gören ile cümle
gören kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Yüksek öğrenim gören kişi sayısı diğer köylere göre daha yüksektir.O custo individual é mais baixo quanto maior for o número de alunos.
Bir daha da onları gören olmadı.Elas nunca mais se voltaram a ver.
Torpido tüpü, yatay yönde torpido fırlatılması işlevini gören bir cihazdır.Um tubo de torpedo é um engenho para lançar torpedos na direcção horizontal.
Türkmen Dadaş gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Portugal respeitará e fará respeitar os usos e costumes do país.
Kısa bir kuşatmadan sonra, herhangi bir Kartaca yardımı gelmeyeceğini gören Sirakuza Roma ile barış yaptı.Depois de um breve cerco, sem nenhuma ajuda cartaginesa esperada, Siracusa firmou a paz com os romanos.
Cleveland'ın aracı, görenleri baştan çıkarmaya yönelik olarak değiştirilmiştir.O veículo de Cleveland é uma van equipada para a sedução.
Görenler de onu ağabeyi Amerika ile karıştırır.Decidiu então juntar-se ao irmão na América do Norte.
Her şeyi doğa içinde gören bir anlayışa sahiptir.Um pouco de exploração é algo que você vê na natureza.
Konuyla ilgili olarak "Sinemada çok güçlü bir film gören insanlar gidip bunu paylaşmak istiyor.Muito boa gente vai ao cinema para ver a coisa.
Bunu gören Helvetler ortadan tekrar hücuma geçtiler.Em alguns casos, os gênios do mal são vistos como seres humanos extraviados .
O zaman genel kabul gören pul serisi "meşhur Alman kişileri"ydi.A ideia da série era saber "Quem era os maiores alemães?"
Köyün gelenek ve görenekleri İç Anadolu Bölgesi kültürünün bir parçasıdır.Saber o que é e onde fica o Banco Redondo faz parte da cultura local.
Hamile olanlara veya yoğun bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi görenlere uygulanmamalıdır.A vacina não deve ser administrada a grávidas ou pessoas imunossuprimidas.
Görenekleri Bayramlar diyebiliriz.São as chamadas Festas Julinas.
Ancak Cadı Kral'ın içeri girdiğini gören herkes korkuya kıpılıp kaçarlar.Os guardas, temendo um rapto do rei, entram e saem incessantemente.
Borsa yatırım fonu (ETF), menkul kıymetler borsalarında işlem gören bir yatırım fonudur.Um exchange-traded fund (ETF) é um fundo de investimento negociado na Bolsa de Valores como se fosse uma ação.
Bunu gören hizmetçilerinden biri hemen elinden yumurtayı alır ve elleri yanmış biçimde bırakır.Uma das suas servas corre para tirar o ovo de suas mãos, mas ela queima suas mãos no processo.
İngiltere ve Galler'de bu izinler bir tür koruma kurulu işlevi gören Amenity society tarafından verilir.Na Inglaterra e no País de Gales, o serviço é financiado através de instituições de solidariedade regionais.
Halkın yöresel giyim kuşamı,takıları Gelenek ve görenekleri Doğanşar ile aynıdır.A servidão voluntária das mulheres também nasce do hábito, dos costumes.
ateist feminizm, kadınlara yönelik ayrımcılığın temelini dinlerde gören bir feminist yaklaşımdır.O feminismo em seu núcleo é um movimento para abolir as desigualdades que as mulheres enfrentam.
Bunu gören annesi: "Hadi Hermiyas'ım sen de git.Ela diz a seu irmão: "Vamos, Derek.
Albümün en çok ilgi gören parçası “I Want It That Way” oldu.O último single deste álbum foi "I Really Want You".
Bunu gören öğrenciler onları gösterek gülmeye başlarlar.Todo mundo que compareceu à festa, até mesmo alguns professores, começam a rir dela.
Sunucu görevi gören bilgisayarlar için tercih edilir.Prefere os computadores às pessoas.
Ağır hasar gören Kazakistan, 5 bin kişilik yolcusundan 2.300'ünü başka bir gemiye aktardı.Koburger também destacada que outras fontes fiáveis citam um total de 3.300 pessoas a bordo.
En çok zarar gören alanlar, Merkez ve Banaz ilçeleridir.Os sectores que mais chamam a atenção são a comunicação e o sistema financeiro.
Babasını sadece üç kez gören Schneider, annesinin soyadını aldı.Maria viu o pai apenas três vezes em encontros supervisionados pela mãe.
Kleinman ise doktoru canlı gören son kişidir.Florence deduz que um dos professores foi o último a ver o menino vivo.
Bu durumunda az gören göze ambliyopik göz (tembel göz) adı verilir.Zij gaven daarom de voorkeur aan de naam blindslang (vanwege de kleine ogen).
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Volgens de Verenigde Naties zijn de Rohingya één van de meest vervolgde minderheden ter wereld.
Her şeyi doğa içinde gören bir anlayışa sahiptir.Daarin wordt alles in de natuur bezield gezien.
Bunları beraber gören Wizard yanlarına gelir.Apparitia: een tovenares die spoken op kan roepen.
İrinin sızdığını gören kimse artık hayatta değilse de, suyun aktığını gören çoktur.Wanneer zal men er boven achter komen dat de mannen niet boven water zijn gekomen?
Penisilin kaynaklı anafilaksi, tedavi gören her 2.000 ila 10.000 kişiden birinde meydana gelir.Anafylaxie veroorzaakt door penicilline treedt op bij 1 op de 2000 tot 10.000 mensen die worden behandeld.
Bir daha da onları gören olmadı.Ze zijn nooit meer gezien.
En çok kabul gören en yağlı peynirlerdir.Goudse kaas - de meest bekende en gegeten kaas.
İsim benzerliğinden ötürü getirilerek işkence gören mağdurlar da soz konusudur.Wijken die aan de naamgeving, ook van hun straten, nog als zodanig herkenbaar zijn.
Kuşatmanın sonuç vermediğini gören Safevîler geri çekildi.Omstanders die het zagen gebeuren, grepen niet in.
Kabala, İbranicede "gelenek görenek" anlamına gelir.Masorti betekent 'traditioneel' in het Hebreeuws.
Kuyumcunun dükkânında güzel küçük bir akülü araba gören Leprikon hemen bu arabaya binerek yola çıkar.Een vrachtwagen of grote bestelwagen rijdt zich meteen vast in deze smalle doorgang.
Bunlardan ötürü ceza gören, aşağılanan ya da dışlanan çocuk toplum içinde uyumsuz hale gelir.De armen kunnen of in de zij gehouden worden of met de vuisten naast de zij gehouden worden.
Wellesley Koleji ABD'nin benzerleri arasinda en saygı gören okullarındandır.Clemson is een van de meest gerespecteerde universiteiten in Amerika.
Günümüzde de dünyanın en çok saygı gören film enstitülerinden biridir.Het is een van de oudste nog bestaande filmmaatschappijen ter wereld.
Yere inince bu fedakarlığı gören Karakuş, onun yaralarının iyileşmesini sağlar.De kluizenaar, waar ze heen vluchten, verzorgt haar wonden.
Püritenliği tehlike olarak gören Laud aynı zamanda Püritenler için de bir tehlike kaynağı olarak algılanır.Het knippen van haar als droommotief wordt ook gezien als angst voor castratie.
"Onları gören peşlerinde koşuyor!".Achteraan is hun angulare (ar) zichtbaar.
Bunları gören Pak'o kaçar.Als Bryce dat ziet rijdt hij weg.
Günümüzde en yaygın kabul gören görüştür.Dit is de oplossing die tegenwoordig het meest aanvaard wordt.
Bunu gören Haushofer İngiltere ile bir barış yapılması gerektiğini gördü.De kooplieden in de hoofdstad wilden vrede met Engeland.
Beşinci Cumhuriyet'te ENA'da eğitim gören öğrenciler çok önemli rol oynarlar.Leerlingen uit de vijfde klas hebben een belangrijke rol bij de organisatie van dit grote gebeuren.
Köyün aşireti PINAŞİ dir Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.Zelfredzaamheid in voedsel is zinloos tenzij mensen toegang hebben tot land, informatie en financiële bronnen.
Gelenek ve görenekler Alevi gelenek görenekleridir.Soberheid en routine lijken sleutelwoorden.
Diyot adı günümüzde aynı görevi gören yarı iletkenler için de kullanılmaktadır.Tegenwoordig gebruikt men de naam ook voor andere diuretica die op dezelfde manier werken.
Bu korkunç manzarayı gören Marie Antoinette fenalık geçirerek bayıldı.Marie Antoinette leed daar erg onder.
Powell ve Fretter ‘da sonraları genel olarak kullanım gören bu öneriye uymuşlardı.Tiberius en zijn opvolgers hebben dit advies ook grotendeels opgevolgd.
Onu gören herkes lanetten ötürü bir anda taşa dönüşür.Ieder die hen aankeek zou in steen veranderen.
Bunu görenleri bir umut ve cesaret sarar.De weg tot inzicht vergt echter moed en kost moeite.
Görenekleri Bayramlar diyebiliriz.De feestvierders worden Abderieten genoemd.
Oldukça ilgi gören bu şarkının klibi de diğer kliplerden oldukça farklıdır.De klank van het lied was enigszins afwijkend ten opzichte van ander folkrepertoire.
Balık avcıları tarafından rağbet gören bir gölettir.Het is een vis waar veel op wordt gejaagd door sportvissers.
İlgili Sayfalar