gördüler ile cümle
gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Rifiutarono un paese di delizie, non credettero alla sua parola
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Sin embargo, aborrecieron la tierra deseable, y no creyeron en su palabra
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Também desprezaram a terra aprazível; não confiaram na sua promessa;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ phụ chúng tôi khinh bỉ xứ tốt đẹp, Không tin lời của Chúa,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Tổ_phụ chúng_tôi khinh_bỉ xứ tốt_đẹp , Không tin lời của Chúa ,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.und sie verachteten das liebe Land, sie glaubten seinem Wort nicht
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Wzgardzili też ziemią pożądaną, nie wierząc słowu jego.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Zaničevali so tudi zaželjeno deželo, ne verujoč besedi njegovi.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Za tím zošklivili sobě zemi žádanou, nevěříce slovu jeho.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Κατεφρονησαν ετι την γην την επιθυμητην δεν επιστευσαν εις τον λογον αυτου
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Дори те презряха желаната земя, Не повярваха Неговото слово,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.וימאסו בארץ חמדה לא האמינו לדברו׃
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.ورذلوا الارض الشهية. لم يؤمنوا بكلمته.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐 視 那 美 地 、 不 信 他 的 話
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.他 們 又 藐視 那 美地 、 不 信 他 的 話
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.De hecho ambos quizá vieron esa oferta de vender 100 yuan por 10 dólares.
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.Eigenlijk zagen ze misschien allebei het aanbod van 100 Yen voor 10 Dollar.
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.Tosiasiallisesti molemmat näki ehkä, näkivät että tarjouksen myymään 100 juania 10 dollariksi.
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.Ve skutečnosti oba viděli tu nabídku prodeje 100 jüanů za 10 dolarů.
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.В принципе, быть может, они оба увидели предложение продать 100 юаней за 10 долларов.
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.في الحقيقة ربما كليهما، شاهدوا العرض هنا لبيع 100 يوان مقابل 10 دولار
Aslında o kadar düzgün iş yapmayabilirlerdi çünkü kağıtların öğütüldüğünü gördüler.Nemuseli odvést tak dobrou práci, protože si všimli, že ji jiní lidé skartují.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.A hol a ti atyáitok próbára tevéssel megkísértének engem és látták az én cselekedeteimet negyven esztendeig.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.da mich eure Väter versuchten; sie prüften mich und sahen meine Werke vierzig Jahre lang.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.där edra fäder frestade mig och prövade mig, fastän de hade sett mina verk i fyrtio år.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.donde vuestros padres me pusieron a gran prueba y vieron mis obras durante cuarenta años
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.dove mi tentarono i vostri padri mettendomi alla prova, pur avendo visto per quarant'anni le mie opere
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Gdzie mię kusili ojcowie wasi i doświadczali mię, i widzieli sprawy moje przez czterdzieści lat.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.hvor eders Fædre fristede mig ved at sætte mig på Prøve, og de så dog mine Gerninger i fyrretyve År.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.hvor eders fedre fristet mig ved å sette mig på prøve, enda de så mine gjerninger i firti år;
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.kde ma pokúšali vaši otcovia, zkúsili ma a videli moje skutky štyridsať rokov;
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Kdežto pokoušeli mne otcové vaši, zkusiliť jsou mne, a viděli skutky mé po čtyřidceti let.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.kjer so me izkušali očetje vaši s preizkušanjem in gledali dela moja štirideset let.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.거기서 너희 열조가 나를 시험하여 증험하고 사십 년 동안에 나의 행사를 보았느니라
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Là nơi tổ phụ các ngươi thấy công việc ta làm trong bốn mươi năm, Mà còn thử để dò xét ta!
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Là nơi tổ_phụ các ngươi thấy công_việc ta làm trong bốn mươi năm , Mà_còn thử để dò_xét ta !
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.onde vossos pais me tentaram, pondo-me � prova, e viram por quarenta anos as minhas obras.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.Où vos pères me tentèrent, Pour m`éprouver, et ils virent mes oeuvres Pendant quarante ans.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.unde părinţii voştri M'au ispitit, şi M'au pus la încercare, şi au văzut lucrările Mele patruzeci de ani!
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.οπου οι πατερες σας με επειραααν, με εδοκιμασαν και ειδον τα εργα μου τεσσαρακοντα ετη
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.где искушали Меня отцы ваши, испытывали Меня, и видели дела Мои сорок лет.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.де спокутували мене батьки ваші, досьвідчалиеь про мене, й виділи дїла мої сорок років.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.На кои още се закле, че няма да влязат в Неговата почивка? Не на ония ли, които бяха непокорни?
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.אשר נסוני אבותיכם בחנוני גם ראו פעלי ארבעים שנה׃
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.حيث جربني آبائكم. اختبروني وابصروا اعمالي اربعين سنة.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.在 那 裡 、 你 們 的 祖 宗 試 我 探 我 、 並 且 觀 看 我 的 作 為 、 有 四 十 年 之 久
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.在 那裡 、 你 們 的 祖宗 試 我 探 我 、 並且觀 看 我 的 作為 、 有 四十 年 之久
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.1 явились їм поділені язики, ніби огняні, і сїв на кожному з них.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Apparvero loro lingue come di fuoco che si dividevano e si posarono su ciascuno di loro
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.A ukázaly sa im rozdeľujúce sa jazyky jako čo by jazyky ohňa, a sadol na jedného každého z nich.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Các môn đồ thấy lưỡi rời rạc từng cái một, như lưỡi bằng lửa hiện ra, đậu trên mỗi người trong bọn mình.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Các môn_đồ thấy lưỡi rời_rạc từng cái một , như lưỡi bằng lửa hiện ra , đậu trên mỗi người trong bọn mình .
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.E lhes apareceram umas línguas como que de fogo, que se distribuíam, e sobre cada um deles pousou uma.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Entonces aparecieron, repartidas entre ellos, lenguas como de fuego, y se asentaron sobre cada uno de ellos
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.És megjelentek elõttük kettõs tüzes nyelvek és üle mindenikre azok közül.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.In se jim prikažejo razdeljeni jeziki kakor ognjeni, in sedejo na slehernega med njimi;
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.I ukázali se jim rozdělení jazykové jako oheň, kterýžto posadil se na každém z nich.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.I ukazały się im rozdzielone języki na kształt ognia, który usiadł na każdym z nich.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Ja he näkivät ikäänkuin tulisia kieliä, jotka jakaantuivat ja asettuivat heidän itsekunkin päälle.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.불의 혀같이 갈라지는 것이 저희에게 보여 각 사람 위에 임하여 있더니