gördük ile cümle
gördük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir süre hastanede tedavi gördükten sonra sağlık durumu iyiye doğru gitti.之后数年,在妻子照料下,他的身体一直不错。
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.其特徵是人間生物看不見,也許和克魯魯在看著同樣事物。
Bu kimliklerini, sadece kendilerine mânen yakın gördükleri insanlara uygun gördükleri zamanda âşikâr ederler.牠們以緩慢而出名,當被人類捕到時,甚至僅用一隻手就可以抓住牠們。
Şehir ayrıca Richard Burton ve John Speke'in 1858'de Tanganika Gölü'nü ilk kez gördükleri yerdir.坦干依喀湖第一次有紀錄的發現是在1858年,由歐洲探險家理查·波頓和约翰·斯皮克所紀錄。
Fakat sürekli olarak bu tür yiyecekler bulamayıp açık sularda gördükleri hareketli canlılara da saldırırlar.由於這些黏液很難清洗,一般不會食用菌蓋的部分。
Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.可是当见到悠悠的黑脸时,众人都惊呆了。
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.凡事總須研究,才會明白。
Adamlar gördüklerine inanamaz, şaşırıp kalırlar.고증자들은 방상시를 보지 못하였으며 민속경연 준비 때에 첨가했다고 한다.
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910우리는 동방에서 그분의 별을 보고 그분에게 경배하러 왔습니다."
Arkadaşları gördüklerine rağmen ona pek inanmazlar.불행하게도 이들의 관측 결과는 아직 검증되지 못했으며 이후 신빙성이 없는 것으로 결론지어졌다.
Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik.››처음에는 광주(廣州)에 있는 혜목산(惠目山) 고달원(高達院)에 주하면서 선풍을 대자(大慈)하였다.
Ailesi ismini, Japonya'nın Kobe şehrinde bir restoran menüsünde gördükleri meşhur biftekten etkilenerek koydu.그의 부모는 레스토랑 메뉴에 본 일본 고베의 유명한 쇠고기 요리를 따서 그의 이름을 코비라고 지었다.
Bize söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığını gördük.여기 나온 이야기들은 모두 사실이 아니라고 전해진다.
Göğüslerinde cehennemler yanan sanat cücelerinin kınalar yakıp, ziller takıp şıkır şıkır oynadıklarını gördük!그런데 은진에서 찾아온 유지들 가운데 한 노인이 상투머리에 갓을쓴 것을 보고 버럭 소리를 질렀다.
Bir sonraki bölümde ise direk kendisini gördük.라고 사석 등에게 다음과 같이 진언하였다.
Şehirde kurulan pazarlar konkistadorların o zamana kadar gördükleri en büyük pazardır.발견 당시 이 행성의 공전 주기는 그 때까지 발견되었던 외계 행성들 중 가장 길었다.
Bu iki ordudan güçsüz olarak gördüklerine yardım etmeye karar verdiler.이러한 결정은 군단 내에 기갑사단 2개를 제대로 활용하지 못함으로써 그 전망이 어두었다.
Gördüklerinden sonra istemeden kendisini ayna parçası ile yaralar.이 때, 보어를 붙이려면 (형용사를 쓰는 명사의 경우와 달리) 부사를 쓴다.
Kendi ifadesine göre 1141 yılında Tanrı ona gördüklerini yazmasını söylemişti.1964년, 리는 출간되기 직전에 자신이 지녔던 희망사항을 회상하면서 이렇게 말했다.
Doğuda Onun yıldızını gördük ve Ona tapınmaya geldik. ^ 1910כי ראינו את כוכבו במזרח ובאנו להשתחוות לו.
Ancak gördükleri değişkendir.יש הרואים בכך שינוי.
Televizyonda Kes'i bir yayın gördükten sonra aktör olmaya karar verdi.הוא החליט שברצונו להיות שחקן אחרי שראה בטלוויזיה את הסרט "Kes".
Gördükleri şeyler hakkında sık sık sorular sorar veya teoriler üretir.בדרך כלל שאלות הנשאלות בשו"ת הן שאלות אמיתיות הנוגעות למעשה, אולם לעיתים מדובר בשאלות תאורטיות.
Bunları gördükten sonra çocuklar üzerinden anlatmanın filmim için önemli olacağını anladım."אני אצטרך לראות את הסרט כדי לדעת למה הוא זקוק".
Penceremden Gördüklerim.הדמות בחלון.
Ailesi ismini, Japonya'nın Kobe şehrinde bir restoran menüsünde gördükleri meşhur biftekten etkilenerek koydu.את שמו קיבל קובי על שם מנת סטייק ידועה בעיר קובה שביפן, שהוריו ראו בתפריט של מסעדה.
Yedi yıl öğrenim gördükten sonra, müderrislik icazeti aldı.אחרי שבע שנים שישב בכלא הוא זוכה מסיבות טכניות.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.לכן, בעיני זו הפרשה הכי חמורה.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.הוא עם המאמינים בכל אשר הם, שומע ורואה הכל.
Dün gece Tom'u gördük.אמש ראינו את טום.
Dün gece Tom'u gördük.ראינו את טום אתמול בלילה.
2 Paris'te eğitim gördükten sonra Tercüme Odası'nda göreve başladı.След като учи в Париж, работи в преводаческата канцелария.
Ailesi ismini, Japonya'nın Kobe şehrinde bir restoran menüsünde gördükleri meşhur biftekten etkilenerek koydu.Родителите му избрали името Кобе, докато обядвали в ресторант прочутото говеждо от едноименния японски град.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Бог ме беше пратил там, за да чуя и да видя това.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)В 9-ти става постоянен персонаж.)
Öğrenciler bunu gizli tuttular ve o günlerde hiç kimseye gördüklerinden söz etmediler.В останалото време тя стои скрита и никой не трябва да я вижда.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.To je ujedno i njegov najučinkovitiji domet.
James Earl Jones, cümleyi gördükten sonra verdiği ilk tepkinin "Oh, yalan söylüyor!" olduğunu söyledi.Jones je kasnije izjavio da je njegova prvotna reakcija na tu rečenicu bila: "Oh, on laže!"
Toplumsal Kanıt – İnsanlar diğer insanların yaptığını gördükleri şeyleri yapar.Dokazovanje (Social Proof) – ljudje bodo počeli stvari, katere vidijo, da jih počnejo drugi.
Eğitim gördükten sonra kendi dersler vermeye başladı.Po študiju je začel poučevati.
Burada bir süre eğitim gördükten sonra 2003 yılında debutunu gerçekleştirdi.Dve leti po končanem študiju, leta 2003 se je začela ukvarjati s pisanjem.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.So najtežji, z njimi je najtežje delati.
Bunları gördükten sonra çocuklar üzerinden anlatmanın filmim için önemli olacağını anladım."Parašiau, nes manau, kad reikia plačiau papasakoti ateities kartoms apie šį žmogų“.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Pasakysi jam viską: visa, ką matei ir kuo stebėjaisi, ir ką girdėjai.
Şehir ayrıca Richard Burton ve John Speke'in 1858'de Tanganika Gölü'nü ilk kez gördükleri yerdir.Britai Richard Burton ir John Speke pasiekė Tanganikos ežerą 1857 m. birželį.
Gözümüzle gördüklerimizin; katı, sıradan, birbirinden farklı ve ayrı olduklarına inanırız.Mes tikime, kad tai, ką mes matome yra vientisa ir įprasta.
Aylarca fiziksel ve psikolojik terapi gördükten sonra; şüpheli kişi bulunur ancak onu teşhis etmeyi reddeder.Kitus kelis mėnesius ji praleido psichologiškai ir fiziškai sveikdama, tada ją paliko vaikinas.
Bizi gördüklerinde savaş çığlıkları atmaya başladılar.Neid nähes jooksid löögimehed laiali.
Ailesi ismini, Japonya'nın Kobe şehrinde bir restoran menüsünde gördükleri meşhur biftekten etkilenerek koydu.Ta sai oma nime Kobe veiseliha järgi, mida ta vanemad nägid Jaapani restorani menüüs.
Yedi yıl öğrenim gördükten sonra, müderrislik icazeti aldı.Võttis aega 7 kuud enne, kui talle uus kool leiti.
Dikromatlar, gördükleri herhangi bir rengi yalnızca iki saf tayf ışıklarının karışımı olarak görürler.Kahe eri värvusega valguskiire värvust detekteerib silm kui ühe ainsa värvusega valguskiirena.
Çünkü yazarlar genellikle gördüklerine kendi yorumlarını da katarlar.Kästner on väga tihti oma teoseid ka ise ette lugenud.
11 Eylül'ü gördük.9/11이 있었고요.
11 Eylül'ü gördük.Abbiamo avuto l'11 settembre.
11 Eylül'ü gördük.Der 11. September.
11 Eylül'ü gördük.Kita mengalami 11 September.
11 Eylül'ü gördük.Miał miejsce Zamach z 11 września.
11 Eylül'ü gördük.Nous avons eu le 11 septembre.
11 Eylül'ü gördük.Tivemos o 11 de setembro.
11 Eylül'ü gördük.Tuvimos el 11 de setiembre.