Ancak Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi bu görüşü reddetmiştir.وقد رفضت محكمة العدل الدولية واللجنة الدولية للصليب الأحمر هذا الرأي.
(Hayat görüşü sorulduğunda) "Ne istediğinizi bilin.ثم قال: «أي شيء تريدان» فقال ابرهيم: «أحتجم واحلق».
Kaptan ile görüşür.تعيش الأستاذ.
Jean-Baptiste Say: Her arz, kendi talebini yaratır. görüşündedir.قالوا عنه قال يحيى بن معين: ثقة، وقال أيضاً: كيس، كيس.
Avukatlarımla görüşüp bu cümlenin daha açık biçimde ifade edilmesinin gerekli olup olmadığına bakacağım."سوف أتحدث إلى محامي وأرى إذا احتاجت هذه الجملة أن توضح.
(İyi gelişi) Ĝis revido! ≈ Görüşürüz!"وليام": حسنا، أراك فيما بعد.
Kirilov'la görüşür.لعب مع ريكرياتيفو.
Onun görüşüne göre, kuantum mekaniği tamamlanmamıştı.في رأيه، كانت ميكانيكا الكم غير مكتملة.
Doktorun görüşüne göre yakında ölecekti.المدان في رأسه فكرة انه سوف يموت قريبا.
Gece görüşü, düşük ışık altında görme yeteneği.عدم القدرة على الرؤية ليلا أو في الضوء الخافت.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.كانت هذه آخر مرة شوهدت فيها على قيد الحياة.
Bilimsel konsensüs, bilimsel bir konuda, bilim insanlarının kolektif görüşü, fikri ve yargısı.الإجماع العلمي أو الاتفاق العلمي هو الموقف والرأي والحكم الجماعي للمجتمع العلمي في مجال علمي ما.
Lewis'e göre klasik İslam görüşünün ön plana çıkan bir özelliği Yahudilerin önemsizliğiydi.وفقاً برنارد لويس، فإن السمة البارزة للرؤية الإسلامية الكلاسيكية لليهود هي في عدم أهميتها.
Onun bu görüşü, üç olasılığı içermektedir.يعطي هذا ثلاثة احتمالات ممكنة.
Bilinen bir politik görüşü yoktur.المسلسل لا يملك أيّ رؤى سياسية واضحة.
Tekrar görüşürler.وقد تعود مرة اخرى.
2006 yılının Kasım'ında Simpson yapımcılarıyla görüşüp yeni albümü için çalışmalara başlayacağını duyurdu.في نوفمبر 2006, آشلي قالت أنها تريد أن تقابل المدير التنفيذي لتسجيل ألبومه الثالث.
Belçika'ya gittiğimde görüşüyoruz.9- رحلته إلى بلجيكا .
Menajerim 3-4 kulüple görüşüyor.الاتحادات من 4 - 6 تُشارك 3 فرق.
1758'de doğal iktisat yasaları görüşünü biçimlendirdiği temel yapıtı İktisadi Tablo yayınladı.في 1583 نشر كتب بشأن قواعد المنظور العملي.
Kelimedeki e harfinin zamanla yutulması, OED'nin görüşüne göre, esaslı bir hatadır.فمع نوع الغرف التي اقترحها أوسينج بدقة يكون الخطأ كبيرًا.
Günümüzde devletler birinci görüşü kabul etmektedir.وستستضيف الولايات المتحدة النسخة الأولى.
Serebrospinal sıvı artışının teşhisi komplekstir ve uzman doktor görüşü gerektirir.أما تشخيص متلازمة إيجل الدموية أصعب و يحتاج رأي طبيب خبير.
Buna aynı zamanda dünya görüşü de denilir.أنظر أيضاً رأي العالم.
Muhafazakâr görüşün temsilcisi olmuştur.كان مدافعًا عن حرية التعبير.
Her politik görüşün negatif sonuçlar getirmesinden korkuluyordu.وقد بُرهن أيضاً أن المزاج الإيجابي يظهر الأثار السلبية على الإدراك.
General Hube, güney yönünde taarruz edip, Dinyester'i aşmak ve Romanya içlerine çekilmek görüşündedir.تخاف ليندا أن يعود بها هوبس إلى الجنوب ويحول بينهما.
Bu sırada Habîb-i Acemî ile görüşüp onun sohbetinde bulundu ve tasavvuf yolunda ilerledi.ثم قتل ألوغ بك على ما ذكرناه في ترجمته، واستمرت الفتنة بين بني تيمور.
Eylisli çoğunlukla sol görüşü savunmaktadır.تحسب بوليا عادة لصالح اليمين.
Bu söylemine ve görüşüne rağmen, 2014 yılında, Rivlin’in bu duruşundan uzaklaştığı görülmüştür.رغم كل هذه الإصلاحات، أو بسببها ربما، وجدت الجزائر نفسها في نقطة فاصلة عام 1988.
Siyasi görüşünde sosyal ve ekonomik olarak liberalleşme dile getirmektedir.وقد أرتباط سياسته بي ليبرالية اقتصادية و ليبرالية اجتماعية.
Üstün yetenekli çocuklara ayrı bir müfredat uygulanması görüşü nedeniyle demokratik olmamakla eleştirildi.وقد انتقدت الأساليب التي اختارها الممثل السامي باعتبارها غير ديمقراطية .
Bu aynı zamanda Stratford karşıtları'nın da görüşüdür (Ogburn 1988, 631).Essa também é a opinião dos anti-Stratfordianos (Ogburn 1988, 631).
Tekrar görüşürler.Nos veremos outra vez?
(İyi gelişi) Ĝis revido! ≈ Görüşürüz!Ĝis (la) revido!: Até mais ver!
Galileo ayrıca bu görüşünü desteklemek için teorik bir tartışma ileri sürdü.Galileu também aperfeiçoou um argumento teórico para apoiar a sua conclusão.
Nolan önceki bütün filmlerinde olduğu gibi, görüşünü sınırlı tutacağı için ikinci üniteyi reddetti.Como em todos os seus filmes, Nolan recusou ter uma segunda unidade para manter sua visão constante.
Bu, aynı zamanda pek çok Budistin de ortak görüşüdür.Esta é também uma visão de muitos budistas.
Bu babasını son kez canlı görüşü olacaktı.Esta seria a última vez que ela veria seu pai vivo.
Kaptan ile görüşür.Adeus, Capitão.
Mitsuhirato ile görüşür.Isetan Mitsukoshi.
Galileo daha sonrasında "İki Ana Dünya Sistemi Üzerine Diyalog" kitabında bu görüşünü savunmuştur.Galileu escreve, então, seu Diálogo sobre os dois grandes sistemas do mundo.
Ardından Catelyn Stark (Michelle Fairley) ile görüşür.Ele reconhece Lady Catelyn Stark (Michelle Fairley) disfarçada.
Gece görüşü, düşük ışık altında görme yeteneği.A visão noturna é a habilidade de ver contornos iluminados com baixíssimas intensidades de luz.
Bazı araştırmacılar Homo floresiensis'in cücelik sendromuna sahip bir modern Homo sapiens olduğu görüşündedir.Alguns cientistas sugerem que ele seja uma sobrevivência do Homo floresiensis.
Onun görüşüne göre, beden ve zihin bir arada ama birbirinden bağımsız şekilde var olmuşlardır.Como entidades independentes, a mente e o corpo podem, portanto, existirem uma sem o outro.
"(İNGİLİZCE) Doğrulayıcı Eylem Üzerine Toplum Görüşü ve Suskunluk Sarmalı".A coragem e a determinação merecem o aplauso da sociedade.”
Ben de kendi görüşümü aktarmak istedim.Espero que o senhor considere minha sugestão.
Rose'dan ilk görüşünde hoşlanır ve Rose kendisini geminin kıçından atmak üzereyken onunla tanışır.Ele fica atraído por Rose ao vê-la pela primeira vez, e a conhece quando ela tenta pular da popa do navio.
(Başka bir hayatta görüşürüz birader!)«See You Again» (em inglês).
‘Bedenimiz Bizimdir!’ görüşü hâkimdir.("Nós somos o povo!"), "Armata e cu noi!"
BigBang ile hala görüşüyorlardır ve çok iyi arkadaşlardır.Apesar da saída de Mabbitt, eles ainda continuam grandes amigos.
Bu görüşü vurgulayan, pek çok örnek verebiliriz.Vários são os exemplos que podem ilustrar essa afirmação.
Sadece Joel Schumacher 'in farklı bir görüşü olabilir."Um pedaço de Joel Schumacher, em outras palavras."
Bazı karakterleri görüşü uğruna kullanmıştır. "Eles têm direito a uma opinião sobre a questão".
Bilinen bir politik görüşü yoktur.Alguns de nós não têm uma posição política definida.
Monet'in görüşünü kaybedip hemen hemen kör olması.O quadro foi criado quando Monet já estava quase cego.
Bu görüşün doğruluğu 1970'lerin başından beri kanıtlanmıştır.O conceito tem sido reconhecido desde a década de 1970.
1758'de doğal iktisat yasaları görüşünü biçimlendirdiği temel yapıtı İktisadi Tablo yayınladı.Em 1731 publicou Discursos da Filosofia Natural dos Elementos.
Bilim dünyasında ise Genç Dünya yaratılışının bilimsel olmadığı görüşü hakimdir.Em terreno científico, nós consideramos que essa história de criação é falsa.