gören ile cümle

gören kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Olay sonrası ağır hasar gören uçak hurdaya ayrıldı.El avión aterrizó luego sin problemas.
Japonya'da oldukça saygı gören bir şarkıcıdır.Es una canción en género dance muy popular en Japón.
Eski Liman: Eski kasaba alanında geleneksel Dhow inşa alanını gören bir yerdedir.Zona Luz: Comprende el casco antiguo del centro histórico de la ciudad.
İnanılmaz büyüklüktedir, görenlerin yüreğine korku basar.Pero si son altas, impresionan al lector.
Mahallenin gelenek ve görenekleri Milas'ın çoğu mahallesiyle aynıdır.Su función y servicios son similares a los de la Región del Maule.
Birleşmiş Milletlere göre Rohingyalar Dünya′nın en çok eziyet gören etnik gruplarından biridir.Ya no es un secreto que los rohinyás son la minoría étnica más perseguida de la Tierra.
Bir birliğin bozguna uğradığını gören diğer birlikler paniğe kapılıp kaçmaya daha meyilli oluyordu.Muchos de los soldados de la Unión entraron en pánico e intentaron escapar.
Jim'den başka onu gören biri var mı?C'è qualcun altro che l'ha visto oltre a Jim?
Çünkü o yaptıklarınızı gerçekten görendir.''Egli è attento a ciò che vede.
Onu böyle gören başka bir insan da ablasıdır.Viene visto dagli altri (e da se stesso) come un adulto.
Ayrıca, Adolf Hitler ve Joseph Goebbels'i intihar etmeden önce canlı gören son kişiler arasındaydı.Fu uno degli ultimi a vedere in vita Hitler e Goebbels, prima del loro suicidio.
1936'da Otto Neurath görsel ve resimlerin uluslararası dili olarak işlev gören pictogram dilini tasarladı.Nel 1936, Otto Neurath introdusse un sistema di pittogrammi progettati come linguaggio visivo internazionale.
Bir daha da onları gören olmadı.E poi non l'ho mai più visto.
Dünya çapında son derece önem gören münazara, yurtdışında özellikle üniversitelerde gençlerin ilgi alanıdır.Sensibile ai temi dell'attualità, è particolarmente attenta ai problemi del mondo adolescente.
Sonunda olayı gören bu kişinin Abby olduğunu anlar.È proprio lui a capire finalmente cosa è successo veramente a Carno.
Hasar gören birçok Ferdinands mürettebatı tarafından terk edildi.Tre furono gli equipaggi persi da Harris.
İlk övgü gören tasarımı, Vasily Polenov ile birlikte gerçekleştirilen, Abramtsevo'da bir kilise içindi (1882).Il suo primo acclamato progetto fu per la chiesa di Abramcevo (1882), realizzato insieme a Vasilij Polenov.
Yörük örf, âdet ve görenekleri hakimdir.San Sigiranno (Cirano), su Santi, beati e testimoni.
Mahallenin gelenek ve görenekleri ege yöresinin köyleri ile aynı özellikleri gösterir.Indipendente ed esclusivo offre gli stessi standard del vicino hotel.
Bu nedenle sürekli kâbus gören kişilerin doktora gitmesi gerekebilir.Chiunque faccia brutti sogni di notte può chiedere loro aiuto.
Mahallenin gelenek ve görenekleri Karadeniz yöresinin özelliklerini taşımaktadır.Della Cella raccoglie osservazioni sul carattere e costumi degli abitanti del paese.
Aldatıldığını gören Tet öfkelenir.«Ti piacerà vederlo arrabbiato.»
Dönemin en dikkat çeken ve en fala ilgi gören parçası oldu.È il momento più emozionante e coinvolgente della Festa.
Yere inince bu fedakarlığı gören Karakuş, onun yaralarının iyileşmesini sağlar.A fine serata, il marito geloso sarà guarito dalla sua malattia.
Askerlerin olay yerine geldiklerini gören Grinko, silahını çıkarır ve Kolzak’ı oracıkta vurur.Il Reichprotecktor, che aveva compreso quel che stava succedendo, estrasse la pistola.
Altmışlı yıllarda mahallenin okulunda ders gören yaklaşık 160 ögrenci bulunurdu.Al momento della sparatoria nella scuola si trovavano circa 150 persone.
Mahallenin adı, mahallede yaşayan köklü bir aile olan Görentaş ailesinden gelmektedir.Capitu: È la vicina di Bentinho, proveniente da una famiglia di bassa classe sociale.
Ama Hıçkıdık'ın ejderhayı vurduğunu gören olmaz.Tuttavia, l'uomo riesce comunque a sparare l'arpione.
Kıpçak Türkleri gelenek ve görenekleri yaşanmaktadır.Non poche di esse hanno abitudini e tendenze gregarie.
Yeniden hasar gören denizaltı, bunun üzerine bulunduğu yerde bırakıldı.Un sottomarino nucleare è scomparso, ma viene in seguito ritrovato distrutto.
Kozaklı ilçesinde bulunan diğer aşiretlere gelenek ve görenekler yönünden benzemektedir.Gli olingo sono molto simili al cercoletto nell'aspetto e nelle abitudini.
Nisan 2016 itibariyle, Hong Kong doları, dünyada en çok işlem gören on üçüncü para birimidir.Nel 2016, il debito pro capite di Singapore è il terzo più alto al mondo.
Hastalığı nedeniyle bir süredir tedavi gören evinde vefat etmiştir.Morì ancora giovane in una casa di cura.
Scott G. Anderson, Frederick Fleet rolünde: Buzdağını gören gözcü.Scott G. Anderson è Frederick Fleet.
Köyün gelenekve görenekleri hakkında bilgi yoktur.Non sappiamo con certezza se abbiano abitudini migratorie.
Vakıf kuruluşundan bu yana üniversite bünyesinde eğitim gören öğrencilere karşılıksız burs sağlamaktadır.Nella costruzione è annesso un convitto per gli studenti fuori sede.
Lúthien'i dans edip şarkı söylerken gören Beren, kıza aşık oldu.Però, dopo aver scoperto che Jane canta e balla meravigliosamente, s'innamora di lei.
"İleriyi gören bir müziğe" sahip olan şarkı, belirgin bir elektro gitar riff'ini de içerir.Incorpora anche elementi di musica rock, con un importante riff di chitarra elettrica.
Köyün gelenek, görenek ve yemekleri madımak.Abbandono della circoncisione e delle regole alimentari.
İnanılmaz büyüklüktedir, görenlerin yüreğine korku basar.Anche se può sembrare incredibile, si impauriscono terribilmente alla vista dei dragoni.
Köyün gelenek, görenekleri klasik Kürt köyleri gibi yerellik taşır.Come il fratello, costruì edifici nello stile classico olandese.
Bunları beraber gören Wizard yanlarına gelir.Колдуны воздействовали через принадлежавшие им вещи на других людей.
Bu durumunda az gören göze ambliyopik göz (tembel göz) adı verilir.Мало того, среди них могут оказаться и голубоглазые на один глаз (или глухие на одно ухо).
Günümüzde kabul gören yaklaşım ise, gerçek anlamda hukuk (hak/adalet) üstünlüğüdür.Тем они славнее засияют в день победы для тебя, страна».
Yeteneğini gören Prens Bahram Mirza, onu stüdyosunda çalışmaya davet etti.Принц Бахрам-мирза первым разглядел его талант и пригласил работать в свою мастерскую.
Bir daha da onları gören olmadı.Больше мы их уже не видели.
Türk kültürü doğayla bütünleşik ve onu kendi parçası gibi gören bir yaklaşıma sahiptir.Исландцы связаны с природой и считают себя частью её.
Fakat kendini bir arabulucu olarak gören Adil yine iki kardeş arasına girdi.Двое братьев идя к третьему говорили между собой идущие к заднему (последнего) брата.
Gündüzleri birbirini gören hayvanlar, geceleyin de seslerle birbirinden ayrılmazlar.О недостойно участвующих в Вечере Господней и не вкушающих Тела Христова.
Japonya'da oldukça saygı gören bir şarkıcıdır.Известна певица также в Японии.
Daha sonra Tom'u gören Harry Warden ona yönelir.Там его ждет Том.
Buradaki en büyük ilgi gören aktivite ise kuşkusuz Futbol olur.Самым популярным видом, без сомнений, является футбол.
Tedavi gören kişilerin 50–60%’ında sonuçlarında düzelme görülür.Установлено, что лечебный эффект достигается у 50—60 % больных.
Kızı ormanda yürürken gören bir kurt, onu yemek için bir plan yapar.Когда девочка приходит, волк предлагает ей поесть.
12.yy'dan beri Yahudilik, fiziksel veya psikolojik zarar gören kadına boşanma hakkı verir.Иудаизм признаёт право оскорблённой жены (физически или психологически) на развод с XII века.
Almanya'nın her tarafında kabul gören bir ders kitabı hazırladı.Он читал лекции по всей Германии.
Cleveland'ın aracı, görenleri baştan çıkarmaya yönelik olarak değiştirilmiştir.Фургон Кливленда оборудован для соблазнения женщин.
Çerkes gelenek ve görenekleri sürdürülmekte olup, yemekleri Çerkes yemekleridir.Строгим блюстителям обычаев и постникам только теперь разрешается есть мёд.
Yılda bir kez, çalışması kabul gören 40 yaşın altındaki bir kişiye verilir.Вручается ежегодно выдающемуся биологу в знак признания работы, проделанной в возрасте до 40 лет.
Bunu gören Helvetler ortadan tekrar hücuma geçtiler.Мы ждали этих шайтанов».
İlgili Sayfalar