görür ile cümle

görür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Light'ı tanrı olarak görür.Zdołał ujrzeć boską światłość.
Fakir ve mutaçlara yardım eder kendisini de fakir bir kul olarak görürdü.Odwiedzał chorych i ubogich wspomagając ich ze skromnego uposażenia.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.Używał go, by odróżnić kłamstwo od prawdy.
Gözleri çok zayıf görür ve etraftaki bayanları sürekli taciz eder.Ma słabość do ładnych kobiet, zawsze dostaje bzika na ich widok.
Bu öyküler, toplumsal normları koruma görevini görür.W znanych przypadkach zmiana dotyczy obrony naturalnej funkcji.
Sonra bir masa görür ve oturur.Przeczytała list i usiadła.
Köpeği bir bütün olarak birdenbire görür.Cesarz nagle doświadczył pewnego wglądu.
Ballard daha sonra hastaneye gelir ve hayaletlerin şehre saldırdığını görür.Wkrótce potem Bates zostaje ciężko pobity i odkrywa, że Wraith przeniknęli do miasta.
Zevk için öldürür, fakat aynı zamanda bunu bir sanat olarak görür.Z czasem zaczął to postrzegać jako swoistą sztukę, siebie zaś jako artystę.
Bir Dalek gemisi görürler.Andy widzi statek.
Fakat durağa vardığında, Spears'ın çoktan oradan ayrıldığını görür.Po przybyciu na miejsce okazuje się, że Brulov chwilowo wyszedł.
Şafak vakti yaklaşınca Faust Marguerite'nin hayalini görür ve onun yanına gitmeyi çok arzuılar.Gdy nastaje świt, Faustowi ukazuje się wizja Małgorzaty do której tęskni.
Anlatılan bir hikâyede bir uşak onun ikonaya hürmet ettiğini görür ve imparatora haber verir.Jednak sługa z doskonałym słuchem usłyszał ich rozmowę i ostrzegł księcia.
Bazı caz müsizyenleri onu dünyanın sekizinci harikası olarak görürler.Przez Filipińczyków uważane za ósmy cud świata.
Babası olmayanlar beni babası olarak görürseniz babanız olurum...Czy nie wierzysz, że Ja jestem w Ojcu, a Ojciec we Mnie?
Öğrencilerin %95’i devlet okullarında ücretsiz eğitim görürler.Około 98% uczniów kontynuuje swą naukę w bezpłatnym gimnazjum.
Onunla ilgili birçok rüya görür.Miał wiele niespełnionych marzeń.
Geldiğinde bir düğünün yapıldığını görür.Po powrocie do Indii ma się odbyć ich ślub.
Bunlar yalancı kiriş görevi görür.Działa tu zespół ludowy Łomniczanki.
Phoebe onu ilk kez üvey büyükannesinin cenazesinde görür.Alex spotyka go po raz pierwszy na cmentarzu w rodzinnym miasteczku.
Neredeyse tepeye ulaşmak üzere olan Daryl, yeniden Merle'nin hayalini görür.Wybierają się na taki szczyt, o jakim Dolly marzyła.
İçinde bulunan tuz gölü, dünyanın en düz alanlarından biri olarak kabul görür.Woda wewnątrz jeziora jest jedną z najczystszych na świecie.
Ayrıca binlerce yapı ya yıkılır ya da hasar görür.Uszkodzeniu lub zniszczeniu uległy tysiące budynków.
Antalya'yı yüksekten görür.W Martigny na wysokości ok.
Suratımı görür görmez büyük alkış ve gülmeler.Patrząc na coś zabawnego, śmieję się.
Bu esanada uzaydan Dünya'ya düşen bir araç görür.Staje się jasne, że to najazd z kosmosu.
Yukarı doğru bakarken tankın ortasında, onun içerisine doğru giden bir delik görür ve tankın içerisinde girer.Na dnie zbiornika znajduje się wlot gazu, który przepływa przez zbiornik i opuszcza go na górze.
Yalnız, Clara'nın yaşlı bir kadın olduğunu görür.Jedyną przeszkodą jest fakt, iż Liza jest samotną kobietą.
Kuzey Hava Tapınağı'nda eğitim görür.Uczył się w North Monster School.
Her yerde Salman'ın hayalini görür.Obraz ma charakter marzenia sennego.
Bütün işlerini o görür.Przygląda się jego pracy.
Gözleri büyük olup iyi görürler.Ma duże oczy i bardzo dobry wzrok.
Boğazımızı açıp sağlıklıyken de baktığımızda zaten pembe-kırmızı arası bir renk görürüz.Na szyi kapitana, jeszcze przed jej przecięciem, można zauważyć czerwoną linię.
Burada ejderhaları çalınır ve ihanet görür.Zawodzi ich i zostaje uznany za zdrajcę.
Ardından dönüp karısına bakar ve genç kadının ölmüş olduğunu görür.Następnie obraca się w kierunku panny młodej i odkrywa, że jest martwa.
Başkan gerekli görürse, dosyayı raporu düzenlemek üzere bir üyeye de verebilir.Zapytaj prowadzącego - Uczestnik może poprosić prowadzącego o podpowiedź.
Cain'in uşağıdır, aslında kardeş gibi görür.Nie szanuje Chase'a jako brata.
Tabancalarda genel rağbet görürler.Są powszechnie stosowane w karabinach.
Fakat pek çok turist burayı gondollar ile gezip görür.Bardzo wielu turystów przyciąga znajdujący się tu zalew.
Saatin 07.30 olduğunu görür, ve çok şey için geç kaldığını söyler.Natarcie wyszło dopiero o 14.00 i okazało się spóźnione o całą dobę.
Kerem Asli'yi rüyasında görür ama ruyasinda ona erişemez.Ale jeśli chodzi o chan Patriarchów, nie widzisz go nawet w swoich snach!
Rachel, evi dolaşır ve oğlunu bir kez daha görür.Brian ruszył w to miejsce, cały czas rozmawiając z synem.
Hepburn, Conneticut'ta zenginlik içinde büyüdü ve oyunculuğa Bryn Mawr College'da eğitim görürken başladı.Hepburn początkowo uczyła się w domu, później zaczęła uczęszczać do Bryn Mawr College.
Ölüm Yıldızı'ndan kalkan bir gemi görürler.Na orbicie pojawia się Gwiazda Śmierci.
"İsa emzirilen çocukları görür.Pan Jezus pociesza płaczące niewiasty.
Aleks, kitaplığında daha önce hiç görmediği bir kitap görür.W domku znajduje pióro, jakiego jeszcze nigdy nie widziała.
Griffin ailesi televizyon izlerken Mentos markasına ait bir naneli şeker reklamını görürler.Rodzina Griffinów w telewizji ogląda serial Zaklinacz dusz.
Regl kanaması normal bir kadının hamile olmadığının işareti olarak işlev görür.Występowanie regularnych miesiączek jest oznaką tego, że kobieta nie zaszła w ciążę.
Bu duvarlar hem savunma hem de istinat duvarı işlevi görür.Widnieją na nim mury obronne i morze.
Tabi bunları eskiden görürlermiş.Tak postępowano dawniej.
Jack ve takımı Danielle’i izleyerek ormanda ilerlemekteyken 2 ağacın siyahla işaretlendiğini görürler.Gdy Johnny z kolegami ścigają Daniela, za jednym drzew widać generator pary, dzięki któremu dookoła jest mgła.
Fabrikanın içinde dolaşırken bir odada yaşlı bir kadın görür.Pomiędzy nimi do koszyka zagląda stara kobieta.
Nemorino'nun girişini görürler.Recytacja nembutsu.
Babalarının adını anmazlar, yalnız alay ederler ve hor görürler.Men han hade inte sin fars visdom, vilket ledde till en tidig död (se nedan).
Mürebbiye kızın yanında Miss Jessel'in hayaletinin bulunduğunu görür.Guvernanten närmar sig miss Jessel som försvinner.
Orada Hannah Montana'yı görür.Hon går då under namnet Hannah Montana.
Ayrıca Graham de Grace'i görür.Se även Magna Graecia.
Doğru süzülüş hattındaki bir uçağın pilotu 2 kırmızı, 2 beyaz lamba görür.Om piloten ser två röda och två vita är flygplanet på glidbanan.
Diğer yarısı nesnenin ayakta duran görüntüsünü ABCD prizmasının her iki tarafında görür.Den andra halvan ser en rättvänd bild av föremålet reflekterat via två sidor av prismat ABCD.
Suratımı görür görmez büyük alkış ve gülmeler.Runt bordet hör man glada utrop och skratt.

İlgili Sayfalar