gördüler ile cümle
gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Ancak aynı zamanda orada hiçbir şey yapmadan zenginleşenleri gördüler.But they also saw in it that people were getting rich for doing nothing.
Beni taba renk kıyafet giyen, genç, kısa boylu kadın olarak gördüler.They saw me as a young, short woman wearing a pathan suit.
Ama hiç tutulmadığını gördüler.But it turns out they were very unpopular.
Aslında belki her ikisi de, 10$ karşılığında 100 Yuan satma teklifini gördüler.Actually both of them, maybe, saw that offer to sell 100 Yuan for 10 dollars.
Çoktan gördüler sınavı.They've already seen the exam.
Eğer Latin Amerika'nın zengin ve güçlüleri bir kabus gördülerse, bu oydu.Daddy! Daddy!
Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler.For the longest time people have regarded science and humanities as being distinct.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.They saw him afar off, and before he came near to them, they conspired against him to kill him.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.He didn't lay his hand on the nobles of the children of Israel. They saw God, and ate and drank.
Ey Tanrı, senin zafer alayını, Tanrımın, Kralımın kutsal yere törenle gelişini gördüler:They have seen your processions, God, even the processions of my God, my King, into the sanctuary.
Ardından hor gördüler güzelim ülkeyi, Tanrının verdiği söze inanmadılar.Yes, they despised the pleasant land. They didn't believe his word,
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.These see Yahweh's works, and his wonders in the deep.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.As they passed by in the morning, they saw the fig tree withered away from the roots.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Mary Magdalene and Mary, the mother of Joses, saw where he was laid.
Başlarını kaldırıp bakınca, o kocaman taşın yana yuvarlanmış olduğunu gördüler.for it was very big. Looking up, they saw that the stone was rolled back.
İsaya gelince Onun ölmüş olduğunu gördüler. Bu yüzden bacaklarını kırmadılar.but when they came to Jesus, and saw that he was already dead, they didn't break his legs.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.So when they got out on the land, they saw a fire of coals there, and fish laid on it, and bread.
Ateşten dillere benzer bir şeylerin dağılıp her birinin üzerine indiğini gördüler.Tongues like fire appeared and were distributed to them, and one sat on each of them.
Atalarınız beni orada sınayıp denediler Ve kırk yıl boyunca yaptıklarımı gördüler.where your fathers tested me by proving me, and saw my works for forty years.
Cezam nasılmış, (gördüler)!How severe was My punishment then!
Beni inkarları nasıl oldu (onlar gördüler)?How great was the change I wrought in their condition then!
Nasıl, kafir olanlar, işlediklerinin 'feci karşılığını gördüler mi?'Will not the infidels pay for what they had done?
Elini koltuğuna sokup çıkarınca bakanlar gördüler ki bembeyaz, parılparıl parlayan bir el.And he drew forth his hand, and behold, it looked white to those who beheld it.
Sonra o kafir olanları helak ettim ben, benim onları inkarım ve cezalandırmam nasılmış, gördüler.So We seized the unbelievers. How great was the change I wrought in their condition then!
Ve bir delil gördüler mi alay etmeye kalkarlar.When they see a sign, they laugh at it,
Ve onlar, bir delil gördüler mi yüz çevirirler de sürüp giden bir büyü derler.But if they see a sign they turn away, and say: "This is the same old lie continuing,"
Gördüler nasılmış azap!How severe was My punishment then!
Eşyalarını açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verildiğini gördüler.When they unpacked their goods they said: "O father, what more can we ask?
Ad kavmi (Peygamberleri Hud'u) yalanladı da azabım ve tehdidim nasılmış (gördüler).The 'Ad had also disavowed. How was then My punishment and My commination!
Sonra da tuttum onları cezalandırdım. O vakit azabım nasıl imiş (gördüler).How severe was My punishment then!
Andolsun ki, doğrusu nefislerinde kendilerini büyük gördüler ve büyük azgınlık ettiler.They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.
Onlar meleklerin yaratılışını gördüler mi?Did they witness their creation?
Artık onlar, ne kendi kendilerine ayağa kalkabildiler, ne de yardım gördüler.And neither stand up nor defend themselves.
Oldukları yerde çöke kaldılar, ne doğrulabildiler, ne de yardım gördüler.And neither stand up nor defend themselves.
Sonra Ben de o inkar edenleri yakalayıverdim. Beni inkarları nasıl oldu (onlar gördüler)?Then I seized the disbelievers; so how did denial My rejection turn out?
Zahire yüklerini açtıklarında sermayelerinin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler.And when they opened their things, they found their merchandise, restored to them.
(Kardeşi): "Anam oğlu! Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi.He said, 'Son of my mother, surely the people have abased me, and well nigh slain me.
Yüklerini açınca karşılık olarak götürdükleri mallarının kendilerine iade edilmiş olduğunu gördüler.And when they opened their stuff, they found their goods returned unto them.
Azabı gördüler artık, aralarındaki bağlar parçalanıp koptu.But punishment they shall get and all their bonds shall be cut off.
Bu kavim beni cidden zayıf gördüler ve nerede ise beni öldüreceklerdi.Aaron said: 'My mother's son, the people overpowered me and almost killed me.
İnkâr edenlere biraz süre verdim ama sonunda hepsini yakaladım. Gördüler nasılmış azap!But then I gave respite to those who were faithless, then I seized them; so how was My retribution?
İşte uyulanlar, uyanlardan uzak durdular; azabı gördüler, aralarındaki bağlar kesildi.When the leaders see the torment and lose all their resources, they will denounce their followers.
O vakit azabım nasıl imiş (gördüler).Then I struck them with a terrible retribution.
Hükümet karşıtı protestocular Twitter ve Facebook'tan destek gördüler.The anti-corruption protesters got a lot of support on social media like Twitter and Facebook.
Öğrenciler Karadağ'da pek çok tanınmış kişiden yardım gördüler.The students had help from many prominent people in Montenegro.
Bulgarlar, merkezi ısıtma ve toplu taşımacılık fiyatlarında da artış gördüler.Bulgarians also saw increases in the cost of central heating and public transportation.
SETimes'a konuşan Kelmendi, "Siyasi partileri hatayı kendilerinde değil, sistemde gördüler."Political parties have viewed the system as wrong, and not themselves.
Tesisin yakınındaki halk ilk patlamadan sonra mantar şeklinde bir bulut gördüler.People near the site said they saw a mushroom cloud after the first blast.
Ayrıca bunu tek parti sisteminin gerekçesi olarak gördüler.[14]They also saw this as the justification for the one-party system.[2]
Buhara'yı aile mülkleri olarak gördüler.They considered Bukhara to be their family lot.
Derbent'in Yahudileri 18. yüzyılda savaşlar sırasında zarar gördüler.Derbent's Jewry suffered during the wars in the 18th century.
Kimyasalı teneffüs ettiklerinde genel bir neşe ve mizah havasının başladığını gördüler.On inhaling the chemical they found that a general mood of cheer and humour had set in.
Gündüzleri zorla çalıştırılarak işkence gördüler ve geceleri zindanlarda tutuldular."By day they were tormented with forced labor and at night kept in dungeons."
Yavaş yavaş, Roma egemenliği altına girenler kendilerini Romalı olarak gördüler.Gradually, the conquered would see themselves as Romans.
İlk dalgadan sonra gelen kolonistler, ilk kasabalarda kendilerine yer olmadığını gördüler.Colonists arriving after the first wave found that the early towns did not have room for them.
O ve IJ Good, süreci bir işten çok entelektüel bir oyun olarak gördüler.He and I. J. Good considered the process more an intellectual game than a job.
Afganlar, 1921 anlaşmasını yalnızca gayri resmi bir anlaşma olarak gördüler.The Afghans regarded the 1921 agreement as only an informal one.
Arap milliyetçileri, Haşimi Monarşisi'ni İngiliz ve Batı çıkarlarına fazla bağlı olarak gördüler.Arab nationalists viewed the Hashemite Monarchy as too beholden to British and Western interests.
Bunun yerine, onları rakip olabilecek iki güçlü lider olarak gördüler.Instead, they saw them as two powerful chieftains who might become rivals.
Acımasız alabalık popülasyonunda hızlı bir düşüş gördüler. [5]From studies done they have found that the longnose sucker is predator to the cutthroat trout.[17]