görür ile cümle

görür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben, lise arkadaşının ve bir lise öğretmeninin ölümünü görür.Er warnt einen Mitschüler und seine tyrannische Klassenlehrerin.
Aylardan sonra burada Mukaddes Hanım'ı görür.Schon nach wenigen Monaten starb dort jedoch Miertschings Frau.
Bu sırada kapının kendiliğinden açılıp kapandığını görür.Aber ich weiß, dass die Tür sich hinter ihnen schloss...
Alman hükûmeti bu yardımları uluslararası bir sorumluluk olarak görür.Das russische Außenministerium pries diese deutsche Unterstützung als genereuse Demarche an seine Verbündeten.
Beyaz bir şekil görür.Es gibt eine weiße Kulturform.
Ve babası onu futbol oynarken görür ve çok sevinir.Geburtstag an, er sei noch geistig fit und schaue gerne Fußball.
Bir gün Pia ağaç evinde oturup pencereden dışarı bakarken pencerenin önünden yetinin geçtiğini görür.Eines Tages kann er durch das Dauerbellen des Hundes nicht kontrolliert arbeiten und sieht aus dem Fenster.
Annesi tarafından yetiştirilir ve iyi bir eğitim görür.Sie wurde von ihrer ambitionierten Mutter hervorragend erzogen und ausgebildet.
Etrafında oldukça saygı görür.Er trägt reichlich Behaarung.
Her şeyi görür, bilir ve doğruyu yalanı ayırt ederdi.In der Systematik weist er dem Begreifen, Erkennen und Verstehen je verschiedene Wahrheitsideale zu.
Evden ayrılmaya çalıştığında Frank'in merdivenlerden yukarı çıktığını görür.Als ich an meine Schwester dachte, lief ich schnell wieder die Treppen hoch.
Doyle, depremsel bir sallantı hakkında imgelem görür.Paulay ist bekannt für seine Forschung zu Erdbeben-sicherem Bauen.
Arif kişi marifeti, Alim ise ilmini görür Vâkıf ise sadece Tanrı'yı görür.Wahrheit und also auch Gott kann nur der Geist erkennen.
Kuzey Afrikalı bir çiftçi, üzüm bağları arasında gece yarısı donarak ölmüş olan bir kadın (Mona) görür.Variante A: Eine alte Frau versteckt sich um Mitternacht in der Ruine.
Avrupalı kadınları kendi hayatlarında bir yama olarak görür.Die Haddad sind eine afrikanische Ethnie, ihre Lebensumstände gleichen einer Kaste.
Her şeyden önce onu o anda güvenilir bir dost olarak görür.Bald betrachten sie ihn wie ein Familienmitglied.
Onun kadar başarılı bir dansçıyı çok nadir görürüm.Je vois rarement un danseur aussi élégant que lui.
Savaşın sonunu yalnızca ölüler görür.Seuls les morts ont vu la fin de la guerre.
Sık sık kötü rüyalar görürüm.Je fais souvent de mauvais rêves.
Kediler rüya görür mü?Les chats rêvent-ils ?
Eğer Popescu'ları görürseniz, lütfen onlara bizden selam söyleyin.Si vous voyez les Popescu, s'il vous plaît, dites bonjour pour nous.
Doğrusu O, işitir ve görür."Il est Celui Qui entend et Qui voit ».
Yıldızlara baktığımızda onları anında görürüz.Lorsque nous reverrons les étoiles.
Erdoğan, bu gelişme üzerine de "gereği yapılır, yapıldığı zaman görürsünüz" dedi.Ou WYSIWYM (What you see is what you mean).
Fakat geri döndüğü sırada orada başka bir yabancı adam daha görür.Pendant ce temps, un autre étranger attend.
Bu nedenle, yetişkin ve halk eğitiminin partizanları Gramsci'yi günümüzde de önemli bir ses olarak görürler.Les partisans de l'éducation adulte et populaire considèrent à cet égard Gramsci comme une référence.
Jon ve Tyrion, Benjen ile ulaştıkları Duvar'ı ilk kez görürler.Jon et Tyrion voient le Mur pour la première fois quand ils arrivent avec Benjen et les autres recrues.
Bir Dalek gemisi görürler.C'est alors qu'arrive un vaisseau Dalek.
Babalarının adını anmazlar, yalnız alay ederler ve hor görürler.Mais ceux-ci ne l'entendent pas ainsi et considèrent leurs parents comme des fardeaux.
Uyumaya çalıştığı sırada rüya hakkında şarkı söyleyen bir lamba görür.Alors qu'il essaye de dormir, une lampe chantant à propos des rêves apparaît.
Bazen Tevrat'ı okumak yerine Şabat törenlerinde Aftara duasını okumakta aynı işlevi görür.Il se lit フー ou フ (fu ou fuu) en lecture on et かぜ (kaze) en lecture kun.
Bunun yanı sıra piyano eserleri de büyük ilgi görür.L'histoire des jouets le passionne également.
Beyaz bir şekil görür.Une forme blanche existe.
Bazı satranç üstatları Morphy'yi bugüne dek yaşamış en büyük satranç oyuncusu olarak görürler.Quelques GMI croient que Morphy est le plus grand joueur d’échecs ayant jamais vécu.
Yıllık yaklaşık, 20,000 kişi 18 ila 21 hafta arasında askeri eğitim merkezlerinde eğitim görürler.Annuellement, environ 24 000 personnes sont entraînées dans des écoles de recrue pendant 18 à 21 semaines.
Eve geldiğinde ise Kate'in telefonda biriyle görüştüğünü görür.À l'arrivée, David voit sa femme au téléphone.
Gündüz çocuklar, akşam yetişkinler ders görürdü.On y donnait des leçons pour les enfants le jour et des cours pour adultes le soir.
Doktor orada mezarını görür.On peut toujours y voir sa tombe.
Locke, rüya görür.Gobelet fait un rêve.
Durumu gözleriyle görür.Elle veut voir ça de ses propres yeux.
Önünde ne görürse yer.La place vue de dessus.
Onunla ilgili birçok rüya görür.Beaucoup rêvent de l'affronter.
Yine bir halüsinasyon görür.Il fait de nouvelles hallucinations.
Trakyalı Dacialılar onu tek gerçek Tanrı olarak görürdü.Le cheikh fondateur est considéré par ses disciples comme le seul véritable maître.
İstasyonda hiçbir mürettebatın olmadığını görürler.Il semblerait que l'équipe ne soit pas seule à bord de la station.
Bu savunmayı, çember gibi görürler.Cette procession est considéré comme une troménie.
Köpeği bir bütün olarak birdenbire görür.C’est dans ce moment-là que le paysage prend tout à coup un aspect extraordinaire.
Phoebe'nin uyuyakaldığını görür.Elle se penche sur Katie pour voir si elle est endormie.
Meraklı genç varlığı takip eder, onu bir ağacın yanında görür.Son fils a tendance à le voir à la place d'un arbre.
Seriler boyunca önceden bilgilendirici rüyalar görür.Ils voient dans les rêves des présages.
Clara Oswald'ın solmuş bir portresini görür.Il trouve un portrait de Clara Oswald usé au mur.
Saray 1574 yılındaki bir yangında kötü bir şekilde zarar görür.Le château a été détruit par un incendie en 1574.
Wyatt'ın arkasında kendisine doğru ilerleyen bir sürü cadı görür.Tous trois prennent la route en quête de magie poursuivis par Wyatt.
O sırada Tenten haydutları kaçarken görür.C'est ainsi que les voleurs épouvantés s'enfuirent.
Orada Hannah Montana'yı görür.Maintenant, Jesse sort avec Hannah Montana.
Bu arada karşılarında Carrie'yi görürler.Pour les articles homonymes, voir Carrie.
SoKaKTa SaYaMaM GiBi Ama Görürüm..Je ne sais pas si on voit, mais on voit cependant les rues et les maisons.
Arif kişi marifeti, Alim ise ilmini görür Vâkıf ise sadece Tanrı'yı görür.Selon un mot de Bréhier, l'âme ne voit pas en Dieu, mais par Dieu.
Kendini kraliçe olarak görürdü.Elle est accueillie comme une reine.
Böyle birçok evde, bu avlu mutfak görevini görürdü.Souvent, dans les campagnes, la confrérie prenait à sa charge tous les frais d'entretien du coite.

İlgili Sayfalar