Ayrıca gece görüşü için özel donanıma ve özel can yeleklerine sahiptir.Ima svojo linijo parfumov in ročnih ur.
Çünkü beni son görüşünü aklının bir ucuna kazıdın.Samo še to: da rad pogledal poslednjič v tvoje bi oko.
Liberal feministler plüralist devlet görüşünü benimser.Ženske se morajo osvoboditi patriarhalne prevlade.
Muhafazakar yetkililerin görüşü de ortodokslarla aynıdır.Verovanje, da so pravoslavni patriarhi med seboj enakovredni.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.Zavzemal se je za gospodarsko in politično liberalizacijo oziroma t. i. socializem s človeškim obrazom.
Filon felsefe ile dinin iç içe geçtiği görüşünü benimsemiştir.Filon je obstoj Boga dokazoval z naslednjo analogijo.
Avukatı ile görüşür ve mahkemeyi erteletir.Poklic odvetnika je začasno opustil in prešel v sodniško službo.
Tepe nehir ile olan görüşü engeller.To je članek o pohorski reki.
Görüşmelerde Akparti'nin 10 CHP'nin ise 14 maddesi üzerinde görüşüldüğü bildirildi.O primerih kolere so poročali iz vseh 10 departmajev.
Mangekyou'nun sürekli kullanılması halinde, gözün görüşünün ve görme yetisini kaybettiği bilinmektetir.Tako iskalni algoritem vedno ve, kje iskati usta, kadar najde oči in nos.
Bu yıllarda sanat görüşünde bir değişim yaşandı ve sosyal ve politik konuları işlemeye başladı.Njegovi članki so sprožali burne debate, ter botrovali političnim in družbenim spremembam.
Bu gözlem evrenin Kopernikçi görüşünü desteklemekteydi.Sprejel je Kopernikov pogled na svet.
İkinci kitabı “Die Jüdische Feiertage in Sicht der Tradition” (Yahudi Dini Bayramların gelenekleri görüşü).Antroji jo knyga „Die Judische Feiertage in Sicht der Tradition“ (Žydų šventės padavimo šviesoje).
Editörleriyle görüşür ve bazen mangalarının anime versiyonunun senaryosunu da yazar.Ji tariasi su redaktoriais ir kartais rašo jų manga animuotos versijos scenarijų.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.Dalyvavo įsiveržime į Belgiją.
Yapılan araştırmalar da bu görüşü kanıtlamıştır.Šiuolaikiniai tyrinėjimai jo teiginį patvirtino.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.Pasisakė už socialinę ir ekonominę lygybę.
Ziyafetten sonra, uzun yıllar görmediğiniz eş dostla görüşürsünüz.Taip jis spėja pasiekti namus ir susitikti su žmona, su kuria nesimatė dešimt metų.
L1 noktası Güneş görüşünün sabit olması gereken Güneş gözlem uydularında kullanılır.Žemės – Saulės L1 taip pat naudojamas kaip ideali vieta Saulę stebinčioms observatorijoms.
Kaptan ile görüşür.Pasimatymai su gyvenimu.
Böylece Thomas'ın görüşleri Katolik Kilisesi'nin resmi görüşü durumuna gelmiş olur.Jo filosofines pažiūras kritikavo Katalikų bažnyčia.
Bu kamu görüşü kimyasal silahların yasaklanması yönünde çabaların artmasına sebep oldu.Todėl svarstoma, ar jo naudojimas neturėtų būti reguliuojamas cheminio ginklo konvencijų.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Jame teko atsarginio vartininko vaidmuo.
(Pan-Avrupa görüşü mottosu) Ave Maria Selam Meryem (Roma Katolik Duası, İsa'nın annesi Meryem'e.)Garbė Jėzui Kristui! (lot. Laudetur Jesus Christus) – katalikiškas pasisveikinimas.
Bu sonuçlardan sonra ksenon gazının anestetik olarak kullanılabileceği görüşüne vardı.Ta järeldas nende tulemuste põhjal, et ksenooni saab kasutada anesteetikuna.
Temizlik, Reichswehr'in Hitler'e karşı olan görüşünü düzeltmiş ve güçlendirmiştir."Puhastus" kindlustas ja tugevdas Reichswehri toetust Hitlerile.
Bu, aynı zamanda pek çok Budistin de ortak görüşüdür.Sarnane on ka paljude budistide arvamus.
Bu sebepler araştırılırken olabildiğince çok ve uzman kişinin görüşü alınmalıdır.Kuulaja võtab endale uurimise tarbeks nii palju aega kui vajalikuks peab.
Kirilov'la görüşür.Hiljem mindi üle kirillitsale.
Ancak gerçekte bu kişinin başkası olduğu görüşü de bulunmaktadır.See on tõde, kuid ainult üks teiste seas.
(İyi gelişi) Ĝis revido! ≈ Görüşürüz!Jõvā ūomõg! / Jõvvõ ūomõgt! Tere hommikust!
"(İNGİLİZCE) Doğrulayıcı Eylem Üzerine Toplum Görüşü ve Suskunluk Sarmalı".Nii et on siiski põhjust kõnelda käitumusliku ja sotsiaalse sõltuvuse tekkimisest."
Kurbanın sadece ihiyaç sahipleri için kesilmesi gerektiği görüşündedirler.DeliciousDeath Ainult neile, kes mõistavad.
Paul Signac bile onun yanlış yönde ilerlediği görüşündedir.Mark Bassin aga väitis, et selline arvamus on väär.
Genç Charles yaşlı Charles ile görüşür.Seal tutvus ta Charles de Gaulle'iga.
Aynı zamanda Eriador'da yaşayan insanlarla görüşür.Kohatakse ka erakuina elavaid isasloomi.
Aparmak fiilinin anlamı da bu görüşü desteklemektedir.Elektrivälja mõiste kujunemist võib käsitada nii, et see toetab seda vaadet.
Bilinmeyen Floransa ressamı - Meryemin Yelezaveta ilə görüşü, XVI yüzyıl.Piirideta maailm: valmistumine 21. sajandi kapitalismiks.
Papa özür dilemediği sürece Türkiye'ye yapmayı planladığı geziyi ertelemesi gerektiği görüşü ortaya atıldı.Ta lisas järgmisel päeval, et paavsti sügiseks kavandatud Türgi visiiti pole põhjust ära jätta.
İnsanların neden özel bir cinsel yönelim geliştirdiği konusunda bilim insanlarının ortak bir görüşü yoktur.Teadlased ei tea, mis täpselt põhjustab inimese seksuaalset sättumust.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.Poliitilistelt vaadetelt oli ta konservatiiv.
Nagarjuna, bu görüşü reddeder, çünkü ona göre her şey bir etmene, kurala bağlıdır.Sellist hoiakut pannakse pahaks, sest usutakse, et see põhjustab kõikidele probleeme.
Burada Katolik Kilisesinin temsilcileri ile görüşür.Ta on korduvalt kohtunud Catholic Actioni liikmetega.
Artık Mussolini'nin siyasi görüşü tamamen değişmişti.Chomsky poliitilised vaated ei ole aja jooksul kuigi palju muutunud.
Hakikat görüşümüz şu an nesnelleşme büyüsü altındadır.Tõde on antud müstilises tajus.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.전자 눈을 통해 색을 들으면서 저는 인간의 눈으로 감지할 수 있는 360가지 색을 모두 구별할 수 있게 됐습니다.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Am ajuns la un punct în care eram capabil să disting 360 de culori, exact ca văzul uman.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Cheguei então a um ponto em que era capaz de distinguir 360 cores, tal e qual como a visão humana.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Dostal jsem se na úroveň, kdy jsem schopen rozeznat 360 barev, stejně jako lidský zrak.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Dostal som sa do bodu, keď som bol schopný vnímať 360 farieb, tak ako aj ľudské oko.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Giờ tôi đã đạt đến mức có thể nhận thức được 360 màu, như thị giác của con người.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Ich kam an einen Punkt, wo ich 360 Farben wahrnehmen konnte, genau wie das menschliche Sehvermögen.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Jadi saya sampai pada titik di mana saya dapat merasakan 360 warna, sama seperi penglihatan manusia.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Llegué a percibir 360 colores, como en la visión humana.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Op de duur was ik in staat om 360 kleuren te ervaren, zoals de menselijke visie.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Rozpoznaję już 360 kolorów, zupełnie jak ludzkie oko.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Sono arrivato a percepire 360 colori, come nella visione umana.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Végül eljutottam odáig, hogy 360 színt vagyok képes érzékelni, az emberi látásnak megfelelően.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Έφτασα λοιπόν σε σημείο όπου μπορούσα να αντιληφθώ 360 χρώματα, όσα και η ανθρώπινη όραση.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Итак, я достиг уровня восприятия 360-и цветов, уровня нормального зрения человека.