gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Але ці суміші не стали дуже популярні.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Но выяснилось, что смеси не были популярны.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Но се оказва, че не били много известни,
Ama hiç tutulmadığını gördüler.אבל מסתבר שהן היו מאד לא פופולריות.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.لكن يبدو لم يكونوا مشهورين .
Ama hiç tutulmadığını gördüler.売れなかったのです
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Aber sie sahen darin auch, dass Leute sehr reich durch Nichtstun werden.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Ale widzieli w nim także ludzi, którzy bogacili się nic nie robiąc.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Dar în acelaşi timp vedeau în ea oamenii care se îmbogăţeau ne-făcând nimic.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.De egyúttal azt is látták, hogy a semmittevő emberek gazdagodnak meg.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.하지만 그들은 그 안에서 사람들이 아무것도 하지 않으며 부자가 되는 과정을 또한 볼 수 있었죠.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Maar ze zagen ook dat mensen rijk werden zonder iets te doen.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Mais ils ont aussi vu que les personnes devenaient riche sans rien faire.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Ma videro anche che la gente diventava ricca senza fare nulla.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Men de så også i den, at folk blev rige uden at gøre noget for det.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Nhưng họ cũng thấy là rất nhiều người giàu lên từ đó mà không cần phải làm gì cả.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Pero también vieron en ella que la gente se enriquecía sin hacer nada.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Είδαν όμως και ότι μερικοί άνθρωποι πλουτίζαν χωρίς να κάνουν τίποτα.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Но освен това отбелязали, че хората забогатявали с правенене на нищо.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.Но также они становились свидетелями того, как люди богатели из ничего.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.אבל הם ראו גם שאנשים מתעשרים מבלי שעשו דבר.
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.لكنهم أيضاً رأوا بها أن الناس كانوا يصبحون أغنياء بدون أن يعملوا شيء
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.思っての言葉でもあったのです 農民ではないのに
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Ale Oni zauważyli, że gdybyśmy wykonali odrobinę gładszą powiezchnie ten przedmiot wędrowałby dalej i dalej.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Ale oni zjistili, že když bude povrch trochu hladší, těleso se bude pohybovat dál.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.하지만, 그들은 표면을 더 매끄럽게 하면 할 수록 더 먼거리를 이동한 다는 것을 알았다.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Ma hanno notato che se si rende la superficie un po' più liscia questa cosa andrà più lontana.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Siempre debe llegar a un paro en quizás una manera similar.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Sie sagen aber, wenn du die Oberfläche ein wenig glatter machst, bewegt sich der Körper immer weiter.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Αλλά αυτό που είδαν ήταν πως, όσο πιο λεία γίνεται η επιφάνεια, τόσο πιο μακριά κινείται το σώμα αυτό.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Але вони розуміли, якщо поверхню зробити більш гладкою, то це тіло буде рухатись далі і далі.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.Но те са видели, че ако направите тази повърхност малко по-гладка, това нещо ще пътуват повече и повече.
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.בעצם מה שהחוק אומר זה שגוף הנע במהירות קבועה ישאר במהירות זאת לנצח
Ancak yüzey biraz daha pürüzsüz olunca bloğun daha uzağa gidebildiğini gördüler.この物は、さらにさらに進むでしょう。 たぶんこの摩擦を排除するならば、
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.그들은 이 비율이 3.1에 좀 더 가깝다는 걸 알았습니다
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler. Daha da iyi ölçümler yapmaya devam ettiler.Люди заметили, что это число ближе к 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.De lagde mærke til, at dette forhold var tættere på 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Eles perceberam que a proporção era perto de 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Ellos notan que este ratio es mas cerca a 3.1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Hanno notato che il rapporto e' piu' vicino a 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Zauważyli, że stosunek jest bliższy 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Ze zagen dat deze ratio ook dichter bij 3.1 lag.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Zistili, že ich pomer je bližšie ku 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Zjistili, že poměr je blíže k 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Відношення ближче до 3,1.
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.הם הבחינו שהיחס קרוב יותר ל3.1 .
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.لاحظوا ان النسبة قريبة من 3.1
Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.その後、それより高度の測定を続けて、
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.(105:24) И презрели они землю желанную, не верили слову Его;
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De föraktade det ljuvliga landet och trodde icke på hans ord.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.De vraged det yndige Land og troede ikke hans Ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ei au nesocotit ţara desfătărilor; n'au crezut în Cuvîntul Domnului,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.És becsmérelték a kivánatos földet, nem hittek az õ igéretének.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.He pitivät halpana ihanan maan eivätkä uskoneet hänen sanaansa.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Het prachtige land waar zij naar toe gingen, schatten zij gering; zij geloofden niet wat God zei.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Ils méprisèrent le pays des délices; Ils ne crurent pas à la parole de l`Éternel,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Kemudian mereka menolak negeri yang indah itu karena tak percaya kepada janji Allah
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.저희가 낙토를 멸시하며 그 말씀을 믿지 아니하고
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Og de foraktet det herlige land, de trodde ikke hans ord,
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Potom zase opovrhli želanou zemou; neverili jeho slovu.

İlgili Sayfalar