Ana içeriğe geç
Sözlük

görüşü ile cümle

görüşü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.І так я досяг ширини спектру в 360 кольорів, який розрізняє і зір нормальної людини.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Можех да получа 360 цвята, точно като човешкото зрение.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.כך שהגעתי למצב בו יכולתי לחוש 360 צבעים, ממש כמו ראייה אנושית.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.لقد وصلت إلى النقطة التي أصبحت عندها قادراً على إدراك الـ 360 لونا، تماماً مثل باقي البشر.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.人間の視覚と同じです カラーホイールの全て角度を 識別できるようになったんです
5.Komisyon, bir Üye Ülkede aşırıbütçe açığıolduğu görüşünü taşırsa, sözkonusu Üye Ülkeye görüşünü bildirir.3.Odstavec 2 bod c) se nevztahuje na držení a správu devizových provozníchzůstatkůvládami členských států.
Ablan şimdi gidiyor. Görüşürüz.いっつもあんな調子なんだから!
Adam Smith'e karşı Karl Marx"ı düşünürseniz Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Hvis man tænker på Adam Smith versus Karl Marx, havde Adam Smith en meget vigtig ide om effektivitet.
Adam Smith'e karşı Karl Marx"ı düşünürseniz Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Om du jämför Adam Smith med Karl Marx, så pratade Adam Smith om det viktiga begreppet effektivitet.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith avait la notion de rendement.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith có các khái niệm rất quan trọng của tính hiệu quả.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith had een belangrijke visie op efficiëntie.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith hatte eine sehr wichtige Meinung über Effizienz.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith měl velmi důležitý koncept efektivity.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith memiliki gagasan sangat penting mengenai efisiensi.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith nagy ötlete a hatékonyság volt.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith parlava dell'importante concetto di efficienza.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith punea accent pe eficiență.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith tenía la importantísima noción de la eficiencia.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith tinha a noção muito importante de eficiência.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Adam Smith zaprezentował bardzo ważny pogląd na wydajność.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.아담 스미스는 효율성에 대한 굉장히 중요한 개념을 갖고 있었습니다.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Адам Смит ввёл очень полезное понятие эффективности.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Адам Смит има едно много важно схващане за ефикасността.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.Адам Сміт неабияк наголошував на ефективності.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.לאדם סמית היה רעיון חשוב מאוד בנושא היעילות.
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.آدم سميث كان له النظرية المهمة جدّاً للكفاءة .
Adam Smith'in verimin önemi konusunda çok önemli bir görüşü vardı.彼は ピン工場を例にとって
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Adonías tenía tratos con Joab, hijo de Sarvia, y con el sacerdote Abiatar. Ellos respaldaban a Adonías
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.A mal dohovor s Joábom, synom Ceruje, a s Ebiatárom, kňazom. A pomáhali za Adoniášom.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.A miał zmowę z Joabem, synem Sarwii, i z Abijatarem kapłanem, którzy pomagali za Adonijaszem.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.El a vorbit cu Ioab, fiul Ţeruiei, şi cu preotul Abiatar: şi aceştia au trecut de partea lui.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.És tanácskozék Joábbal, Séruja fiával és Abjátár pappal, kik az Adónia pártján voltak.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Hän neuvotteli Jooabin, Serujan pojan, ja pappi Ebjatarin kanssa; ja he kannattivat Adonian puoluetta.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Han samrådde sig med Joab, Serujas sønn, og med presten Abjatar, og de holdt med Adonja og hjalp ham.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Han underhandlede med Joab, Zerujas Søn, og Præsten Ebjatar; de tog Adonijas Parti og støttede ham,
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Hij nam generaal Joab en de priester Abjathar in vertrouwen en zij beloofden hem te helpen koning te worden.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.I mluvíval s Joábem synem Sarvie a s Abiatarem knězem, kteříž napomáhali Adoniášovi.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.아도니야가 스루야의 아들 요압과 제사장 아비아달과 모의하니 저희가 좇아 도우나
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Si accordò con Ioab, figlio di Zeruià, e con il sacerdote Ebiatàr, che stavano dalla sua parte
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Und er hatte seinen Rat mit Joab, dem Sohn der Zeruja, und mit Abjathar, dem Priester; die halfen Adonia.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.И советовался он с Иоавом, сыном Саруиным, и с Авиафаром священником, и они помогали Адонии.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.Той се сговори с Иоава Саруиния син и със свещеника Авиатара, и те последваха Адония и му помагаха.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.ויהיו דבריו עם יואב בן צרויה ועם אביתר הכהן ויעזרו אחרי אדניה׃
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.وكان كلامه مع يوآب ابن صروية ومع ابياثار الكاهن فاعانا ادونيا.
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.亞 多 尼 雅 與 洗 魯 雅 的 兒 子 約 押 、 和 祭 司 亞 比 亞 他 商 議 . 二 人 就 順 從 他 、 幫 助 他
Adoniya, Seruya oğlu Yoav ve Kâhin Aviyatarla görüşüp onların desteğini sağladı.亞多 尼雅 與 洗魯雅 的 兒子 約押 、 和 祭司 亞 比亞 他 商議.二 人 就 順從 他 、 幫助他
Afedersin, Görünüşe göre fotoğraf çektirmek istiyorlar. Sonra görüşürüz.저기
Afedersiniz, yerim kalmadı. Herneyse, bir sonrakı vidyoda görüşürüz.Нека видим, мисля, че може да сложим 4 пъти.
Aferin Oscar. Haftaya görüşürüz.잘했어요 오스카. 다음주에 봐요.
Aferin Oscar. Haftaya görüşürüz.Prima, Oscar, ik zie je volgende week.
Aferin Oscar. Haftaya görüşürüz.טוב מאוד אוסקר. נתראה בשבוע הבא.
Aferin Oscar. Haftaya görüşürüz.جيد جدا أوسكار. سأراك في الأسبوع القادم.
Aferin Oscar. Haftaya görüşürüz.多言語翻訳機の開発過程を
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.Era excitante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Bylo to vzrušující.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Dat was opwindend.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Y eso fue emocionante.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm. Heyecan vericiydi.Но беше и вълнуващо.
Afganistan'da El-Kaide'yi nasıl ortadan kaldıracağımız konusunda onlarla görüşürdüm.그 특전사들은 또 영국 해군 소대의 호위를 받아야 할 만큼 아주 위험한 일이었습니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod