gönderir ile cümle
gönderir kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Otele gönderirim.I just need to send it down to Hae Jin?
Kullanıcıya(Operatör) yüksek çözünürlüklü görüntüle gönderir.It sends high-resolution video pictures back to the operator.
Seri katilleri ve kendine hakim olamayanları oraya gönderirlerdi.It's where they send the serial killers, and the people who can't help themselves.
Yani 2 saatlik yarış sırasında her araba 750 milyon rakam gönderir.So during a two-hour race, each car will be sending 750 million numbers.
Dışarı çıktığında birini gönderirim !I'll send somebody to meet when you are out!
Genler, protein yapımı için gerekli talimatları gönderirler.Genes send the instructions to make proteins.
Yani daha çok kanatlı karaliçe ve erkek karıncayı çiftleşme uçuşuna gönderirler.That is, to send more winged queens and males to that year's mating flight.
Tavşan bir Küçük Bill gönderir.The Rabbit Sends in a Little Bill
Buradaki etiket çizimlerimi paylaşılan bir not defterine gönderir.This sticker here sends my drawing to a shared notebook.
Ameliyatınızı yapıp, hastayı evine gönderirsiniz ve yaptığınız neyse işleyiverir.And they still don't know why it works but it's pretty cool and they have a patent.
Daha sıkı çalışırsan... ...seni en iyi okullara gönderirim.If you study harder I'll send you to the best school
İşte burada, Ram Sita'yı sürgüne gönderir, pardon.Actually that's when he banishes her, sorry.
Ne yapmakta olduğunu yazıp gönderirdin.You could send what you're doing.
Ama hepsinin yaş gününde hediyeler gönderirim.I send presents for all their birthdays.
Öğrendiğim bir sonraki şey, "Gerçek girişimciler gönderir."Next thing I leaned is that "Real entrepreneurs ship."
Gerçek girişimciler gönderir.Real entrepreneurs ship.
Bir talimat gönderirsiniz, kasların kasılmasına sebep olur.You send a command down, it causes muscles to contract.
"Tamam, ben onları evlerine gönderirim.""I'll get rid of...I'll send them away".
Onları doğru sekansta, dizide sıralarlar, ve sonra size FedEx aracalığıyla gönderirler.They string them up in the right sequence, and then they send them back to you via FedEx.
Çünkü onu terorist olarak gönderirsek burda gerçekte neler olduğunuBecause we're no gonna find out what's really going on here
Kendisine bir meyve sepeti gönderirimI'd send them a fruit basket.
Ya da bunu bir kaç bine gönderirsek ne olur?Or what if we sent it out to a few thousand?
Bir kelime daha söylersen... seni Bavaria'daki et yiyicilere gönderirim!I'll send you to the maneaters in Bavaria!
Annenle baban seni buraya gönderirken ne düşünüyordu?What could your parents be thinking of, sending you here?
Siz bir renk gördüğünüzde, her bir koni kendi ayrık iletisini beyne gönderir.When you see a color, each cone sends its own distinct signal to your brain.
Annem onun ailesine patates, pirinç ve eski kıyafetlerimizi gönderirdi.My mother sent yams and rice, and our old clothes, to his family.
Ona her zaman gönderirim.I always send her one.
Kızartmaları sevdiğim için, her anma yıl dönümü gününde bana bol bol gönderir.Since I like fried food he sends me a lot of it every memorial service day
Doğru, bu aslında bir çeşit ana enzim. Buraya bir sinyal gönderir ve...Right, this is kinda the master one, it sends a signal there and...
Çinli askerler onları yakalar ve Kuzey Koreye, şiddetli cezalarla karşılaştıları yere geri gönderir.Chinese soldiers will catch and send back North Koreans, where they face severe punishment.
Bana gelirse paketleyip göndeririz. Ömer'in kardeţi deđil mi bu?If he comes to me, i will send him back
Kardeşimizi bizimle gönderirsen, gider sana yiyecek alırız.If you'll send our brother with us, we'll go down and buy you food,
Yeryüzüne yağmur yağdırır, Tarlalara sular gönderir.who gives rain on the earth, and sends waters on the fields;
Onu hep yenersin, yok olup gider, Çehresini değiştirir, uzağa gönderirsin.You forever prevail against him, and he departs. You change his face, and send him away.
Ya insanları cezalandırmak Ya da yeryüzünü sulayıp sevgisini göstermek için Yağmur gönderir.Whether it is for correction, or for his land, or for loving kindness, that he causes it to come.
Yeryüzüne buyruğunu gönderir, Sözü çarçabuk yayılır.He sends out his commandment to the earth. His word runs very swiftly.
Mektubu yazıya geçiren ben Tertius, Rabbe ait biri olarak size selamlarımı gönderirim.I, Tertius, who write the letter, greet you in the Lord.
Biz elçileri sadece müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Biz elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Eğer biz dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Ve biz, peygamberleri ancak müjdeci, korkutucu olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Ve dileseydik her şehre, bir korkutucu gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Kulları üzerinde egemenlik sahibi Kaahir'dir O. Üzerinize koruyucular gönderir.He has power over His creatures, and appoints guardians to watch over them.
Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Eğer dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Hiç kuşkusuz biz, resuller göndeririz,It is indeed We who send (messengers),
"Göğü üzerinize bol bol yağmur taşıyıcı olarak gönderir."He will send you abundant rain from the sky,
Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
O, kullarının üstünde yegane kudret ve tasarruf sahibidir. Size koruyucular gönderir.He has power over His creatures, and appoints guardians to watch over them.
Biz resulleri, sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki melekler gönderirdi.If God had willed He would have sent down angels.
(Resulüm!) Şayet dileseydik, elbet her ülkeye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Biz peygamberleri, ancak rahmetimizin müjdecileri ve azabımızın habercileri olmak üzere göndeririz.We do not send apostles but to give good tidings and to warn.
Halbuki biz peygamberleri ancak müjdeciler ve uyarıcılar olarak göndeririz.We never send apostles but to convey happy tidings, and to warn.
Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi.If God had willed He would have sent down angels.
(Habibim!) Şayet dileseydik elbette her köye bir uyarıcı (peygamber) gönderirdik.Had We pleased We could have raised a warner in every town.
Eğer işledikleri suçları sebebiyle onları cezalandıracak olsaydı, azabı onlara hemen gönderirdi.If He had pleased to punish them for their doings He would have punished them immediately.