gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.יהודים מבקרים בו לעיתים רחוקות.
Filistinli Araplar, bu Yahudi göç akımını anavatanlarına ve kimliklerine tehdit olarak gördüler.Палестинците виждат масовото увеличение на евреите като заплаха за тяхна роднина и тяхната нация.
Via Panisperna gençleri açıklanamayan bazı etkiler de gördüler.Момчетата от улица Панисперна също забелязват някои необясними ефекти.
Gidip demir madenini gördüler.Мини за желязна руда.
İlerleyen yıllarda hürmet ve bağış gördüler ve güçlendiler.Следват години на укрепване и утвърждаване.
Lezbiyen feministler butch rollerini, erkeksi davranışların eskimiş bir taklidi olarak gördüler.Lezbijske feministice smatrale su uloge butch arhaičnim imitacijama muškog ponašanja.
Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.Preživio je brojne urote.
Bu sebepten neredeyse tanklar kadar iş gördüler.Zbog toga je nastavljena i nakon što su tenkovi stigli na bojišnicu.
Bu sebepten neredeyse tanklar kadar iş gördüler.Za celé obdobie náletov tak prišli iba o niekoľko tankov.
Gidip demir madenini gördüler.Naselje je bilo znano po rudniku železa.
Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.Opazili so, da je razpadel na več delov.
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.Greičiausiai jos buvo statomos ir anksčiau.
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.Neid oli näha juba varaseski loomingus.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 afrických vlád videlo, že sa môžu stať menej závislými prostredníctvom využitia tejto technológie.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 Afrikaanse regeringen hebben gezien dat ze minder afhankelijk worden met behulp van deze technologie.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 afrikkalaista hallitusta on huomannut voivansa vähentää riippuvuuttaan teknologiaamme käyttämällä.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 afrykańskich rządów przekonało się, że mogą stać się mniej zależnymi dzięki użyciu tej technologii.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 gobiernos africanos han visto que se pueden volver menos dependientes usando esta tecnología.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 gouvernements africains ont vu qu'ils pouvaient devenir moins dépendants en utilisant cette technologie.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 governi Africani hanno capito che possono ridurre la dipendenza dall'estero usando questa tecnologia.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 governos africanos viram que podem tornar-se menos dependentes ao usar esta tecnologia.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11개의 아프리카 정부들은 이 기술을 사용함으로써 덜 의존적이 될 수 있다는 것을 확인했습니다.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 Африкански правителства видяха, че те могат да станат по-малко зависими, с помощта на тази технология.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 ממשלים אפריקאים ראו שהם יכולים להיות פחות תלותיים באמצעות שימוש בטכנולוגיה הזו.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.11 حكومة أفريقية شهدت أنها يمكن أن تصبح أقل اعتمادا باستخدام هذه التكنولوجيا.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.Jedenáct afrických vlád vidělo, že se mohou stát méně závislými, když využijí tuto technologii.
11 Afrika hükümeti bu teknolojiyi kullanarak daha az bağımlı hale gelebileceklerini gördüler.この技術を利用することで依存を 減少できると認識しています この国々は 大湖地域における
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.그들이 1912 년 1월 말에 남극에 도착해서 보니까 - 거기엔 벌써 노르웨이 국기와
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.1912 januárjának végén érték el a sarkot, és egy Norvég zászlót találtak ott.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Arrivarono al Polo nel tardo Gennaio del 1912 trovando una bandiera Norvegese piantata là.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Au ajuns la Pol la sfârşitul lui ianuarie în 1912 doar pentru a găsi steagul Norvegiei deja împlântat.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Chegaram ao Polo no fim de janeiro de 1912 e encontraram lá a bandeira norueguesa.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Dotarli na Biegun w styczniu 1912 by znaleźć flagę norweską.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Họ tới đỉnh cực là vào cuối tháng 1, 1912 và thấy cờ Na-uy đã cắm ở đó.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Ils ont atteint le Pôle fin janvier 1912 et y ont trouvé un drapeau Norvégien.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Llegaron al Polo al final de enero de 1912 para encontrar allí una bandera noruega.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Mereka mencapai Kutub Selatan pada akhir Januari tahun 1912 dan menemukan bendera Norwegia di sana.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Sie kamen im späten Januar 1912 am Pol an, nur um die norwegische Flagge schon dort zu sehen.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Zij kwamen op de Zuidpool eind januari 1912 om daar de Noorse vlag te zien staan.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Вони дісталися до полюсу у січні 1912 року, щоб побачити, що там уже майоріє норвезький прапор.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.Пристигнали на полюса в края на януари, 1912, за да намерят там норвежкия флаг.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.הם הגיעו לקוטב בסוף ינואר 1912 והדגל הנורווגי כבר היה שם.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.وصلو إلى القطب في أواخر 1912 ليجدوا العلم النرويجي هناك.
1912'nin sonunda kutba gittiler ve orada zaten bir Norveç bayrağı olduğunu gördüler.ノルウェーの旗がすでにそこにあるのを見つけました そこにはテントとノルウェー国王への手紙がありました
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Aber es stellt sich heraus, dass sie nicht sehr beliebt waren.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Ça s'est révélé très peu vendeur.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Dar s-au dovedit a fi foarte nepopulare.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.De kiderült, hogy nem túl népszerűek.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Jednak te ciasta nie zyskały popularności.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.하지만 케이크 믹스는 굉장히 인기가 없었어요.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Mas a verdade é que estes bolos se revelaram muito impopulares.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Ma si è scoperto che erano molto poco popolari.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Men det visade sig att det inte var populärt.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Men det viser sig at de var meget upopulære.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Nakonec ale byly hodně nepopulární.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Nhưng hóa ra việc này rất không phổ biến.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Pero resultó que no tuvieron mucho éxito.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Tapi ternyata adonan kue instan tadi sangat tidak populer.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Ze bleken heel onpopulair te zijn.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.Αλλά αποδεικνύεται ότι δεν ήταν καθόλου δημοφιλή.

İlgili Sayfalar