gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Lalu mereka melihat lidah-lidah seperti nyala api menjalar ke mana-mana dan hinggap pada mereka masing-masing
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Nişte limbi ca de foc au fost văzute împărţindu-se printre ei, şi s'au aşezat cîte una pe fiecare din ei.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Och tungor såsom av eld visade sig för dem och fördelade sig och satte sig på dem, en på var av dem.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Og der viste sig for dem Tunger som af Ild, der fordelte sig og satte sig på hver enkelt af dem.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Og det viste sig for dem tunger likesom av ild, som skilte sig og satte sig på enhver av dem.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Und es erschienen ihnen Zungen, zerteilt, wie von Feuer; und er setzte sich auf einen jeglichen unter ihnen;
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Zij zagen iets wat op vuur leek; vlammen die zich boven ieder van hen verspreidden.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.και εφανησαν εις αυτους διαμεριζομεναι γλωσσαι ως πυρος, και εκαθησεν επι ενα εκαστον αυτων,
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.И явились им разделяющиеся языки, как бы огненные, и почили по одному на каждом из них.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.О Слънцето, ще се превърне в тъмнина, И луната в кръв, Преди да дойде великият И бележит ден Господен.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.ותראינה אליהם לשנות נחלקות ומראיהן כאש ותנוחינה אחת אחת על כל אחד מהם׃
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.‎وظهرت لهم ألسنة منقسمة كانها من نار واستقرت على كل واحد منهم‎.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.又 有 舌 頭 如 火 焰 顯 現 出 來 、 分 開 落 在 他 們 各 人 頭 上
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.又 有 舌頭 如 火焰 顯現 出來 、 分 開 落在 他 們 各 人 頭上
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Cu alte cuvinte, oamenii s-au uitat la ei şi au văzut diferenţele.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.En d'autres termes, les gens les ont regardés et ils ont vu les différences.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Es decir, que cuando los observaron, vieron las diferencias.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.In altre parole, tutti li hanno guardati e hanno visto le differenze.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Innymi słowy ludzie patrzeli na nie i widzieli różnice.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Inými slovami, ľudia sa na ne dívali a videli rozdiely.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Jinými slovy, lidé se na ně dívali a viděli rozdíly.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.말하자면 사람들은 공룡들을 보고 다른 점들을 발견했습니다.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Más szóval az emberek rájuk néztek és látták a különbségeket.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Med andra ord, folk såg på dem och de såg skillnaderna.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Mensen keken vooral naar de verschillen.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Mit anderen Worten, die Leute schauten sie an und sahen die Unterschiede.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Nói cách khác, mọi người xem chúng và họ thấy sự khác biệt.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Por outras palavras, as pessoas olhavam-nos e viam as diferenças.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.Другими словами, люди взглянули на них и увидели разницу.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.С други думи, хората ги разгледаха и видяха разликата.
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.במילים אחרות אנשים הסתכלו עליהם וראו את ההבדלים
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.بكلمات أخرى ينظر الناس إليها ويلاحظون الاختلافات
Başka bir ifadeyle, insanlar bunlara baktılar ve farklılıklarını gördüler.人は見た目の違いだけで判断してたのです ご存知の通り
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.A keď pozrely, videly, že je kameň odvalený; lebo bol veľmi veliký.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.(A spojrzawszy ujrzały, iż był kamień odwalony;) bo był bardzo wielki.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.(A vzhlédše, uzřely odvalený kámen.) Byl zajisté veliký velmi.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.És odatekintvén, láták, hogy a kõ el van hengerítve; mert felette nagy vala.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Et, levant les yeux, elles aperçurent que la pierre, qui était très grande, avait été roulée.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.In ko pogledajo, vidijo, da je kamen odvaljen; bil je namreč zelo velik.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Ja katsahtaessaan ylös he näkivät kiven poisvieritetyksi; se oli näet hyvin suuri.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Khi ngó xem , thấy hòn đá đã lăn ra rồi ; vả , hòn đá lớn lắm .
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Khi ngó xem, thấy hòn đá đã lăn ra rồi; vả, hòn đá lớn lắm.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.눈을 들어 본즉 돌이 벌써 굴려졌으니 그 돌이 심히 크더라
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Maar toen zij bij het graf kwamen, ontdekten zij dat de steen al weg was.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Ma, guardando, videro che il masso era gia stato rotolato via, benché fosse molto grande
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Mas, levantando os olhos, notaram que a pedra, que era muito grande, já estava revolvida;
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Men när de sågo upp, fingo de se att stenen redan var bortvältrad. Den var nämligen mycket stor.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Og da de så op, blev de var at stenen var veltet bort; for den var meget stor.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Og da de så op, bleve de var, at Stenen var væltet fra; (thi den var meget stor)
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Pero cuando miraron, vieron que la piedra ya había sido removida, a pesar de que era muy grande
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Şi cînd şi-au ridicat ochii, au văzut că piatra, care era foarte mare, fusese prăvălită.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Und sie sahen dahin und wurden gewahr, daß der Stein abgewälzt war; denn er war sehr groß.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.Και αναβλεψασαι θεωρουσιν οτι ο λιθος ητο αποκεκυλισμενος διοτι ητο μεγας σφοδρα.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.И, взглянув, видят, что камень отвален; а он был весьма велик.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.І поглянувши, побачили, що відкочено каменя; був бо великий дуже.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.ובהביטן ראו והנה נגללה האבן כי היתה גדלה מאד׃
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.فتطلعن ورأين ان الحجر قد دحرج. لانه كان عظيما جدا.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.那 石 頭 原 來 很 大 、 他 們 抬 頭 一 看 、 卻 見 石 頭 已 經 輥 開 了
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.那 石頭 原 來 很大 、 他 們 抬頭 一 看 、 卻見 石頭 已 經輥 開了
Belki de finansal modellerini ilk çalıştırdıklarında, bunların değerinin sıfır olduğunu gördüler.Misschien zei het model de eerste keer al dat het niets waard is.

İlgili Sayfalar