görüyor ile cümle

görüyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu her meslek dalında görüyorsunuz.Er zeige sich in jedem Volkskörper.
Ne görüyoruz?Wen siehst du?
Celine: Berbat kabuslar görüyorum.Christiane Bracht: Prachtvoller Ausblick.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Etwa um dieselbe Zeit begann er sich für Naturgeschichte zu interessieren.
Dönüp geriye baktığımda, nereden nereye geldiğimi görüyorum.Zurückblickend sahen wir, wo wir durchgekommen waren.
Bunu bize kadar ulaşan kabartma resimlerde görüyoruz.In der heutigen Gaststätte hat sich dieses Bild bis in unsere Zeit erhalten.
(Görüyor)' 'Görüp-durur.Er sieht dafür auseinandergebogen aus (siehe Abschnitt Krümmung).
Fakat Carabinieriler geri çekilmeyi başarısızlık olarak görüyorlardır.Die Phuthi lehnten sich dagegen erfolglos auf.
Sadece birbirimize mektuplar yazıyor ve 'efsanevi aşıkları' görüyorduk.Schriftbilder und Zeichnungen zu Ovids „Die Liebeskunst“.
Bu nedenle, birçok insan hijraları gizemli olarak görüyor.Die meisten erscheinen dem Zuhörer als rätselhaft.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.Es scheint alles verloren zu sein.
Ancak daha sonra gerçekten uyanıyorum ve 32 yaşında olduğumu görüyorum.Als er entlassen wird, ist er 32 Jahre alt.
Hayatın ne kadar kısa olduğunu görüyorsunuz.Dieser erlebt, wie wenig ein Menschenleben hier zählt.
Ayrıca bu bölümde Black Rock'ı adaya gelirken görüyoruz.Die Strecke ist in diesem Abschnitt auch Teil der Schwarzwaldbahn.
En büyük sorunları ise Balkanlar'da ve Fransa'da görüyordu.Mit diesem kämpfte er in Frankreich und auf dem Balkan.
Perdikkas, Ptolemaios'u diğerleri arasında kendine en güçlü rakip olarak görüyordu.Unter Ptolemaios III. wies das Ptolemäerreich seine größte Machtentfaltung auf.
Ne kadar karmaşık hale geldiğini görüyorsunuz.Er ignoriert, was die Dinge kompliziert.
Camda bir göz görüyor ve kaçıyor.Gopu hat genug und flieht.
Bu durumda, Washington kendisini Hamilton’a daha yakın görüyordu.In der Folge fuhr er mehr als eine Sekunde schneller als Hamilton.
Bir bakıma, Pers İmparatorluğu'nun Atinalılar gözünde uzak bir tehdit olduğunu görüyordu.Am Hof des Kaisers in Wien fürchtete man nun eine Bedrohung Österreichs.
Yani, bir şeyi nasıl görüyorsa öyledir ya da istenen ne ise odur.Es gibt immer jemanden, der so ist wie man sein will, ob man so werden kann oder nicht.
Kendini suçsuz görüyordu.Sie selbst halten sich für unschuldig.
Şu an gerçekten çok sarhoşum, iki klavye görüyorum.Je suis tellement soûl maintenant que je vois deux claviers.
Bir aslan görüyorum.Je vois un lion.
O ne görüyor?Qu'est-ce qu'elle voit ?
Portreyi görüyorum.Je vois le portrait.
Beni görüyor musun?Me vois-tu ?
Onu görüyor musun?Vois-tu ça ?
Evini görüyorum.Je vois ta maison.
O hayal görüyor.Il est en train de rêver.
Kabus görüyordu.Il faisait des cauchemars.
Kabus görüyordunuz.Vous faisiez des cauchemars.
Hazır olduğunu görüyorum.Je vois que tu es prêt.
Rüya görüyordu.Il rêvait.
Tom rüya görüyordu.Tom rêvait.
Mary rüya görüyordu.Marie rêvait.
Bir erkek ve bir kadın görüyorum.Je vois un homme et une femme.
Yaşlandığımdan beri, olayları başka bir şekilde görüyorum.Depuis que je suis plus âgé, je vois les choses autrement.
Bu dağları görüyor musun?Est-ce que tu vois ces montagnes ?
Siyah köpek beyaz kediyi görüyor.Le chien noir voit le chat blanc.
Bir tek sen hayaletleri görüyorsun.T'es le seul à voir des fantômes.
Babanın bahçesini görüyorum.Je vois le jardin de ton père.
Gerçeği gerçekten olduğu gibi mi görüyoruz?Voyons-nous la réalité comme elle est réellement ?
Buna göre Marx lümpen proletaryayı devrim karşıtı bir güç olarak görüyordu.En ce sens, Marx voyait le lumpenprolétariat comme une force contre-révolutionnaire.
Bunu görüyor musunuz?Tu vois ça ?
İkinci Dünya Savaşı'nda havaalanı, 201 hava birliği için bir hava üssü görevini görüyordu.Durant la Seconde Guerre mondiale, l'aéroport a servi de base aérienne pour la 201e division aérienne.
Japonya geniş askeri gücünü imparatorluğun korunması için gerekli görüyordu.La grande force militaire du Japon est considérée comme essentielle à la défense de l'empire.
Hemşire olmak için eğitim görüyordu.Elle étudiait pour devenir infirmière.
Dönüp geriye baktığımda, nereden nereye geldiğimi görüyorum.Quand je regarde en arrière, je me demande comment je l'ai fait.
Her şeyin kaybedilmiş olduğunu görüyorum.Il savait que tout était perdu.
(Görüyor)' 'Görüp-durur.Voilà comme il regarde, et ce qu'il regarde ! ».
Kendilerini Rum olarak görüyorlar ve Rumca konuşuyorlar."Reste comme tu es, Romain et regarde en face".
Ne görüyoruz?Or que voyons-nous ?
Perdikkas, Ptolemaios'u diğerleri arasında kendine en güçlü rakip olarak görüyordu.Il se souvint plus tard de Palmerston comme de loin le plus miséricordieux des trois.
Ancak daha sonra gerçekten uyanıyorum ve 32 yaşında olduğumu görüyorum.Vingt-six jours après, il succombait, âgé seulement de à 32 ans.
Ve bunların gözleri keskindi: Görüyorlardı.Des regards passaient alors entre eux qui étaient brefs et éloquents.
Buna rağmen yine de köy insanın elindeki imkânlarla ihtiyaclarını görüyorlar.Pourtant, les fugitifs trouvent auprès de la population des alentours de quoi subvenir à leur besoin.
Şimdi ise geriye baktığımda bu filmin her daim böyle olması gerektiğini görüyorum.Chaque fois que je vois ce film, je lui trouve de nouvelles explications.
"Ve şimdi de hayal görüyorsun."Aujourd'hui, il me fait toujours rêver ».
Bunu her meslek dalında görüyorsunuz.Il en existe dans tous les domaines de la vie professionnelle.

İlgili Sayfalar