gördüler ile cümle

gördüler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
13
ORT. KELİME
Japonya'daki bir grup insan devletin verdiği bilginin yeterince açık ve güvenilir olmadığını gördüler;수많은 일본인들은 정부가 공개적으로 신뢰할 만한 정보를 제공하지 않고 있다는 걸 알았죠. 그래서 아르뒤노와 네트워트 인터페이스가
Japonya'daki bir grup insan devletin verdiği bilginin yeterince açık ve güvenilir olmadığını gördüler;חבורה של אנשים ביפן, הם הבינו שהמידע שהמדינה סיפקה ולא באמת אמין, אז הם בנו
Japonya'daki bir grup insan devletin verdiği bilginin yeterince açık ve güvenilir olmadığını gördüler;信頼もできないと 気付きました それで彼らは ガイガーカウンターと Arduinoと ネットワークカードを
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.A Jill a Kevin, šťastný pár, sa vrátili z medových týždňov a zistili, že ich video sa rozšírilo masovo.
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.A Jill a Kevin, šťastný pár, se vrátili z líbánek a zjistili, že jejich video se masově rozšířilo.
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.E Jill e Kevin, o casal feliz, voltaram da lua-de-mel e viram que o vídeo deles tinha ficado viral.
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.Iar Jill și Kevin, fericitul cuplu, s-au întors din luna de miere și au aflat că filmulețul lor e peste tot.
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.행복한 커플인 질과 케빈은 그들의 신혼여행으로 부터 돌아왔고, 그들의 비디오가 완전 대박 난 것을 알게되었고
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.וג'יל וקווין, הזוג המאושר, חזרו מירח הדבש שלהם וגילו שהסרטון שלהם הופץ ברשת בטירוף.
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.وجيل وكيفن، الزوجين السعيدين، لقد عادوا من شهر عسلهم ووجدوا أن الفيديو خاصتهم قد أنتشر بجنون.
Jill ve Kevin çifti ise balaylarında döndüler ve videolarının inanılmaz tutulduğunu gördüler.ハネムーンから帰ってきて 自分たちのビデオが ものすごい評判になっているのを知ったのです たくさんのトーク番組に出演することになりました
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.A gdy wstąpili na brzeg, ujrzeli węgle nałożone, i rybę na nich leżącą i chleb.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.A jako vyšli na zem, videli rozloženú vatru uhlia a rybu, položenú na ňom, aj chlieb.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.A jakž vystoupili na břeh, uzřeli řeřavé uhlí a rybu svrchu položenou a chléb.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Als sie nun austraten auf das Land, sahen sie Kohlen gelegt und Fische darauf und Brot.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Appena scesi a terra, videro un fuoco di brace con del pesce sopra, e del pane
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Cînd s'au pogorît pe ţărm au văzut acolo jăratic de cărbuni, peşte pus deasupra şi pîne.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Cuando bajaron a tierra, vieron brasas puestas, con pescado encima, y pan
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Da de nu kom i Land, se de der en Kulild og Fisk ligge derpå og Brød.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Da de var steget i land, så de glødende kull ligge der, og på dem fisk og brød.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Ketika mereka turun dari perahu, mereka melihat ada bara api di sana dengan ikan di atasnya dan roti
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.육지에 올라보니 숯불이 있는데 그 위에 생선이 놓였고 떡도 있더라
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Ko pa izstopijo na kopno, ugledajo žerjavico pripravljeno in na njej ribo položeno in kruh.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Kun he astuivat maalle, näkivät he siellä hiilloksen ja kalan pantuna sen päälle, sekä leipää.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Lorsqu`ils furent descendus à terre, ils virent là des charbons allumés, du poisson dessus, et du pain.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Lúc môn đồ đã lên bờ, thấy tại đó có lửa than, ở trên để cá, và có bánh.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Lúc môn_đồ đã lên bờ , thấy tại đó có lửa than , ở trên để cá , và có bánh .
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Mikor azért a partra szállának, látják, hogy parázs van ott, és azon felül hal és kenyér.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.När de sedan hade stigit i land, sågo de glöd ligga där och fisk, som låg därpå, och bröd.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Ora, ao saltarem em terra, viram ali brasas, e um peixe posto em cima delas, e pão.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Toen zij aan wal stapten, zagen ze vis en brood op een houtskoolvuurtje.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Καθως λοιπον απεβησαν εις την γην, βλεπουσιν ανθρακιαν κειμενην και οψαριον επικειμενον και αρτον.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Когда же вышли на землю, видят разложенный огонь и на нем лежащую рыбу и хлеб.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.Скоро вийшли на землю, бачять розложений жар, а на йому рибу і хліб.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.ויהי כצאתם אל היבשה ויראו שם גחלי אש ערוכים ודגים עליהם ולחם לאכל׃
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.فلما خرجوا الى الارض نظروا جمرا موضوعا وسمكا موضوعا عليه وخبزا.
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.他 們 上 了 岸 、 就 看 見 那 裡 有 炭 火 、 上 面 有 魚 、 又 有 餅
Karaya çıkınca orada yanan bir kömür ateşi, ateşin üzerinde balık ve ekmek gördüler.他 們 上 了 岸 、 就 看 見那裡 有 炭火 、 上面 有魚 、 又 有 餅
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.A uvideli ho zďaleka, a prv ako sa k ním priblížil, úkladili proti nemu, aby ho zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi ở đàng xa, chưa đến gần, thì đã lập mưu để giết chàng.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Các anh thấy chàng đi_ở đàng xa , chưa đến gần , thì đã lập_mưu để giết chàng .
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Cuando ellos lo vieron desde lejos, antes de que se acercase, actuaron engañosamente contra él para matarle
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Dari jauh mereka telah melihat Yusuf, dan sebelum ia sampai kepada mereka, mereka sepakat untuk membunuh dia
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.De så ham langt borte, og før han kom nær til dem, la de op råd om å drepe ham.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ei l-au zărit de departe, şi pînă să se apropie de ei, s'au sfătuit să -l omoare.``
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Eles o viram de longe e, antes que chegasse aonde estavam, conspiraram contra ele, para o matarem,
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Essi lo videro da lontano e, prima che giungesse vicino a loro, complottarono di farlo morire
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Ils le virent de loin; et, avant qu`il fût près d`eux, ils complotèrent de le faire mourir.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.I ujrzeli go z daleka, a pierwej niż do nich przyszedł, radzili o nim, aby go zabili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.요셉이 그들에게 가까이 오기 전에 그들이 요셉을 멀리서 보고 죽이기를 꾀하여
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kteřížto, jakž ho uzřeli zdaleka, prvé než k nim došel, ukládali o něm, aby jej zahubili.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Kun he kaukaa näkivät hänet ja ennenkuin hän saapui heidän luokseen, pitivät he neuvoa tappaaksensa hänet.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Maar toen zij hem zagen aankomen, besloten zij hem te doden!
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Men da de så ham langt borte, før han endnu var kommet hen til dem, lagde de Råd op om at dræbe ham
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Mikor távolról megláták, minekelõtte közel ért volna hozzájok, összebeszélének, hogy megölik.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.När de nu på avstånd fingo se honom, innan han ännu hade hunnit fram till dem, lade de råd om att döda honom.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Oni pa ga zagledajo oddaleč, in ko ni bil še prišel do njih, so skovali zvijačo zoper njega, da ga usmrte.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.Οι δε ιδοντες αυτον μακροθεν, πριν πλησιαση εις αυτους, συνεβουλευθησαν κατ' αυτου να φονευσωσιν αυτον.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.А те, като го видяха от далеч, доде още не беше се приближил при тях, сговориха се против него да го убият.
Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.И увидели они его издали, и прежде нежели он приблизился к ним, стали умышлять против него, чтобы убить его.

İlgili Sayfalar