gördük ile cümle

gördük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bizi gördüklerinde savaş çığlıkları atmaya başladılar.Gdy nas zobaczyli, zaatakowali, wydając głośne okrzyki.
Birçoğu hastalık, bitkinlik veya gardiyanlardan gördükleri işkence nedeniyle öldü.Ponad 30 tys. osób zdołało jednak opuścić obóz dzięki pomocy zatrudnionego tam polskiego personelu.
İlk ve ortaöğrenimini gördükten sonra ailesiyle birlikte Erbil'e göç etti.Po ukończeniu szkoły podstawowej i średniej wyemigrowała z rodziną do Erbilu.
Ancak gördükleri değişkendir.Nedan visas hur de förändrats.
Le Havre'da eğitim gördükten sonra Arras kentinde öğretmenliğe başladı.Han utbildades i Le Havre och blev lärare i Arras.
Penceremden Gördüklerim."Utsikt från mitt fönster".
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Han tog sig hem och berättade vad han hade hört och sett.
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Pamina får se en bild av Tamino och blir förälskad i honom.
Eugène Delacroix'nın bazı eserlerini gördükten sonra resimle ilgilenmeye başladı.Personer som Eugène Delacroix förebådade impressionismen.
Şehri gördüklerinde çok şaşırırlar.Han blir lycklig när han ser den sköna staden.
Burada gördüklerinden de etkilendi.Han blev förfärad över vad han såg.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)I trakten runt Kōh-e Surkh Lās̲h̲ finns ovanligt många namngivna berg.
Gurnemanz gencin gördüklerinden bir şey anlayıp anlamadığını sorar.Gurnemanz frågar pojken om han förstod något av det han såg och hörde.
Yönetmen Josh Boone: "Rol için 150 aktrisi yakından gördük ve onu gördüm.Як говорив режисер стрічки Джош Бун: «Ми перебрали майже 150 актрис на цю роль, і я бачив близько 50 з них.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Вона хотіла все знати, все пізнати.
Öğrenciler bunu gizli tuttular ve o günlerde hiç kimseye gördüklerinden söz etmediler.Власники зберігають таємницю, тому зараз ніхто не знає, як вони виглядали.
Keçileri çalmak isteyen birini gördüklerini sanarak çobanlardan biri oraya gider.Друзі вирішують, що, щоб заховати зайця, хтось повинен вийти .
Paris'te öğrenim gördükten sonra Avrupa'da birçok diplomatik görevde bulundu.Після виходу у відставку займав багато дипломатичних посад в ООН.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.Ця характеристика на мій погляд найважливіша.
Ve insanlar da diziyi gördüklerinde bunu fark edecektir."Я думаю, люди здивуються, коли побачать це».
Pamina, Tamino’nun sadece resmini gördükten sonra kendisine âşık olmasından sevinç duyar.Агнімітра закохався, побачивши її зображення на картині.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Вона розуміє, що їй приснився кошмар.
Bunları gördükten sonra çocuklar üzerinden anlatmanın filmim için önemli olacağını anladım."Я хочу, щоб мої шанувальники знали, мені трохи краще після того, як вони чують цей запис».
Sizi gördük.Ми вас бачили.
Her şeyi gördük.Ми все бачили.
Az önce onu gördük.Ми щойно його бачили.
Az önce onu gördük.Ми щойно її бачили.
İlköğrenimini burada gördükten sonra liseyi Kabataş Erkek Lisesi'nde okudu.Отримавши тут початкову освіту, вступив до середньої школи Кабаташа.
Gittiklerinde gördükleri manzara şaşırtıcı değildir.Z toho, co vidí, není vůbec nadšen.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Murphy vyprávějící, kde všude byl a co všechno viděl.
"1:5 Bakın öbür uluslara, Gördüklerinize büsbütün şaşacaksınız.Skutky 1:4-5 čtou: "Čekejte, až se splní Otcovo zaslíbení, o němž jste ode mne slyšeli.
Arkadaşları gördüklerine rağmen ona pek inanmazlar.Cei care vin însă pentru a o vedea la fața locului își cred cu greu ochilor.
Mezuna çemberin içnde durması, gözlemlemesi ve gördüklerini .A apărut pentru prima oară în Hop, Look and Listen.
Bize söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığını gördük.În cele din urmă acesta află că nimic din ce s-a întâmplat nu este adevărat.
Burada gördüklerinden de etkilendi.A fost mulțumit cu ceea ce a văzut.
Buradaki önemli nokta sıradaki topu gördükten sonra başka bir topu sokma hakkı olmasıdır.Cealaltă modalitate de a avansa cu mingea este aceea de a o pasa.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.Așa-ți vădește forța cel mai tare.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Le vede, le știe, le spune.
Szilárd daha sonra olayı şu şekilde betimledi: “Anahtarı döndürdük ve parıldamaları gördük.Textul afișat era: „We've turned the lights out.
Aylarca fiziksel ve psikolojik terapi gördükten sonra; şüpheli kişi bulunur ancak onu teşhis etmeyi reddeder.Cu toate că nu trece peste o serie de examinări fizice și psihologice, M îi aprobă întoarcerea pe teren.
Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri her şeyi ağır çekimde algılarlar.Eu sper că oamenii judecă clar și cu mintea lor ceea ce se vede.
Yıldızı gördüklerinde olağanüstü bir sevinç duydular.Amikor meglátták a csillagot, igen nagy volt az örömük.
Bize söylenenlerin hiçbirinin doğru olmadığını gördük.Teljesen világos volt, hogy amit mondunk, az nem igaz.
Gördükleri her şeyi öğreniyor, anlıyorlardı.Mindent, amit látunk és érzünk.
Gittiklerinde gördükleri manzara şaşırtıcı değildir.A látvány ami fogadja őket, nem hétköznapi.
Ancak gördükleri değişkendir.Ezek értelmezése változó.
Penceremden Gördüklerim.Ikkunassa.
Saat altıda şehri değil, adeta bir mucizeyi gördük (...)Kuustonen) Ei ulkokuori pettää voi Jumalaa – 3.00 (säv.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Ei turhaan uskonut hän unelmiin.
Yeni oluşan grubun adı, bir Fransız magazin dergisinde başlık olarak gördükleri “Depeche Mode” oldu.Yhtyeen uusi nimi otettiin ranskalaisesta muotilehdestä nimeltä Dépêche-mode.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Yleisö oli varmasti myös ihmeissään.
Çok ender de olsa dışarı çıktıkça gördüklerinden çok etkilendi.Hän ilmestyy aina silloin kun häntä vähiten osaa odottaa.
Bay Sato'nun odadan ayrıldığını gördük.Näimme, että herra Sato lähti huoneesta.
Uzaktaki kuleyi gördük.Näimme kaukana tornin.
Brandir oradaydı, gördüklerini ve duyduklarını anlattı.Εκεί κατέγραψε ό,τι είδε και άκουσε.
Bu gördüklerinin en ağırıdır.Θεωρείται από τα δυσκολότερα έργα του.
Bunu gördükten sonra Charizard, Ash'e itaat etmeye başlar.Μόλις το ακούει αυτό, η Κάτνις αρχίζει να ψάχνει τον Πίτα.
Şehri gördüklerinde çok şaşırırlar.Ο κόσμος θα εκπλαγεί όταν τη δει".
Kendi ifadesine göre 1141 yılında Tanrı ona gördüklerini yazmasını söylemişti.Πέντε χρόνια αργότερα, το 1141, μία φωνή από τον ουρανό της είπε να καταγράψει τα οράματά της.
Rüya içinde rüya gördüklerini söyler.Τότε είδε στο όνειρό να πραγματοποιείται.

İlgili Sayfalar