göreceli ile cümle

göreceli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.Источником финансирования восстания могло стать относительное богатство Африканского экзархата.
Böylece logaritmadaki göreceli hata sadece %10 olur.Охота на лосей бывает успешной лишь в 10 % случаев.
Zaten göreceli konusu içinden çıkılması zor bir konudur.Теперь очень сложно достоверно говорить о причинах случившегося.
Bu birçok göreceli enerji ve momentum deneylerinde kanıtlanmıştır. .Это экспериментально установлено во многих тестах релятивистской энергии и импульса.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.На вид кажется безобидным, но это вовсе не так.
İfade biçimleri göreceli bir düzleme ait ise bu ifade biçimleri zorunludur.И трактовка образов в их исполнении, безусловно, заслуживает своеобразного интереса.
Yine de göreceli hatayı logaritmada göz önünde bulundurabiliriz.Иначе мы можем вновь совершить ту же ошибку, что в Ливии.
Teksas topraklarının göreceli yerlisi olmayıp sonradan gelenler: Teksas Apaçileri (İng.Род характерен исключительно для Нового Света и встречается только в Неотропике (от Техаса, США до Аргентины).
Pik yüksekliği, oluşturduğu göreceli yüzde ile orantılıdır.يتناسب ارتفاع القمة مع النسبة المئوية التي تصنعها.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.كما لم يتم إقرار الفعالية النسبية للـpitavastatin بعد.
Oluşum bakımından üçüncü aşama alanlar diğerlerine oranla göreceli olarak daha yaşlıdır.هنا يصبح التوأم على الأرض هو من سيكبر في السن فعلياً أكثر من الآخر.
Etikte, bağlamcılık olumsal etik ya da ahlaki görecelilikle ilişkilidir.في الأخلاقيات، ترتبط وجهات النظر "السياقية" بالأخلاقيات الظرفية، أو بالنسبية أخلاقية.
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.A relativa riqueza do Exarcado da África era suficiente para financiar a revolta.
Bu içerikte ofset bazen göreceli adresleme olarak adlandırılır.Neste contexto, um deslocamento é às vezes chamado de endereço relativo.
Döviz tabelası yalnızca sikkelerin göreceli değerlerini göstermektedir.Relógios comparadores fornecem apenas medições indiretas.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Não é uma freguesia, nem tem limites precisos.
Genel görecelilik kuramı katı ve empirik kurallarla temellendirilmiyordu.O discurso dominante não está comprometido com uma verdade absoluta e universal.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.Finalmente, as suas diferentes velocidades relativas farão que se disseminem por toda a galáxia.
Kültürel görecelik ve evrenselcilik üzerine olan hususları tartışır.São postos em questão os prejuízos culturais e o universalismo clássico.
Böylece logaritmadaki göreceli hata sadece %10 olur.A alfabetização em Achagua não passa de 5%.
Eğer tüm hareketler göreceli ise ,nasıl bir cisim eylemsizliğini ölçeriz ?Sem essa ciência, como saberíamos sobre a erva-mate?
Bu durum Albert Einstein’in (1879-1955) özel görecelik yasasının bir sonucudur.Deze benadering kwam echter tot volledige rijping in het werk van Albert Einstein (1879-1955).
Günümüzde göreceli ayrıntı ile incelenebilen en büyük yıldızdır.Deze ster is de zwaarste ster die tot in detail bestudeerd kan worden.
Ahtapotlar çoğunlukla yumuşak doku içerdikleri için fosil kayıtları göreceli olarak nadirdir.Normaal gesproken fossiliseren de zachte weefsels van een organisme namelijk zelden.
Venedikliler ile ilişkileri göreceli olarak daha iyiyidi.Stosunki z Republiką Wenecką były natomiast lepsze.
Göreceli olarak bakıldığında sonraki dönemde yeni petrol kuyularının açılmasıyla azalmıştır.Jego moment jest jednak trudny do przewidzenia, ponieważ nowe złoża ropy naftowej są wciąż odkrywane.
Daha ideal durumlarda, göreceli daha hızlı büyüyebilirler.W razie bardzo pilnej potrzeby może to nastąpić szybciej.
Bazı filozoflar bu bağlam bağımlılığının, göreceliğe yol açabileceğini söylerler.Vissa filosofer påstår att detta sammanhangsberoende kan leda till relativism.
Göreceli zamirler genel olarak aday ile aynı şekli alırlar.Ackusativen är alltid lika med nominativen.
Bu levhalar sıvıyı manyetik alanlara bölebilir, bu alanlarda iletkenlik göreceli olarak zayıftır.Detta kan bero på att de lever i områden med hög vågaktivitet där skalen mals sönder.
Zaman, göreceli bir kavramdır.Час — загальне поняття.
Yunanistan, göreceli olarak, tek parça olarak imparatorluğun doğu parçasında kaldı.Греція залишалася частиною відносно одноманітної східної половини імперії.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.Зрештою, через невеликі відмінності у своїх швидкостях вони розсіюються по Галактиці.
Ağustos 2020'de oyun konusuna göre, Lingshan Adalarındaki göreceli durgunluk yeniden sona ermiştir.У серпні 2020 року, згідно з сюжетом гри, відносний спокій острова Лінгшан знову було порушено.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Визначення це досить розпливчасте і не має чітких кордонів.
Bu süreç bakterilerden göreceli olarak yaygındır, ama ökaryotlarda daha enderdir.Цей процес відносно звичайний у бактерій, але менш поширений у еукаріотів.
Venedikliler ile ilişkileri göreceli olarak daha iyiyidi.Benátčané si nevedli o mnoho lépe.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Vzhled ale není to jediné, co je na nich výjimečného.
Bazı uygulamalarda, Blowfish, 4 kilobyte RAM dan biraz fazla, göreceli olarak büyük hafıza ayakizine sahiptir.Blowfish užívá něco málo přes 4 kilobajty paměti.
Pitavastatin'in göreceli etkinliği henüz belli değildir.Samotné důlní dílo Schachtsteinu je zatím nepřístupné.
Günümüzde göreceli ayrıntı ile incelenebilen en büyük yıldızdır.Steaua este momentan cel mai mare obiect care poate fi studiat în detaliu.
Göreceli olarak daha tutucu ve genel olarak erken dönem Budizmine en yakınıdır.Este de tendință relativ conservatoare, și în general e cea mai apropiată de budismul timpuriu.
Kulübün 1980'lerin başında, göreceli bir başarılı dönemi vardı.De la începutul anilor 1980, clubul a avut mai puține succese.
Bu yüzden belirsizlik zararsızdır fakat göreceli parçacıklar için öyle değildir.Faptele bune sunt necesare, dar sunt insuficiente pentru inviere.
Çatışmalar, son yıllarda göreceli olarak azalmaya başlamıştır.Discriminarea la locul de muncă s-a redus enorm comparativ cu anii anteriori.
Yine de göreceli hatayı logaritmada göz önünde bulundurabiliriz.A valószínűségszámításban is megjelenik a logaritmus.
Ama bu tanımlamalar görecelidir ve kesin sınırları yoktur.Ez a meghatározás azonban szükségszerűen viszonylagos, mivel a térségnek nincsenek pontos határai.
Pasif manyetik kaldırma için göreceli geçirgenliğin 1’den aşağıda olması gerekir (negatif duyarlılığa göre).VIL: Maximális bemeneti feszültségszint az alacsony (LOW) jelhez.
Bu göreceli olmayan, kuantum olmayan büyük parçaların mekaniğini tanımlar.Tekintsük most a nem nulla tömegű objektumot.
Göreceli olasılık oranı sıfırdan küçük olamaz.Puolitäydellinen luku ei voi olla vajaa.
Özyinelemeli olup işlevlerin göreceli olarak en basitidir.Se on todellakin muodon ja funktion korkein aste.
Yunanistan, göreceli olarak, tek parça olarak imparatorluğun doğu parçasında kaldı.Kreikan kieli tosin säilytti vahvan asemansa valtakunnan itäosissa.
Proxima'nın göreceli olarak büyük bir hareketi vardır.Mothman-aihe on edelleen varsin suosittu.
Kendileri göreceli olarak çok hızlı şekilde hareket edebilir.Toisaalta kiireelliset asiat voivat edetä hyvinkin nopeasti.
Göreceli zamirler genel olarak aday ile aynı şekli alırlar.Tämän varamiehen tulee täyttää samat edellytykset kuin varsinaisenkin ehdokkaan.
R radyusa sahip bir kürenin içinde, bir göreceli gazın entropisi enerji yükseldikçe yükselir.Σε μία σφαίρα ακτίνας R, η εντροπία ενός σχετικιστικού αερίου αυξάνεται καθώς αυξάνεται η ενέργεια.
Sonuç olarak, onların az ölçüde farklı göreceli hızları onları galaksi boyunca görülebilir yapmıştır.Τελικώς, οι μικροδιαφορές στις ταχύτητές τους θα τα διασκορπίσουν στον Γαλαξία.
Protesto, göreceli olarak bir olaya ve duruma karşı aksi yönde tepki göstermektir.Αντίσταση γενικά λέγεται η εφαρμογή αντίθετης δράσης σε ένα γεγονός ή φαινόμενο.
Gelecek kitabın ise özel göreceliliğe odaklanması bekleniyor.Ιδιαίτερη μνεία πρέπει να γίνει στον φιλολακωνισμό του.
Göreceli olasılıklar oranı Tehlike oranıMarkedsrisiko Operationel risiko
İlgili Sayfalar