gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom ve Mary zebraları gördüler.Tom und Maria haben Zebras gesehen.
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.Daraus wurde gefolgert, dass sie schon vorher erbaut worden sein müsse.
Harezmşâh elçileri Çin hududuna vardıkları zaman, çok uzak mesafeden bembeyaz bir yığın gördüler.Als die Gesandten zurückkehrten, erfuhren sie vom Ableben Poppos, worin Zanotto eine Strafe für den Bösen sah.
Kimi gördüler?Qui ont-ils vu ?
Onlar kimi gördüler?Qui ont-ils vu ?
Romalı yazarlar kültürlü Yunan tarzı olması nedeniyle Latinceyi hor gördüler.Les auteurs romains dédaignent le latin pour un style grec cultivé.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Les enfants étaient rarement punis.
Haçlılar Adiliye'ye yürüyünce mevzilerin boş olduğunu gördüler.Quand il arrive au PACE, les lieux ont l'air abandonné.
Onlar onu odaya girerken gördüler.Le vieron entrar en la habitación.
Olanı gördüler, sebebini değil.Vio lo que pasó pero no la razón.
Evli kadınlar fiziksel istismar dahil olmak üzere, kocaları tarafından kötü muamele gördüler.Las mujeres casadas eran a menudo maltratadas por sus maridos, incluyendo abuso físico.
Bundan üç gün sonra Barnsfield, on ay sonra da Palmer ana karayı gördüler.Lo anterior se suscitó tres días antes de que Bransfield avistara tierra, y diez meses antes que Palmer.
Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.Hay muchas cosas mezcladas.
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.Se pensaba que aquel trabajo ya había sido hecho.
İki taraf da bir barış antlaşması yapmayı uygun gördüler.En conjunto, ambos territorios disfrutaron de una relativa paz.
Bir kedinin ağaca tırmandığını gördüler.Hanno visto un gatto che saliva sull'albero.
Yerliler o zaman ilk kez bir uçak gördüler.Gli indigeni videro allora un aereo per la prima volta.
Romalı yazarlar kültürlü Yunan tarzı olması nedeniyle Latinceyi hor gördüler.Scrittori romani sdegnavano il latino nei confronti dello stile colto greco.
New York'lu Film Eleştirmenleri Birliği de Robert De Niroyu En İyi Oyuncu ödülüne layik gördüler.Fu Robert De Niro a vincere il premio tuttavia.
Lezbiyen feministler butch rollerini, erkeksi davranışların eskimiş bir taklidi olarak gördüler.Лесбиянки-феминистки считали, что ролевая модель «буч» является архаичной имитацией мужского поведения.
Simyagerler, yüzyıllar boyunca büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar.لقد نال الخيميائيون قدراً متناوباً من الاضطهاد والدعم خلال القرون.
İki taraf da bir barış antlaşması yapmayı uygun gördüler.وفي عام 1935م وقَّعت الدولتان على معاهدة صلح.
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.ويظن أن عمله ذلك لم يُسبق إليه ..
Gürcüler, batı Ukrayna'da eğitim gördüler.(سحر) كانت قد تعلمت في الغرب.
Cercis'i kontrol ettiklerinde hayatta olduğunu gördüler.فوجئ الجراحون أنها كانت على قيد الحياة.
İki taraf da bir barış antlaşması yapmayı uygun gördüler.Depois disso, ambos os lados concordaram em assinar um tratado de paz.
Harezmşâh elçileri Çin hududuna vardıkları zaman, çok uzak mesafeden bembeyaz bir yığın gördüler.Quando todos os demônios enviados falharam, ordenaram Belthazor para persegui-las.
Lezbiyen feministler butch rollerini, erkeksi davranışların eskimiş bir taklidi olarak gördüler.As feministas lésbicas consideravam os papéis de gênero como imitações arcaicas do comportamento masculino.
Onlar fare gördüler.Eles viram um rato.
Önce Canessa’nın hayal gördüğünü sanmışlardı ancak sonunda üç atlıyı gördüler.Het leek aanvankelijk dat Canessa zich iets had verbeeld, maar uiteindelijk zagen ze drie mannen te paard.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Gevangenen werden niet zelden gemarteld.
Bu sebepten neredeyse tanklar kadar iş gördüler.Hierbij werden ook tanks ingezet.
Bu sebepten neredeyse tanklar kadar iş gördüler.W akcji brały udział czołgi.
İlerleyen yıllarda hürmet ve bağış gördüler ve güçlendiler.W następnych godzinach trwało poszukiwanie jeszcze żyjących i dobijanie ich.
Bu piskoposluk döneminde, ona azizlik unvanını uygun gördüler.Po tej nominacji przyjął święcenia biskupie.
Gidip demir madenini gördüler.De arbetade på Järnvågen.
Özellikle Atinalılar bunu bir distopya olarak gördüler).Таких людей жителі півдня розглядали як грабіжників.)
Gidip demir madenini gördüler.Виявлено родовища залізних руд.
Bizi çok yabanî insanlar gördüler.Я бачив там жахливо одиноких людей.
Lezbiyen feministler butch rollerini, erkeksi davranışların eskimiş bir taklidi olarak gördüler.Лесбійки-феміністки вважали, що ролева модель буч є архаїчною імітацією чоловічої поведінки.
Amucalar da bu yeni politikadan zarar gördüler.Také Amudžové viděli újmu v této nové politice.
Simyagerler, yüzyıllar boyunca büyük saygınlık gördüler ve destek aldılar.Bakker již více než tři desetiletí obdivován a ceněn.
Özellikle İtalayan ticaret şehirleri bu tedbirlerden büyük faydalar gördüler.V ohnisku jeho pozornosti se nacházeli zejména italští velkostatkáři.
Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.Je spojen s větším množství kontroverzí.
Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.Concluzionează că sunt prea multe coincidențe.
New York'lu Film Eleştirmenleri Birliği de Robert De Niroyu En İyi Oyuncu ödülüne layik gördüler.Robert De Niro a New York-i Filmkritikusok Szövetségének díját kapta.
Ve 100 üzerinden 85 puanı layık gördüler.Ezek darabonként 85 LE teljesítményűek voltak.
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.Ezért felteszik, hogy korábban épült.
Lezbiyen feministler butch rollerini, erkeksi davranışların eskimiş bir taklidi olarak gördüler.Lesbot feministit pitivät butch-roolia arkaaisena maskuliinisen käytöksen imitoimisena.
Yahudiler sadece nadiren eziyet gördüler.Ulkopuolista tukea juutalaiset saivat vain harvoin.
Bu nedenle, zulüm gördüler ve toprakları harap oldu.Για το λόγο αυτό υπέστησαν διωγμούς και τα εδάφη τους ερημώθηκαν.
Amucalar da bu yeni politikadan zarar gördüler.Især de venstreliberale havde det svært med denne nye form for politik.
Bizi çok yabanî insanlar gördüler.Den ses ikke mere af særligt mange mennesker.
Bir karıştan fazla olduğunu gördüler.Sandsynligvis er det en kombination af flere af disse.
İki taraf da bir barış antlaşması yapmayı uygun gördüler.Kedua pihak juga gagal menyetujui hubungan untuk berdamai.
Önce Canessa’nın hayal gördüğünü sanmışlardı ancak sonunda üç atlıyı gördüler.Mới đầu Canessa tưởng chỉ có một người cưỡi ngựa, nhưng mãi sau họ thấy có tới ba người.
Onlar onu bir otorite olarak gördüler.彼らは彼を権威者とみなした。
İki taraf da bir barış antlaşması yapmayı uygun gördüler.引導了兩個組織簽署和平協定。
Ve 100 üzerinden 85 puanı layık gördüler.其中年登八十者國家賜五貫文。
Ancak bu işin daha önce yapılmış olduğunu gördüler.다만 그 이전에도 사당이 있었던 것으로 보인다.

İlgili Sayfalar