gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.videro le opere del Signore, i suoi prodigi nel mare profondo
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.Zij zagen het machtige scheppingswerk van de HERE en wat Hij in de zeeën had gemaakt.
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.αυτοι βλεπουσι τα εργα του Κυριου και τα θαυμασια αυτου τα γινομενα εις τα βαθη
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.Те виждат делата на Господа, И чудесата Му в дълбочините,
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.המה ראו מעשי יהוה ונפלאותיו במצולה׃
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.هم رأوا اعمال الرب وعجائبه في العمق‎.
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.他 們 看 見 耶 和 華 的 作 為 、 並 他 在 深 水 中 的 奇 事
RABbin işlerini, Derinliklerde yaptığı harikaları gördüler.他 們看見 耶和華 的 作為 、 並 他 在 深水 中 的 奇事
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A potom včasráno, keď išli popri fíku, videli ho, že je uschlý od koreňa.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A rano idąc mimo figowe drzewo, ujrzeli, iż z korzenia uschło.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.A učedlníci ráno jdouce, uzřeli fík, an usechl hned z kořene.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Dimineaţa, cînd treceau pe lîngă smochin, ucenicii l-au văzut uscat din rădăcini.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.In ko gredo zjutraj mimo, ugledajo smokvo, da je suha do korenine.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Ja kun he varhain aamulla kulkivat ohi, näkivät he viikunapuun kuivettuneen juuria myöten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.저희가 아침에 지나갈 때에 무화과나무가 뿌리로부터 마른 것을 보고
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.La mattina seguente, passando, videro il fico seccato fin dalle radici
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Le matin, en passant, les disciples virent le figuier séché jusqu`aux racines.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Men då de nu på morgonen åter gingo där fram, fingo de se fikonträdet vara förtorkat ända från roten.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de gikk forbi tidlig om morgenen, så de at fikentreet var visnet fra roten av.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Og da de om Morgenen gik forbi, så de, at Figentræet var visnet fra Roden af.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Por la mañana, pasando por allí vieron que la higuera se había secado desde las raíces
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Quando passavam na manhã seguinte, viram que a figueira tinha secado desde as raízes.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Reggel pedig, a mikor mellette menének el, látják vala, hogy a fügefa gyökerestõl kiszáradott.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm sau, khi đi ngang qua, thấy cây vả đã khô cho tới rễ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Sáng hôm_sau , khi đi ngang qua , thấy cây vả đã khô cho tới rễ ;
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Und am Morgen gingen sie vorüber und sahen den Feigenbaum, daß er verdorrt war bis auf die Wurzel.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Και το πρωι διαβαινοντες ειδον την συκην εξηραμμενην εκ ριζων.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.А вранці, мимо йдучи, побачили смоківницю всохлу від коріння.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.И тъй, като минаваха сутринта, видяха смоковницата изсъхнала от корен.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.Поутру, проходя мимо, увидели, что смоковница засохла до корня.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.ויהי הם עברים בבקר ויראו את התאנה כי יבשה עם שרשיה׃
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.وفي الصباح اذ كانوا مجتازين رأوا التينة قد يبست من الاصول.
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.早 晨 、 他 們 從 那 裡 經 過 、 看 見 無 花 果 樹 連 根 都 枯 乾 了
Sabah erkenden incir ağacının yanından geçerlerken, ağacın kökten kurumuş olduğunu gördüler.早晨 、 他們從 那 裡經過 、 看見 無花果 樹連 根 都 枯乾了
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.A na kniežatá synov Izraelových nevystrel svojej ruky, hoci videli Boha, a jedli a pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.A na książęta synów Izraelskich nie ściągnął Pan ręki swej: choć widzieli Boga, przecię jedli i pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Contro i privilegiati degli Israeliti non stese la mano: essi videro Dio e tuttavia mangiarono e bevvero
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Eikä hän kajonnut kädellänsä israelilaisten valittuihin, ja he katselivat Jumalaa, söivät ja joivat.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Il n`étendit point sa main sur l`élite des enfants d`Israël. Ils virent Dieu, et ils mangèrent et burent.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.In ni iztegnil roke svoje zoper plemenitnike Izraelovih sinov, in videli so Boga in so jedli in pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.하나님이 이스라엘의 존귀한 자들에게 손을 대지 아니하셨고 그들은 하나님을 보고 먹고 마셨더라
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Men han lagde ikke Hånd på Israeliternes ypperste Mænd. De skuede Gud, og de spiste og drak.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Men han lät icke sin hand drabba Israels barns ypperste, utan sedan de hade skådat Gud, åto de och drucko.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Na knížata pak synů Izraelských nevztáhl ruky své, ačkoli viděli Boha, a potom jedli i pili.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Og han løftet ikke sin hånd mot de ypperste av Israels barn, men de skuet Gud og åt og drakk.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.και επι τους εκλεκτους των υιων Ισραηλ δεν εβαλε την χειρα αυτου και ειδον τον Θεον, και εφαγον και επιον.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.И Он не простер руки Своей на избранных из сынов Израилевых: они видели Бога, и ели и пили.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.Но Той не тури ръка на благородните от израилтяните. И те видяха Бога, и там ядоха и пиха.
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.ואל אצילי בני ישראל לא שלח ידו ויחזו את האלהים ויאכלו וישתו׃
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.ولكنه لم يمدّ يده الى اشراف بني اسرائيل. فرأوا الله وأكلوا وشربوا
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.他 的 手 不 加 害 在 以 色 列 的 尊 者 身 上 . 他 們 觀 看 神 、 他 們 又 喫 又 喝
Tanrı İsrail soylularına zarar vermedi. Tanrıyı gördüler, sonra yiyip içtiler.他 的 手 不 加害 在 以色列 的 尊者 身上 . 他 們觀 看 神 、 他們又喫又喝
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.A pravověrní muslimové v Turecku viděli, že mohou změnit politický systém skrz volby.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.E i Musulmani devoti in Turchia sanno di poter cambiare il sistema politico andando a votare.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.És látták a vallásos muszlimok Törökországban, hogy a politikai rendszer válsztások útján megváltoztatható.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Kaum Muslim soleh di Turki melihat bahwa mereka dapat mengubah sistem politik dengan cara pemilihan suara.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.그리고 터키의 독실한 이슬람교도는 자신들이 투표를 통해 정치 체계를 바꿀 수 있음을 보았습니다.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Los devotos musulmanes de Turquía vieron que podían cambiar el sistema político con el voto.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Och de fromma muslimerna i Turkiet såg att de kunde ändra det politiska systemet med sina röster.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Os devotos muçulmanos da Turquia viram que podiam mudar o sistema político através do voto.

İlgili Sayfalar