gördüler ile cümle
gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Men Maria från Magdala och den Maria som var Joses' moder sågo var han lades.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Men Maria Magdalena og Maria, mor til Joses, så hvor han blev lagt.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Men Maria Magdalene og Maria, Joses's Moder, så, hvor ham blev lagt.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.ria Magdaléna pedig és Mária, a Józsé [anyja,] nézik vala, hová helyezék.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Sementara itu Maria Magdalena dan Maria ibu Yoses memperhatikan di mana Yesus diletakkan
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Vả , Ma-ri Ma-đơ-len cùng Ma-ri mẹ Giô-sê , đều thấy chỗ táng Ngài .
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Vả, Ma-ri Ma-đơ-len cùng Ma-ri mẹ Giô-sê, đều thấy chỗ táng Ngài.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Η δε Μαρια η Μαγδαληνη και Μαρια η μητηρ του Ιωση εβλεπον που τιθεται.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.А Мария Магдалина и Мария Иосиевата майка гледаха где го полагаха.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Мария же Магдалина и Мария Иосиева смотрели, где Егополагали.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.Мария ж Магдалина й Мария Иосиїна дивились, де Його положено.
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.ומרים המגדלית ומרים אם יוסי היו ראות את המקום אשר הושם שמה׃
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.وكانت مريم المجدلية ومريم ام يوسي تنظران اين وضع
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.抹 大 拉 的 馬 利 亞 、 和 約 西 的 母 親 馬 利 亞 、 都 看 見 安 放 他 的 地 方
Mecdelli Meryem ile Yose'nin annesi Meryem, İsa'nın nereye konulduğunu gördüler.抹大拉的 馬利亞 、 和 約西 的 母親 馬利亞 、 都 看 見 安放 他 的 地方
Müslüman kadınlar, beslenme, çocuk büyütme ve eşlerinin ihtiyaçlarını karşılama konusunda dersler gördüler.공부 하는 이슬람 여성 영양, 자녀 양육 및 그들의 남편에 대해 걱정 하는 방법에 대 한 지침.
Müslüman kadınlar, beslenme, çocuk büyütme ve eşlerinin ihtiyaçlarını karşılama konusunda dersler gördüler.النساء المسلمات درسوا التغذية، تربية الأطفالو تعاليم على كيفية رعاية الزوج.
Nathan ve patronu bunu gördüler.네이슨과 그의 상사는 이걸 보고
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan dan bosnya melihat hal ini.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan ed il suo capo videro tutto ciò.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan en zijn baas zagen dit.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan e o seu chefe acharam isso intolerável.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan és főnöke látták ezt.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan et son chef s'en sont aperçu.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan şi şeful lui vedeau asta.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan so šéfom to videli.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan và sếp của anh ta thấy chuyện đó.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Nathan y su jefe vieron esto
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan a jeho šéf to viděli a nemohli to tolerovat.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan i jego szef widzieli to i nie mogli tego znieść.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan och hans chef såg det här, och kunde inte tåla det.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Nathan und sein Boss sahen dies und konnten es nicht akzeptieren.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Ο Νέιθαν και το αφεντικό του το είδαν και δεν μπόρεσαν να το ανεχθούν.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Натан зі своїм шефом побачили це, і не могли з таким змиритися.
Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler.Нейтън и шефът му забелязват това и те решават, че не могат да го толерират.
Nathan ve patronu bunu gördüler.Натан и его босс столкнулись с этим
Nathan ve patronu bunu gördüler.אז הם החליטו להפוך את סן פרנסיסקו
Nathan ve patronu bunu gördüler.وشهد ذالك نيثن رئيسه في العمل
Nathan ve patronu bunu gördüler.耐えられなかったのです
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Akkor azok a férfiak berohantak és megtalálák Dánielt, a mint könyörge és esedezék az õ Istene elõtt.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Alors ces hommes entrèrent tumultueusement, et ils trouvèrent Daniel qui priait et invoquait son Dieu.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Atunci oamenii aceştia au dat năvală în casă, şi au găsit pe Daniel rugîndu-se şi chemînd pe Dumnezeul lui.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Bấy giờ những người đó nhóm lại, thấy Ða-ni-ên đương cầu nguyện nài xin trước mặt Ðức Chúa Trời mình.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Bấy_giờ những người đó nhóm lại , thấy Ða - ni-ên đương cầu_nguyện nài_xin trước mặt Ðức_Chúa_Trời mình .
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Da kamen diese Männer zuhauf und fanden Daniel beten und flehen vor seinem Gott.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Então aqueles homens foram juntos, e acharam a Daniel orando e suplicando diante do seu Deus.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Entonces aquellos hombres se reunieron y hallaron a Daniel rogando e implorando delante de su Dios
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Ketika musuh-musuh Daniel melihat Daniel sedang berdoa kepada Allahnya
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.그 무리들이 모여서 다니엘이 자기 하나님 앞에 기도하며 간구하는 것을 발견하고
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.När männen nu skyndade till, funno de Daniel bedjande och åkallande sin Gud.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Tedaj se pripode ti možje in zalotijo Daniela, da moli in milo prosi pred Bogom svojim.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Tedy muži ti shromáždivše se a nalezše Daniele, an se modlí a pokorně prosí Boha svého,
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Vtedy sa náhle s hrmotom shromaždili tí mužovia a našli Daniela prosiť a pokorne sa modliť pred jeho Bohom.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Тогава ония човеци се събраха демонстративно и намериха, че Даниил отправяше просба и се молеше пред своя Бог.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.Тогда эти люди подсмотрели и нашли Даниила молящегося и просящего милости пред Богом своим,
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.אדין גבריא אלך הרגשו והשכחו לדניאל בעא ומתחנן קדם אלהה׃
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.فاجتمع جميع حينئذ هؤلاء الرجال فوجدوا دانيال يطلب ويتضرع قدام الهه.
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.那 些 人 就 紛 紛 聚 集 、 見 但 以 理 在 他 神 面 前 祈 禱 懇 求
Ona tuzak kuran adamlar hep birlikte oraya gittiklerinde, onu Tanrısına dua edip yalvarırken gördüler.那些 人 就 紛紛 聚集 、 見但以理 在 他 神 面前 祈禱懇求
Onun içini açtıklarında, midesinin plastikle dolu olduğunu gördüler.Als sie die öffneten fanden sie heraus, dass ihr Magen voller Plastik war.