görür ile cümle
görür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Doktor kalenin altındaki bir okyanusa düşer ve okyanusun dibinde binlerce kafatası olduğunu görür.De dokter wordt naar een onderaardse grot gebracht en ziet duizenden kaarsen branden.
Bu işlemi sonlandırdığınızda, (tavsiye edilmez) görev çubuğunun kaybolduğunu görürsünüz.En waarheen gij ook kijkt, zult gij een zaligheid voelen en een groot koninkrijk aanschouwen.
Çünkü çevre kendi başına çocuk için bir öğretmen görevini görür.Opdracht: De leerkracht kan een opdracht formuleren voor de leerlingen.
Bu sırada istasyonda eski düşmanı kanunsuz Charlie Gant (Eli Wallach)'ı görür.Op het station ziet Zeb ook zijn oude vijand terug, de bandiet Charlie Gant.
Abraham dışarı çıkar ve karısı ve çocuklarının cansız bedenlerini görür.Vervolgens ontdekt hij de levenloze lichamen van zijn vrouw en zijn dochter.
Sonra aynı adamı bir pencereden evin içine bakarken görür.Daarna kroop hij verder het huis in waar hij zich verschool achter een raam.
Yalnız, Clara'nın yaşlı bir kadın olduğunu görür.Het medium bevestigt dat Clara een gewoon meisje is.
Ateş oğlunu görür görmez, anlamıştır artık onsuz yaşayamayacağını.Maar op het moment dat hij haar ontmoet, realiseert hij zich dat zij hem nog nooit heeft gezien.
Birinin gördüğünü, herkes görür.Daar kon iedereen het zien.
Orada Sunita'yı da görür.Ook bezoekt hij Sofia.
O bir daire gibi bir şey görürse o kurt açabilirsiniz.Als een persoon stil zou staan voor een wolf, bestaat er een kans dat de wolf door de persoon heen kijkt.
Ve babası onu futbol oynarken görür ve çok sevinir.Michael speelt football en plaagt graag zijn broertje.
Trenden indiklerinde, Tenten, Milu'nun sarhoş olduğunu görür ve çok kızar.Volgens de aanklager was Letho dronken en voer hij te snel.
Bazen bu inançsız putperestlerin aşırı barbarlıklarına sebep olarak inançsızlıklarını görür.Waar haalt hij de onbegrensde brutaliteit vandaan...
Uçağın telsizinin çalıştığını görür.De radio van zijn schip werkt nog wel.
Postaneye gittiği bir gün şans eseri bir New York adres rehberi görür.Na aankomst in Engeland had hij op goed geluk een briefje gestuurd naar het oude adres.
Bu arada kız oğlanı görür ve ona âşık olur.De dochter ziet hem en wordt meteen verliefd op hem.
Ama en son pencereden yeni bir hayalet görürler.Een vensteras is de denkbeeldige as door een venster.
Gözlemci yatay teli ve onun yansımasını görür ve bunları kesiştirmek için hareket ettirir.Ze controleert haar lippenstift en kapsel en bereidt zich klaarblijkelijk voor om uit te gaan.
Orada KISS üyelerinin bir başka masada oturduğunu görürler.Zo heeft op dit moment het oud-JS-lid Attje Kuiken zitting in de Tweede Kamer.
Gözleri büyük olup iyi görürler.De ogen en gehooropeningen zijn duidelijk te zien.
Sonunda bir gün kadını işyeri olduğunu düşündüğü bir binaya girerken görür.In het park van het hotel ziet hij eindelijk een vrouw die hij begeert.
Profesörü ziyarete gelince kızları görür ve bu durumdan çok hoşnut olur.Pleziert het zijn lezers, dan is dat meegenomen.
Fenena ve Yahudilerin zincirler altına ölüme götürüldüklerini görür.Het komt voor dat synagogen en joodse graven worden beklad.
Dışarı çıktığına Andy'nin kafasına silah doğrulttuğunu görür ve Andy, Chucky'i vurur.Angela vindt een pistool in het huis van Roy en schiet op Chuck.
O dövmelerde labirent olduğunu görür ve bunun neyi ifade ettiğini bulmaya çalışır.Hij heeft de parel blijkbaar in een van de beelden gestopt, en probeert nu te achterhalen welke.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.Deze dieren worden, waar ze voorkomen, als erg nuttig gezien.
Ben ne görmemi istersem, onu görürsünüz" Ve İlk gider.Je ziet eerst het gezicht en je weet het.
Yığını açtığında tişört parçasının içinde Josh'ın dişini, saçını ve dile benzeyen bir parça görür.Ze maakt het pakje open en vindt een tand en het hart van Josh.
Suda yüzerken rahatça etraflarını görür, işitir ve solunum yaparlar.(Heupwiegend loopt hij rond, overal luistert hij, zijn ogen lonken.
Gelmiş geçmiş en iyi ve en çok etki bırakmış sanatçılardan biri olarak kabul görür.Dit is de beste en misschien wel enige manier om als actrice te groeien.
Böyle başıboş dolaşan birinin hiçbir itibarı olmaz: ne saygı görür, ne değer, ona kimse acımaz.Hij had zoveel pret kunnen hebben als een heer zonder schaduw, zonder zorgen, zonder narigheid, zonder iets.
Denise onun arandığını görür ve T-Bag "keşke bunu görmemiş olsaydın" der ve onu öldürür.Ze zouden hem wellicht hebben doodgeslagen als Trotski niet had gezegd: "Laat hem leven.
Eğer Popescu'ları görürseniz, lütfen onlara bizden selam söyleyin.Als jullie de Popescu's zien, doe ze dan alsjeblieft de groeten van ons.
Sık sık kötü rüyalar görürüm.Ik heb vaak nare dromen.
Bu adamı görürsen, beni ara.Als je deze man ziet, bel me dan.
Eğer Tom'u görürsen, eve gitmesi gerektiğini söyle.Als je Tom ziet, zeg dan dat hij naar huis moet.
Telefon etme de görürsün.Als je niet belt dan zul je het merken.
Hele bir gitme, görürsün.Als je niet gaat, dan merk je het wel.
Hele hele yarın gelme, görürsün.Kom vooral morgen niet opdagen, dan zul je het wel merken.
Sık sık aynı rüyâyı görürüm.Ik heb dikwijls dezelfde droom.
Orada meleklerin yaratılış nedenlerini, nasıl yaratıldiklarını ve Adam-Kadamon'un bedenini görürler.Na jednych unoszą go aniołowie, na innych trzyma palmę męczeństwa, na kolejnych są sceny z jego życia.
Çağdaş tarihçiler kendisini tartışmalı biri olarak görür.Przez współczesnych uznawany za osobę kontrowersyjną.
Locke, rüya görür.Stanley realizuje marzenia.
Önce kimseyi bulamaz ama tam ayrılmak üzere iken yerde bir kan damlası olduğunu görür.Niestety on początkowo nie odwzajemnia jej uczuć, a wskrzesił ją dlatego, że posiadała moc równą jemu.
Sonra da birbirlerini görürler veya günlük işlerine yönelirler.Poszli więc i zobaczyli, gdzie mieszka, i od tego dnia pozostali u Niego.
Phoebe'nin uyuyakaldığını görür.Bradley przyznaje się, że zaspał.
Grup üyelerinden saygı görür.Członkowie honorowi grupy.
Herkes, her yerde casuslar görür gibi oluyordu.Wszędzie widać było żebraków.
Bunu bir eğlence gibi görür.Jak zabawa, to zabawa.
İbrahim oğlunu kurban ettiğini görür rüyasında.Bóg zdecydował jednak, że Abraham powinien mieć syna.
Bu şarkı sonunda Faust ellerine bakınca ellerinin kana bulanmış olduğunu görür.Na koniec majaczy, że ręce Fausta broczą krwią.
Kendini kraliçe olarak görürdü.Sama jednak zostaje zakładniczką.
New Mexico bayrağının üzerinde etrafa ışık saçan kırmızı bir güneş görürüz.Na fladze Nowego Meksyku widzimy czerwone słońce z promieniami wychodzącymi od niego.
SoKaKTa SaYaMaM GiBi Ama Görürüm..Na ulicy Czekaj, ja ci pokażę!
Bir gün bir rüya görür.Pewnej nocy nawiedza go dziwny sen.
Geldikleri köprünün yıkıldığını görür.Most, po którym szli zawala się.
Bu sebeple bu hayvanlar bazı yerlerde zararlı hayvan olarak kabul görür.W niektórych miejscach zwierzę wydaje się pospolite.
Bunun faydasını uzun vadede görürsünüz.Zapamiętam go na długo!
Tüm eşyayı Allah Teala ile görür.Człowiek widzi więc wszystko w Bogu.