gördük ile cümle
gördük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Daha sonra bazı askeri birliklerin protestocuları korurken zarar gördükleri de rapor edildi.Ημέρες αργότερα, οι διαφωνούντες ανώτεροι στρατιωτικοί κρεμάστηκαν επίσης.
Bir süre hastanede tedavi gördükten sonra sağlık durumu iyiye doğru gitti.Σε όλη τη ζωή της επισκέφτηκε νοσοκομείο μόνο μία φορά και η υγεία της ήταν σε καλή κατάσταση.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Βλέποντας οι υπόλοιποι αυτή της την ενέργεια, κατάλαβαν.
Dix, savaşta gördüklerinden çok etkilendi.Dix blev stærkt berørt af synsindtrykkene han fik i krigen.
Şehirde kurulan pazarlar konkistadorların o zamana kadar gördükleri en büyük pazardır.Byens marked var det største, conquistadorerne nogensinde havde set i den Nye Verden.
Ancak gördükleri değişkendir.Man kunne så se forandringerne.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Frank har været omkring; han har hørt og set ting, som nu skal fortælles.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Pamina fryder sig ved at høre, at Tamino er forelsket i hende.
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910For vi har set hans stjerne gå op og er kommet for at tilbede ham.« (Bibeloversættelsen fra 1992).
Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar.Spionerer og optager alt, hvad han ser.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Zoomerne – De ser alt, de ved alt..
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Men da de så Stjernen, bleve de såre meget glade.
Szilárd daha sonra olayı şu şekilde betimledi: “Anahtarı döndürdük ve parıldamaları gördük.Samtidig viste de teksten "We've turned the lights out.
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››Vi har sett hans stjerne gå opp, og vi er kommet for å hylle ham.»
Burada gördüklerinden de etkilendi.Og de har vært begeistret for det de har sett.
Birkaç defa zanlılardan bazıları işkence gördüklerini iddia etti.Han benektet imidlertid at noen var blitt torturert.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Han dro da hjem og fortalte om det han hadde sett og hørt.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Derfor fikk hans bilder også et interessert publikum.
Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar.Ser du ikke at sammensvergelsene er lamslåtte av at alle disse kjenner til den?
Penceremden Gördüklerim.Fra kjøkkenvinduet.
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››Kami telah melihat bintang-Nya di Timur dan kami datang untuk menyembah Dia."
Eğer kişi fikrini değiştirirse Alice'in gördükleri de değişir.Bila keputusan dari orang bersangkutan berubah, maka penglihatan Alice pun akan berubah.
Orada bulunduğunu gördükleri bir çaya kendilerini atıp susuzluklarını giderdiler.Di sana pengunjung dapat melihat para pemetik daun teh dan dapat pula ikut memanen daun teh.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.Pandangan inilah yang paling terkenal.
Le Havre'da eğitim gördükten sonra Arras kentinde öğretmenliğe başladı.Dia mengikuti pendidikan di Le Havre dan menjadi guru di Arras.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.Orang-orang melihatnya dan tidak mampu mencapai padanya dan ia pun tidak keluar untuk menemui mereka.”
Verdiği bilgilerin çoğu gördüklerine, bildiklerine ve işittiklerine dayanır.Dhammasavana artinya mempelajari dan sering mendengarkan Dhamma.
Sabah rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatır.Pada pagi harinya, sahabat tersebut mengabarkan tentang mimpinya kepada rasulullah.
Hizmet gördükleri müddetçe ulûfe alırlardı.Seharusnya tadi kita serang mereka selagi mereka sibuk salat.
"1:5 Bakın öbür uluslara, Gördüklerinize büsbütün şaşacaksınız.5:4 Berbahagialah orang yang berdukacita, karena mereka akan dihibur.
Zarar gördüklerinde veya kapasiteleri yetersiz geldiğinde kolayca yenileriyle değiştirilebilir.Sebab, jika ada yang kecapaian atau berhalangan hadir, maka menggantinya.
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Hingga dalam keputusasaannya Bintang bertemu dengan Riang.
Elini uzatıp “Hoş gördük bacı” dedi.Tôi chắp tay "Cháu chào cụ ạ".
Şehirde kurulan pazarlar konkistadorların o zamana kadar gördükleri en büyük pazardır.Thị trường được thành lập ở đó là lớn nhất từng thấy bởi những người chinh phục châu Âu khi tới đó.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Pamina vui mừng khi biết được Tamino có tình ý với cô.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Cô ngạc nhiên và nghĩ rằng mình đang mơ.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.Điều này được xem là khó khăn lớn nhất mà họ phải cố gắng vượt qua.
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.巨漢 (The One who looks like neither a Man nor a Woman) 男にも女にも見えない。
Tamamen çıplak kadınları gördüklerinde kimse umursamıyor ya da o kadar şaşırmıyor.全裸の女性が出てきてもそれほど気にしないでしょうし、驚きもしないでしょう。
Yönetmen Josh Boone: "Rol için 150 aktrisi yakından gördük ve onu gördüm.監督のジョシュ・ブーンは「われわれはヘイゼル役を選出するために150人近くの女優を見た。
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910我々は東方でその星を見たので、そのお方を礼拝しに来ました」。
Bu gördüklerinin en ağırıdır.最も良く見られるものである。
Göğüslerinde cehennemler yanan sanat cücelerinin kınalar yakıp, ziller takıp şıkır şıkır oynadıklarını gördük!それは、自らを生み出すために灼熱の炉に焼べられた、人柱の苦痛と怨嗟の叫び故に。
Gördükleri bir hayaldir.見たい夢が見られるらしい。
Ancak gördükleri değişkendir.などの変更点がみられる。
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)』時代の6時台の番組は除く)。
Burada gördüklerinden de etkilendi.僕あれ観てるとドキドキするんですよ。
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.聴衆にも非常に評判が良かった。
İnsanın doğası gereği, söylenenlerden çok gördüklerine daha çok inanmaktadır.人命こそが何よりも優先されるとの信条を強く持つ。
Bize söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığını gördük.これらの主張のどれも事実でないと判った。
Yazar gördüklerini aynen aktarıp ekleme yapmayıp kişisel görüşten kaçınırsa buna nesnel betimleme denir.考えて喋ってメモしてサインしたなら、驚くなかれ。
Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.主人公達に敗北すると協力的になる。
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.夢の中に友達がいるらしい。
Eğitim gördükten sonra kendi dersler vermeye başladı.それを見かねた船長は授業を始める。
Arkadaşları gördüklerine rağmen ona pek inanmazlar.他们没有看见就不信。
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››我決定不顧後果、仗義執言,首先指責張聞天的謬論。
İngiliz dış işleri sorumlusu Anthony Eden’e konuştu ve Varşova ve Belzec’te gördüklerini anlattı.他还同英国外交大臣安東尼·艾登进行了交谈,并向安东尼·艾登详细讲述了他在华沙和贝尔賽克的所见所闻。
Tesadüfen, o partide Angel ile karşılaşır ve ikisi de birbirini gördüklerine şaşırırlar.安德莉亞在一个派对上结识,两人互有好感。
Kısa bitki yaşamında, gördükleri böcekleri alabilirler.在短草上,它们可能会吃昆虫。
Kızlar onu ilk gördüklerinde onu ilk önce bir manav sonra da berber sanmışlardır.最初喜歡的人是轆轤,在見證了轆轤與紅緒間的感情之深後,漸漸承認了他們。