλίνη εμφανίζεται μία φορά στις 2,000 με 10,000 περιπτώσεις ατόμων στα οποία χορηγείται.
Kaldırıma vardığında altından bir bisiklet gören sanatçı buna biner.Περπατώντας στο σπίτι της μετά το σχολείο, ένα αγόρι με ποδήλατο την κοροϊδεύει.
Eski görenekleri ve eski dili yeniden uygulamaya sokmuştu.Επίσης, αποκατέστησε παλαιά έθιμα και μαζί την αρχαϊκή γλώσσα.
Gelenek görenekleri çerkezlerle aynıdır.Οι κέρκοι κατά κανόνα μοιάζουν με ψαλίδι.
Kuzey Amerika'yı gören ilk Avrupalıdır.Han var den første fra Europa, som så Nordamerika.
Nisan 2016 itibariyle, Hong Kong doları, dünyada en çok işlem gören on üçüncü para birimidir.Per april 2016 er Hongkong-dollar den nr. 13 på listen over de mest handlede valutaer i verden.
Zaza kültür, gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Det betyder sæd, dvs. tradition og skik.
Savaş uzadıkça uzarken, zarar gören siviller de savaştan etkilenen alanlara yerleştirilmeye başlandı.Efterhånden som krigen fortsatte, begyndte de civile tabstal at stige i de krigshærgede områder.
Kleinman ise doktoru canlı gören son kişidir.Til sidst er Dutch den sidste, som er i live.
1627 ve 1657 yıllarında ağır hasar gören şato, 1720'de yıkıldı.Det led alvorligt skade i 1627 og 1657 og blev endegyldigt nedrevet i 1720.
Bir daha da onları gören olmadı.Hun blev aldrig set igen.
Köyün gelenek, ve görenekleri vede güzel yemekleri vardır.Gode motionsvaner og sund kost anbefales.
Arama sırasında zarar gören olmadı.Ingen kom til skade under nødlandingen.
Bunu gören Haçlı ordusunun hepsi paniğe kapılıp kaçmaya koyuldular.Hele den russiske hær blev grebet af panik og flygtede.
Günümüzde kabul gören alfabe budur.Og vi synes, at det manuskript vi har nu kan det.
İlgili Sayfalar