Tom bunu yapabilip yapamayacağını görecek.Tom is going to see if he can do that.
Tom'u ne zaman tekrar göreceksin?When will you see Tom again?
Tom Mary'yi görecek.Tom is going to see Mary.
Sami sadece birkaç ay içinde sonuçları görecek.Sami will see the results in just a few months.
Sami her zaman o rüyaları görecektir.Sami will always have those dreams.
Hafta sonu arkadaşlarından herhangi birini görecek misin?Are you going to see any of your friends over the weekend?
Tom'u bir daha göreceğime eminim.I'm sure I'll see Tom again.
Tom'u tekrar göreceğime eminim.I'm sure that I'll see Tom again.
Dünyayı göreceğim.I'm going to see the world.
Belki bu gece Tom'u göreceğim.Perhaps I'll see Tom tonight.
Seni burada göreceğimi düşünmemiştim.I didn't think I'd see you here.
Yarın Tom'u göreceğiz.We'll see Tom tomorrow.
Öksürmenin iyi yanını göreceksin!You will see what is good for coughing!
Neler olacağını hep birlikte göreceğiz.We'll see what happens together.
İnsanın cam tavanları görecek kadar siyaset ve tarih bilinci olmalı.One should have enough political and historical awareness to see glass ceilings.
Güzellik kavramı görecelidir.The concept of beauty is subjective.
Seni tekrar göreceğimi biliyorum.I know that I'll see you again.
Onu tekrar görecek miyim?Will I see her again?
Putin uluslararası arenada cüzzamlı muamelesi görecek.Putin will be a pariah on the international stage.
19 Az sonra dünya artık beni görmeyecek, ama siz beni göreceksiniz.19 Before long, the world will not see me anymore, but you will see me.
Her şahıs, yaptığının karşılığını görecektir.Every party then verifies all the shares they received.
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.The relative wealth of the Exarchate of Africa could well enough finance a revolt.
Daha ideal durumlarda, göreceli daha hızlı büyüyebilirler.In more ideal conditions it can grow considerably faster.
Sukhoi'nin tasarladığı son uçak T-10'du (Su-27) ancak Sukhoi uçtuğunu görecek kadar yaşayamadı.The last fighter Sukhoi designed was the T-10 (Su-27) but he did not live to see it fly.
Bekleyip göreceksiniz ve cömert bir bütçem var," dedi.You'll have to wait to see it but I got a generous budget."
Elio o günü Marzia ile geçirir, ama Oliver'ı göreceği zamanı iple çeker.Elio spends the day with Marzia but longs to see Oliver.
Ancak sonradan pek çok hayvanın da işlerini görecek aletlerden faydalanabildiği gözlenmiştir.Many animals are aware of fire and adapt their behavior to it.
Chris, bir gün yine Sonic'i göreceğine inanır...However, Chris vows that one day, he will see Sonic again.
NBC West Coast başkanı Don Ohlmeyer izleyicilerin onu bir "sürtük" olarak göreceğini düşünüyordu.NBC West Coast president Don Ohlmeyer believed that the audience would perceive her as "a slut".
Orada, bu öğretiyi cezalandıran ilk kişinin Nero olduğunu göreceksin.There you will find that Nero was the first that persecuted this doctrine".
Novi Sad her zaman Yugoslavya içinde görece gelişmiş bir kent olmuştur.Novi Sad had always been a developed city within the former Yugoslavia.
Soh sahnede Donna, Doktor'dan büyükbabası Wilfred'in göreceği şekilde uçmak ister.In the final scene, Donna asks the Doctor to fly by her grandfather, Wilfred.
Her iki durumda da barış dönemleri "görece barış" dönemleridir.In both situations, the period of peace was 'relative peace'.
Eğer tüm hareketler göreceli ise ,nasıl bir cisim eylemsizliğini ölçeriz ?If all motion is relative, how can we measure the inertia of a body?
Spiker Etiyopyalıyı "bu adam muhtemelen göreceğimiz en iyi uzun mesafe koşucusu" olarak tanımladı.The IAAF announcer concluded, "this man is probably the greatest distance runner we will ever see."
Parçacığın enerjisi göreceli bir seviyeye ulaştığında ise, formülün modifiye edilmesi gerekmektedir.When particle energies reach relativistic levels, a modified formula is required.
Sodyum-potasyum pompası işlem sırasında göreceli olarak yavaştır.The sodium-potassium pump is relatively slow in operation.
Pik yüksekliği, oluşturduğu göreceli yüzde ile orantılıdır.The height of the peak is proportional to the relative percentage that it makes up.
Görece büyük demir çekirdeği ve ince mantosu henüz tam olarak açıklanamamıştır.Its relatively large iron core and thin mantle have not yet been adequately explained.
Göreceli zamirler genel olarak aday ile aynı şekli alırlar.Relative pronouns generally take the same form as the nominative.
Modern göreceliler Mach’in kurallarının etkilerini başlangıç değer problemlerinde görür.Modern relativists see the imprints of Mach's principle in the initial-value problem.
İşlerin nasıl şekilleneceğini göreceğiz.We’ll see how it works.
Sonucu göreceğiz.Now look at the outcome.
R radyusa sahip bir kürenin içinde, bir göreceli gazın entropisi enerji yükseldikçe yükselir.In a sphere of radius R, the entropy in a relativistic gas increases as the energy increases.
Üç subay görece düşük suçlardan askerî mahkemeye verilir.Three further officers were found guilty of lower level misconduct.
Güzel Günler Göreceğiz 06."Better Days" 06.
Yunanistan, göreceli olarak, tek parça olarak imparatorluğun doğu parçasında kaldı.Greece remained part of the relatively unified eastern half of the empire.
Önümüzdeki süreçte oy alanımızı göreceğiz.”You should see our phone bill."
Uçarken görece kısa bacakları kuyruğun arkasına geçmez.One where my foot doesn't plow through your ass.
Yine de vadinin kıyıya yakın olan kısımları görece verimlidir.However, hotels that are close to the beach may also be expensive.
Perflorokarbonlar göreceli olarak yüksek hacimli gazları çözer.Perfluorocarbons dissolve relatively high volumes of gases.
Kafanın boyutları yüzünden boyun görece kısadır ve iyi bir destek sağlar.Because of the size of the head, the neck is relatively short to provide better support.
Positif iyonlar görece ağır olduklarından çok az etkileri olur.Even negatives will look like positives for him.
Neptün'ün Uranüs'e göre daha değişken hava koşulları, iç ısısının görece yüksekliğine bağlanıyor.Neptune's more varied weather when compared to Uranus is due in part to its higher internal heating.
Bu levhalar sıvıyı manyetik alanlara bölebilir, bu alanlarda iletkenlik göreceli olarak zayıftır.These can divide the fluid into magnetic domains, inside of which the currents are relatively weak.
Alnilam'ın görece olarak basit olan tayfı, yıldızlararası madde çalışmalarında çok yararlı olmuştur.Alnilam's relatively simple spectrum has made it useful for studying the interstellar medium.
Görece kuğular arasında en uzun boyuna sahiptir.It is the smallest in size among the Dibbas.
Çatışmalar, son yıllarda göreceli olarak azalmaya başlamıştır.It's an injury which is really starting to surface a lot over the last few years.
Sonradan kendisini onların izleyicisi olarak görecekti.He then gives her a saw.
Zira, okumayı düşünse idin, okunamaz olduklarını görecek idin.Seto: By the time you read this, I’ll already be gone.