görüşe ile cümle

görüşe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Meclis tasarıyı büyük olasılıkla sonbaharda görüşecek.Parliament likely will consider the draft this fall.
Bosnalı liderler, Alman lider Merkel ile siyasi çıkmaz konusunda görüşecekBosnian leaders to meet with Germany's Merkel about deadlock
Analist Enver Kazaz da bu görüşe katılarak, davranışı suç olarak niteledi.Analyst Enver Kazaz agrees, calling the behaviour criminal.
Hakim görüşe sahip bilim iinsanları teoriyi reddetmelerine karşın, o bundan emin görünüyor.Most mainstream scientists dismiss the theory, but he remains convinced.
Priştine ve Belgrad, kültürel ve dini eserler konusunu yine görüşecekPristina and Belgrade to hold new round of talks on cultural and religious sites
AB dışişleri bakanları AK'nin tavsiyelerini Pazartesi günkü toplantıda görüşecekler.EU foreign ministers are to discuss the EC recommendations at a meeting Monday.
Liderler toplantıda bölgesel işbirliği konusunu görüşecekler.The leaders will discuss regional co-operation.
Kelmendi'nin eşi Makbule iyimser görüşe sahip.Kelmendi's wife, Magbule, is optimistic.
Stankoviç de benzer bir görüşe sahip.Stankovic has a similar view.
Parti, ilk olaral potansiyel bir koalisyon hakkında Kostunica ile görüşeceğini açıkladı.The party announced they will first talk with Kostunica about a potential coalition.
Yetkili Salı günü Makedonya'ya giderek burada Başbakan Nikola Gruevski ile görüşecek.On Tuesday, Solana travels to Macedonia to meet Prime Minister Nikola Gruevski.
Grossman Sırbistan Başbakanı Vojislav Kostunica ve diğer üst düzey yetkililerle de görüşecek.He is scheduled to meet with Serbian Prime Minister Vojislav Kostunica and other top officials.
Hiseni ve Rupel, Slovenya'nın Kosova'ya yapması planlanan yardımı görüşecekler.Hyseni and Rupel will discuss planned Slovenian aid to Kosovo.
Diğerleri bu görüşe meydan okudu.Others have challenged this view.
Le Roux anlaşmayı tamamlamak için Liberya'daki kartel temsilcisiyle görüşecek.Le Roux would meet the cartel representative in Liberia to finalize the deal.
Marnie, ondan ayrıldığı için üzgün olduğunu ve artık görüşemeyeceklerini söyler.Marnie says she is sorry for leaving her and that she cannot see Anna anymore.
Hans-Christoph Schmitt bu görüşe karşı çıkar ve böyle bir kısıtlamanın olası olmadığını belirtir.Hans-Christoph Schmitt disputes this view, pointing out that such restrictions would be unlikely.
Giderek daha fazla sağ görüşe yöneldi.He oriented himself to the right side more and more.
SAR 21 Keskin Nişancı 3.0x optik görüşe sahip standart bir SAR 21 silahıdır.SAR 21 Sharpshooter A standard SAR 21 with a 3.0x optical sight.
Bir gün tekrar görüşeceğiz.Wir werden uns eines Tages wiedersehen.
Yarın görüşeceğiz.Wir sehen uns morgen.
Seninle sorunu ayrıntılı olarak görüşeceğim.Ich werde das Problem mit dir eingehend besprechen.
Seninle bir dakika yalnız görüşebilir miyiz?Können wir dich eine Minute allein sprechen?
O zaman muhakkak görüşelim.Dann sollten wir uns unbedingt sehen.
Çok sayıda görüşe göre Darwin nandusu, büyük nandudan çok az ayrılır.In vielerlei Hinsicht unterscheidet sich der Darwin-Nandu wenig vom großen Nandu.
Bölüm Sokrates’in de bu görüşe itirazını içerir.Gegen diese Auffassung wendet sich Sokrates.
Gidiyorum ama sakın unutma düğün gecende görüşeceğiz." der.Dann heirate ich Dich eben und dann verbiete ich Dir die Reise“.
Herhangi bir felsefi görüşe bağlı değildir.Ein Philosoph solle sich keine Meinung zu eigen machen.
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez.Im Gegensatz zu ihr ist er nicht gläubig.
Birbirlerine aşık olmuşlar ancak bir daha görüşememişlerdi.Die zwei verlieben sich, obwohl sie sich noch nie gesehen haben.
Ancak son zamanlardaki ağaç gelişimi artık görüşe izin vermemektedir.Durch die inzwischen gewachsenen Bäume war die Sicht auch nicht mehr gegeben.
Bu görüşe göre, önceden varolan bir dünya üzerinde yaratılış olmuştur.Sie wurde anstelle eines Vorgängerbaus errichtet.
1919’daki kongre günlerinde, Mustafa Kemal’le bizzat görüşebilmek için Sivas’a gitti.1919 reiste sie nach Sivas, wo sie den von Mustafa Kemal Pascha abgehaltenen Kongress von Sivas besuchte.
Summerslam'de görüşeceğiz" der ve oradan ayrılır.Merzouga: Milomaki – Vom Vergessen und Verschwinden.
Bu görüşe göre kurgu olduğu için kurgusal karakterler de var.Aber weil ich Humanist bin, deshalb habe ich solche Auffassungen.
Ancak ne mahkemeye çıkarılır ne de savcılarla görüşebilir.Er ist weder weisungsgebunden dem Gericht gegenüber noch Gerichtshelfer.
Bu dönemde yalınlaştırmacı görüşe bazı yeni düşünceler katılmaya başladı.Um diesen Neubeginn kreisen Arendts Gedanken.
Bir görüşe göre sayıları 17 tanedir.Im Extremfall wären dies 17 Punkte.
2005 yılında "Görüşe gel", 2010 yılında ise "Baxmağa değer" kitabı ışık yüzü görmüştür.Der Spiegel bezeichnete das Projekt 2007 als „gewagt“.
Nijerya'nın bağımsızlığını İngiliz hükümeti ile görüşen delegelerden biriydi.Elle est l'une des délégués qui négocient l'indépendance du Nigeria avec le gouvernement britannique.
Bir görüşe göre, Goebbels önce eşini ve sonra da kendisini vurdu.Selon une version, Goebbels aurait tiré sur sa femme, puis sur lui-même.
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.Les personnes agréables ont aussi une vision optimiste de la nature humaine.
Japon Elçiliği Papa Paul V ile Roma'da Kasım 1615'te görüşecekleri İtalya'ya gitmişlerdir.L'ambassade japonaise arrive en Italie où elle rencontre le pape Paul V à Rome en novembre 1615.
Bu görüşe göre, iman ispat gerektirmez.Elle incite les gens à ne pas céder à la crédulité.
Talmud'daki bir görüşe göre (b.C'est le Talmud (Shab.
Aslında belki Amerika hariç, çoğu herkesin babam hakkında olumlu görüşe sahip olduğunu düşünüyorum.J'espère aujourd'hui que la plupart des gens ont une opinion favorable de lui, peut-être sauf aux États-Unis.
Birbirlerine aşık olmuşlar ancak bir daha görüşememişlerdi.Ils s'aimaient déjà sans se connaître ni même s'être jamais vus.
Nasıl olup da sevgilisiyle görüşebileceğini düşünmeye başlar.Il se demande ce qu'il penserait s'il allait rendre visite à sa tante.
Atatürkçü görüşe göre Türk milleti 1924 anayasası'nda tanımlıdır.Néanmoins, la religion de l'État turc reste l'islam dans la constitution de 1924.
Tapınak mensuplarından Christine Miller, ses kaydının başlarında bu görüşe karşı çıkmaktadır.Christine Miller, une adepte de la communauté, exprime son désaccord au début de la bande.
Onunla gelecek Cuma görüşeceğim.Me encontraré con él el viernes.
Yarın onunla görüşeceğim.Me veré con él mañana.
Diğer bir görüşe göre Mann-Whitney U sınamasının 3 veya daha çoklu gruplara genişletilmesidir.Es una extensión de la prueba de la U de Mann-Whitney para 3 o más grupos.
Japon Elçiliği Papa Paul V ile Roma'da Kasım 1615'te görüşecekleri İtalya'ya gitmişlerdir.La misión japonesa llegó a Italia, donde podrían conocer al papa Paulo V en Roma en noviembre de 1615.
Birbirlerine aşık olmuşlar ancak bir daha görüşememişlerdi.Aunque no se divorciaron, no se volvieron a ver otra vez.
Merlyn, “Bazı insanlar bunu ikinci görüşe sahip olmak olarak adlandırıyor.”demektedir.Algunas personas lo llaman “tener la segunda visión”.
Lavinia bir daha görüşemeyeceklerini çünkü evlenmek üzere olduğunu söyleyip gider.Valentina le dijo que se volverían a ver, y se casarían.
Genel Kurul, çalışma kurulu tarafından hazırlanmış olan faaliyet planını görüşerek karara bağlar.El Consejo acepta el plan esbozado por el grupo de trabajo.
Bir görüşe göre sayıları 17 tanedir.Sus escamas son de 17 filas.
Günümüzde bu görüşe inananlar azınlıkta kalmıştır.Este punto de vista es muy minoritario hoy día.

İlgili Sayfalar