görebilmek ile cümle
görebilmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Trigorin'i gitmeden önce son bir kez görebilmek için yalvarır ancak, sonra geri çekilir.Nina si ritira dopo aver implorato di avere un'ultima occasione per vedere Trigorin prima che lui parta.
Bu okullarda yaklaşık 15-20 öğrenci aynı anda eğitim görebilmektedir.В этой школе учились около 15-20 учеников.
Öğrenciler her iki kampüste de eğitim görebilmektedir.В некоторых случаях студентам приходится посещать курсы в обоих кампусах.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Его также можно увидеть в различных фильмах.
Onu sadece Peter görebilmektedir.Только сам Макбет может его видеть.
İnsanlar yeni odaları görebilmek için 3.5 saate yakın bir süre bekledi.وكان الناس ينتظرون ما يقارب 3.5 ساعات لدخول الغرف الجديدة.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.القدرة على رؤية الروابط بين الحقول والأفكار والمفاهيم هي مهارة أساسية.
Subay olan babasını çok az görebilmektedir.Pouco se sabe do seu papado.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Isto durante o videoclipe quase todo.
Onu sadece Peter görebilmektedir.Alleen David weet hiervan.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.De volgende maanden bezochten ze alle grote steden in de Zuidelijke Nederlanden voor de Blijde Intrede.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Dit gebruikt hij in vrijwel elke film.
Üçlüyü görebilmek için küçük bir teleskop ya da bir dürbün yeterli olur.Met een verrekijker of kleine telescoop is hij goed te zien.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Het vermogen om connecties te ontdekken tussen velden, ideeën en concepten is een basisvaardigheid.
Bunu Homeros'un İlyada'sında çok açık görebilmekteyiz.Ook komt hij voor in de Ilias van Homerus.
Öğrenciler her iki kampüste de eğitim görebilmektedir.Het is mogelijk om op beide te trainen.
Gülümsemeni tekrar görebilmek için, okyanusları aşardım.Ik zou de oceaan oversteken, alleen om je glimlach weer te zien.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.W 1823 wyruszył w podróż do Afryki Zachodniej, pragnąc dotrzeć do Timbuktu.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Filmik pokazywany był w prawie wszystkich stacjach telewizyjnych.
Bu sırada ilk aşkı da onu son kez görebilmek için aceleyle oraya doğru ilerlemektedir.Zrozpaczony chce ją zobaczyć ostatni raz.
Subay olan babasını çok az görebilmektedir.Niewiele pomaga to funkcjonariuszom.
Oyunda, araba ve bazı binalar gibi belirli nesneler de hasar görebilmektedir.Vissa föremål, såsom bilar och vissa byggnader är förstörbara.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Den kan ses i de följande filmerna.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.År 1823 begav han sig till Västafrika i syfte att resa till Timbuktu.
Emma sağırdır ama sesleri renk olarak görebilmektedir.Masterna föll vertikalt och ljudet kunde höras milsvitt.
Bu okullarda yaklaşık 15-20 öğrenci aynı anda eğitim görebilmektedir.Школу відвідувало 15-20 учнів.
(Görebilmek için PDF gereklidir).(Потім необхідно перезавантажити e-Dif ).
Öğrenciler her iki kampüste de eğitim görebilmektedir.Учні навчалися в дві зміни.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Vyskytuje se prakticky ve všech filmech.
Bunu Homeros'un İlyada'sında çok açık görebilmekteyiz.Z toho vznikla velká zápletka v Homérově Ilias.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Watson în aproape toate aceste filme.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.În aceste condiții, ei pot detecta ușor obiecte în mișcare dar au dificultăți în a vedea obiectele staționare.
Onu sadece Peter görebilmektedir.Tudják, hogy Peter láthatatlan.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.A következő években is szinte csak tévéfilmekben látható.
Luke'u -oğlunu- bir kez olsun kendi gözleriyle görebilmektir.Fekete: Beszélhetnél esetleg négyszemközt a főnököddel.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Tämä onkin lähes joka elokuvassa esiintyvä kuvio.
Emma sağırdır ama sesleri renk olarak görebilmektedir.Alice oli kuuro mutta kuuli päänsisäisiä ääniä.
Öğrenciler her iki kampüste de eğitim görebilmektedir.Opiskelijat voivat valita kursseja molemmista opetuspisteistä.
Alanlar, fikirler ve kavramlar arasındaki bağları görebilmek temel beceridir.Kyky nähdä kytkentöjä ajatusten, käsitteiden ja tutkimusalojen välillä on ydintaito.
Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.Ακούνε τη φωνή των πνευμάτων, όχι με τη φυσική τους ακοή, αλλά με την ψυχική.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.Το 1823 ξεκίνησε για την Δυτική Αφρική με σκοπό να ταξιδέψει στο Τιμπουκτού.
Loş ışıkta hareket eden nesneleri hemen görebilmekte fakat durağan nesneleri seçmekte zorlanmaktadırlar.Σε αυτές τις συνθήκες μπορεί να εντοπίσει εύκολα κινούμενα αντικείμενα αλλά δυσκολεύεται να εντοπίσει στάσιμα.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Temaet er dog gennemgående i alle hans film.
Oyunda, araba ve bazı binalar gibi belirli nesneler de hasar görebilmektedir.Visse objekter, som biler og bygninger, kan ødelegges.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.I 1823 begav han seg til Vest-Afrika i den hensikt å reise til Timbuktu.
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.Filmen har stort sett blitt vist ved filmfestivaler.
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.Over nyttår begynte opprørere å ta kontroll over byer for lengre perioder.
Emma sağırdır ama sesleri renk olarak görebilmektedir.Oransjebukpapegøye er høylytt, og skrikene kan høres godt.
Akıl, İslam'da akıl zekadan ziyade ileriyi görebilmek ve ona göre hazırlık yapabilmektir.Menjadi teladan umat Islam dalam memahami serta mengamalkannya.
Kral II. Charles da şehrin durumunu yakından görebilmek için sarayından ayrılmıştı.Raja Charles II mengunjungi kota untuk memantau kondisi di tempat kejadian.
Onu sadece Peter görebilmektedir.Hanya Kancil yang bisa melihat mereka.
Emma sağırdır ama sesleri renk olarak görebilmektedir.Rama merasa tertekan mendengar suara sumbang tersebut.
Bunu Homeros'un İlyada'sında çok açık görebilmekteyiz.Kisa tersebut diceritakan dalam Iliad karya Homeros.
Simon, artık Jace'i görebilmektedir ve üçlü birlikte Luke'un kitap dükkanına giderler.Simon, giờ đã có khả năng nhìn thấy Jace, lái xe tới và họ cùng nhau đi đến hiệu sách của Luke.
Gökkuşağını görebilmek için güneşe arkamızı dönmemiz gerekmektedir.副鏡が焼けてしまうため太陽観測はできない。
Oyunda, araba ve bazı binalar gibi belirli nesneler de hasar görebilmektedir.他車や構築物などと接触したときに受けるダメージが少なくなる。
Çünkü geleceği görme sezgileri güçlüdür ve görünmezleri görebilmektedir.超聖神は未来を見通すことができるが自分の未来は見通せないという特性を持つ。
Artık yalnızca bedensel gözleriyle değil, ruhani gözüyle (kalp gözüyle) de görebilmektedir.心と目が対立するのではなく、心の方に主体性があるのである。
Bunu hemen hemen her filminde görebilmekteyiz.这正如在多种多样的电影里所见。
İlerleyen aylarda koşulları daha iyi görebilmek için mülteci kamplarını ziyaret etti.之后的几十年里其他的探险队对遗迹进行了更多的考察。