görebilmek ile cümle

görebilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
13
ORT. KELİME
İnsanlar yeni odaları görebilmek için 3.5 saate yakın bir süre bekledi.該彩蛋能夠透過在訓練室等待3.5分鐘獲得。
Gökkuşağını görebilmek için güneşe arkamızı dönmemiz gerekmektedir.따라서 태양을 등지고 있어야 무지개를 관찰할 수 있다.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.이러한 지역들의 상태를 더 배우기위해 졸리는 전 세계의 난민 캠프를 방문하기 시작했다.
Sınıflar karma eğitim yapmaktadır, yani 1,2,3,4,5 inci sınıflar aynı derslikte ders görebilmektedir.학습교재에 따라서는 이를 1,2,3,4,5성 또는 평성,1,2,3,4성으로 분류하기도 한다.
Dış yüzeyini görebilmek yalnızca şapelin çevresindeki pencereler ve ışıklıklar ile mümkündür.밝은 반사 지붕은 주변 건물의 높은 창으로 빛과 열을 반사할 수 있다.
Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.הוא לא יעסוק בהיבטים הדתיים אלא בהיבטים הרוחניים והמוסריים.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.אז בואו נעשה את זה אמיתי בסרטים".
Emma sağırdır ama sesleri renk olarak görebilmektedir.Още от малка тя е синестет и възприема звуците като цветове.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.Godine 1823. krenuo je na put u zapadnu Afriku u namjeri da posjeti Timbuktu.
Luke'u -oğlunu- bir kez olsun kendi gözleriyle görebilmektir.Luke je pristao i tada su se otac i sin prvi put vidjeli oči u oči.
Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.To tijelo je prisutno onda kad u sebi gledamo čiste likove, ne fizičkim okom, nego dušom Ruah.
Bu ispatın taslağını görebilmek için, aşağıdaki kutucuğa basınız.Onda unesi Kovčeg svjedočanstva tu za zavjesu.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.Obiskovalci mesta lahko v svoji nostalgiji preteklih dni uživajo z obiskom znamenitih stavb.
Üçlüyü görebilmek için küçük bir teleskop ya da bir dürbün yeterli olur.Za opazovanje je priporočljiv daljnogled ali teleskop.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Šiuos elementus galima aptikti daugumoje režisieriaus filmų.
Bu okullarda yaklaşık 15-20 öğrenci aynı anda eğitim görebilmektedir.Čia vienu metu gali mokytis 320 vaikų.
Bu alanı ziyaret edenler taş üzerinde kazınmış sütunları halâ görebilmektedir.Selle koha külastajad võivad püstitatud kivist sammaste osadel ikka veel jälgi näha.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Am fost interesată şi de aspectul fizic al acestui format, deoarece trebuie să mergi pentru a-l vedea.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Byłam również zainteresowana fizycznością tego formatu trzeba bowiem iść, żeby go obejrzeć.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Ero anche interessata alla fisicità di questo formato, perché bisogna camminare per vederlo.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Fiquei também interessada no aspeto físico deste formato, porque se tem de andar para o ver.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Ich interessierte mich auch für das Physische dieses Formats, da man um es zu sehen gehen muss.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Ik was ook geïnteresseerd in het fysieke aspect van dit formaat, omdat je moet lopen om het te zien.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Je me suis aussi intéressée à la matérialité de ce format, parce que vous devez marcher pour le voir.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.저는 또 이 형태의 물리적인 특징에도 관심이 있습니다 저는 또 이 형태의 물리적인 특징에도 관심이 있습니다 왜냐하면 여러분이 둘러보기 위해서 걸어야 하기 때문이죠
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Me interesaba mucho el aspecto físico de este formato porque hay que caminar para verlo.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Nagyon érdekelt ennek a fizikai megjelenése is, mert sétálni kell, hogy az egészet láthasd.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Navíc mě zaujala fyzičnost tohoto formátu, protože, abyste to mohli zhlédnout, musíte chodit.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Saya juga tertarik pada fisik dari bentuk seperti ini, karena Anda harus berjalan untuk melihatnya.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Taktiež som sa zaujímala o fyzickosť tohto formátu, pretože aby ste ho videli, musíte sa prejsť.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Беше ми интересна и физическата страна на този формат, защото трябва да се отдалечиш, за да я видиш.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Еще меня заинтересовала физическое воплощение подобного формата, потому что нужно идти, чтобы его увидеть.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.Ще мене зацікавило фізичне перевтілення цього формату тому, що потрібно іти,щоб його побачити.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.הייתי גם מעוניינת בפיזיקליות של המבנה משום שאני חייבת לצעוד בכדי לראות אותו.
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.كنت مهتمة أيضًا بطبيعة هذا الشكل فعليك أن تمشي لتشاهده
Aynı zamanda bu format ilgimi çekti çünkü görebilmek için aynı zamanda da yürümeniz gerekiyor.フォーマットにも興味がありました 歩いて見なければならないからです 私が切り絵と並行して行ってきたのが
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Dostal jsem ještě jeden dar, být schopný podívat se do budoucnosti a vrátit se a žít svůj život jinak.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Dostal som ešte jeden dar, schopnosť vidieť do budúcnosti a vrátiť sa späť a žiť inak.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Foi-me dado outro presente, de ter sido capaz de ver o futuro, ter voltado e viver de uma forma diferente.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Ich erhielt ein weiteres Geschenk, nämlich in die Zukunft zu sehen, und zurückzukommen und anders zu leben.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Ik kreeg nog een cadeau, ik kon in de toekomst kijken en terugkeren om anders te leven.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Jag gavs en annan gåva, möjligheten att se in i framtiden och återvända för att leva annorlunda.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Jeg fik en anden gave, som var at kunne se ind i fremtiden og komme tilbage og leve anderledes.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Még egy ajándékot kaptam, hogy megpillanthattam a jövőt, és visszajöhettem, hogy máshogy éljek.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Mi s-a oferit șansa de a vedea în viitor, de a veni înapoi și de a trăi altfel.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Saya diberikan anugerah lain, yaitu untuk dapat melihat masa depan dan kembali serta hidup secara berbeda.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Và tôi cũng được tặng 1 món quà khác, điều có thể được thấy ở tương lai và trở lại rồi sống khác đi.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Y se me concedió otro regalo, que fue la posibilidad de mirar el futuro y volver y vivir de otra forma.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Μου δόθηκε ένα ακόμα δώρο, να μπορώ να δώ στο μέλλον και να επιστρέψω και να ζήσω διαφορετικά.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Мені було дароване й інше — можливість заглянути в майбутнє і повернутися назад і змінити своє життя.
Başka bir hediye daha verildi. Bu da geleceği görebilmek ve geri dönmek ve farklı yaşamak.Мне было даровано и другое — возможность заглянуть в будущее и вернуться обратно и изменить свою жизнь.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Amikor a fát nézzük, akkor egy nagyítóval az óriás fát láthatjuk.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Când te uiți la un arbore, îți trebuie o lupă să vezi un gigant.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Il faut une loupe pour voir un géant en regardant un arbre.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Khi bạn nhìn vào một cây, cần một kính khổng lồ để thấy một cây to.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.거대한 나무를 관찰할 때는 돋보기가 필요합니다.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Man braucht eine Lupe, um zu sehen, wie gigantisch dieser Baum ist.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Mientras miran un árbol, se requiere de una lupa para ver un árbol gigante.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Potrzeba szkła powiększającego by dostrzec olbrzymie drzewo.
Bir ağaca baktığınızda, onu dev bir bütün olarak görebilmek için bir büyüteç lazım.Quando guardate un albero, ci vuole una lente per vedere un albero gigante.

İlgili Sayfalar