gördüler ile cümle
gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Pobożni muzułmanie w Turcji zobaczyli, że mogą zmienić system polityczny poprzez głosowanie.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Și musulmanii practicanți din Turcia au văzut că pot schimba sistemul politic prin vot.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Und die frommen Muslime in der Türkei sahen, dass sie das politische System mit Wahlen ändern können.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Và những người Hồi giáo sùng đạo ở Thổ Nhĩ Kỳ nhận ra họ có thể thay đổi thể chế chính trị nhờ bầu cử.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Veriaci moslimovia v Turecku videli, že môžu zmeniť politický systém voľbami.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Віруючі турецькі мусульмани побачили, що вони можуть змінити політичну систему шляхом голосування.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.Все религиозные мусульмане в Турции поняли, что они могут изменить политическую систему голосованием.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.И правоверните мюсюлмани в Турция видяха, че могат да променят политическата система чрез гласуване.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.והמוסלמים האדוקים בטורקיה ראו שהם יכולים לשנות את המערכת הפוליטית על ידי הצבעה.
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.ووجد المحافظون الاسلاميون في تركيا ان التصويت هو الوسيلة الوحيدة للتغيير في تركيا
Türkiye'deki dindar Müslümanlar, politik sistemi oy kullanarak değiştirebileceklerini gördüler.投票することで政治は変えれるのだと知りました。 そして民主主義はイスラムや、その価値観と
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.A gdy przyszli posłowie, oto obraz na łożu, a wezgłówko z koziej skóry pod głowami jego.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.A když přišli poslové, a aj, obraz ležel na lůži a polštář kozí v hlavách jeho.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.A keď prišli poslovia, tu hľa, v posteli modla domácich bohov a konča jej hlavy kozia kožušina.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Ces gens revinrent, et voici, le théraphim était dans le lit, et une peau de chèvre à son chevet.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Da nun die Boten kamen, siehe, da lag das Bild im Bett und ein Ziegenfell zu seinen Häupten.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Da Sendebudene kom derhen, opdagede de, at det var Husguden, der lå i Sengen med Gedehårsnettet over Hovedet.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.In ko stopijo sli noter, glej, malik je na postelji in mrežasta čepica iz kozine ob njegovi glavi!
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.사자들이 들어가 본즉 침상에 우상이 있고 염소털로 엮은 것이 그 머리에 있었더라
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Maar toen zij terugkwamen om hem op te halen, kwamen zij er achter dat in het bed een beeld lag!
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Men da budene kom inn, fikk de se at det var husguden som lå i sengen med gjetehårsteppet ved hodet.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Men när männen kommo in, fingo de se att det var husguden som låg i sängen, med myggnätet över huvudgärden.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Oamenii aceia s'au întors, şi iată că terafimul era în pat, şi în jurul capului era o piele de capră.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Vậy, những kẻ sai đi đến đó, thấy tượng thê-ra-phim ở trên giường, có một tấm nệm bằng lông dê ở nơi đầu nó.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.Vindo, pois, os mensageiros, eis que estava a estátua na cama, e a pele de cabra � sua cabeceira.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.А когато влязоха човеците, ето домашният идол беше на леглото с възглавница от козина под главата му.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.И пришли слуги, и вот, на постели статуя, а в изголовье ее козья кожа.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.ויבאו המלאכים והנה התרפים אל המטה וכביר העזים מראשתיו׃
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.فجاء الرسل واذا في الفراش الترافيم ولبدة المعزى تحت راسه.
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.使 者 進 去 、 看 見 床 上 有 神 像 、 頭 枕 在 山 羊 毛 裝 的 枕 頭 上
Ulaklar eve girince, yatakta başında keçi kılından yastık olan putu gördüler.使者 進去 、 看見 床上 有 神像 、 頭枕 在 山羊 毛 裝 的 枕頭上
Ve bun defalarca tekrarladılar. Aradaki oranın 3.1'e daha yakın olduğunu gördüler.Och samma här, det här förhållandet är närmare 3.1
Ve gördüler ki bir günlük özerklik sonucunda şirketin var olan programları için pek çok çözüm üretildi.今まで、他の方法では決して生まれなかった新製品の一群が!
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.A to vědí, protože její fotky viděli naprosto všude.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.A wiedzą to, bo widzieli jej zdjęcia wszędzie.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Ei ştiu cum arată pentru că au văzut poze cu ea peste tot.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.E sabem qual é o seu aspeto porque já viram imagens dela praticamente em todos os sítios.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.E sanno com'è perché le sue foto sono praticamente ovunque.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Et ils savent de quoi elle a l'air parce qu'ils en ont vu des photos partout.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.그리고 사람들은 그녀가 어떻게 생겼는지를 전세계에서 사진을 보았기 때문에 알 수 있는 겁니다
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Og de ved, hvordan hun ser ud fordi de har set billeder af hende alle vegne.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Tudják, hogyan néz ki, hiszen szinte mindenütt látni róla képeket.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Und sie wissen, wie sie aussieht, weil sie absolut überall Bilder von ihr gesehen haben.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Y saben cómo luce porque han visto fotos de ella en todas partes.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Ze weten hoe ze eruit ziet omdat ze er al overal afbeeldingen van hebben gezien.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Και ξέρουν από πριν πώς είναι επειδή έχουν δει φωτογραφίες της παντού.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.А знают они это потому, что её изображения повсюду.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.Знаят как тя изглежда, защото са виждали нейни снимки навсякъде.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.והם יודעים איך היא נראית מפני שהם ראו תמונות שלה בכל מקום.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.ويعرفون ما تبدو عليه لأنّهم رأوا صور لها في كلّ مكان.
Ve neye benzediğini biliyorlar çünkü fotoğraflarını neredeyse her yerde gördüler.彼らはこの絵を間違いなくどこかで見ているのです 皆知っているのですから
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.A la verdad, los que estaban conmigo vieron la luz, pero no entendieron la voz del que hablaba conmigo
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.A tí, ktorí boli so mnou, svetlo síce videli, a naľakali sa, ale hlasu toho, ktorý hovoril so mnou, nepočuli.
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.Cei ce erau cu mine, au văzut bine lumina, şi s'au înfricoşat; dar n'au auzit glasul Celui ce vorbea.
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.De mannen die bij mij waren, zagen wel het licht, maar hoorden de stem niet.
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.De som var med mig, så lyset, men røsten av ham som talte til mig, hørte de ikke.
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.E os que estavam comigo viram, em verdade, a luz, mas não entenderam a voz daquele que falava comigo.
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.Ja minun seuralaiseni näkivät kyllä valon, mutta eivät kuulleet sen ääntä, joka minulle puhui.
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.나와 함께 있는 사람들이 빛은 보면서도 나더러 말하시는 이의 소리는 듣지 못하더라
Yanımdakiler ışığı gördülerse de, benimle konuşanın söylediklerini anlamadılar.Men de, som vare med mig, så vel Lyset, men hørte ikke hans Røst, som talte til mig.