göğsü ile cümle
göğsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Göğsü işlemelidir.Pijn op de borst.
Eğer süt emmek istiyorsa annesinin göğsüne ya da bacağına dokunur.Als een veulen wil drinken, blokkeert hij het pad van de moeder, en leunt hij tegen haar borstkas.
Boğazı ve göğsü beyazdır.De keel en borst zijn wit.
Albay Kannengiesser, bu çatışmada göğsünden yaralanmıştır.Wel raakte Körner tijdens deze slag gewond aan zijn been.
Göğsünde kahverengi çizgiler vardır.Op zijn borst is er een witte vlek.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.Szeroka i głęboka pierś.
Avını karnından değil de boyun ve göğsünden yemeye başlar.Zaczyna posiłek raczej od szyi i klatki piersiowej niż od środka ciała.
Göğsündeki küçük beyaz lekeler değerini düşürmez.Małe białe znaczenia na palcach i piersi nie stanowią wady.
Bakire Meryem bir göğsü açık olarak vurgulanmaktadır.Boginie przedstawiano z odsłoniętymi piersiami.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Carroll chciała go uspokoić, ale Zantzinger już nad sobą nie panował i uderzył ją w głowę laską.
Boğazı ve göğsü beyazdır.Gardło i pierś białe.
Lamont 15 Şubat 1999'da başından ve göğsünden birkaç kez kurşunlandı.15 października 2003 roku Bruce został postrzelony rykoszetem powyżej kolana oraz w głowę.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Przyroda wyspy zapiera dech w piersiach.
Göğüs, göğsünün yanları ve karnı portakal-sarısıdır.Pierś i górna część brzucha pomarańczowe.
Resimde, erkek sol eliyle kadının omuzunu sararken, diğer elini kadının göğsüne koymuş.Lewą rękę oparł on na ramieniu żony.
Başı Aişe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi.Niech wejdzie mi do piersi twój dziób jak siekiera.
Aralarında çıkan kavgayı Şerif Rance yatıştırır ve Sid'in ceketinin göğsüne iki maçakızı kardı iğneler.Szeryf Jack Rance uspokaja wszystkich i szpilką przypina dwie karty do kurtki Sid'a jako znak oszusta.
Yüreğime gizlice öyle bir sevda girdi ki, gözlerimi kalın bir sis kapladı, göğsümden aklımı çaldı.Obudziłem się ze snu i poczułem, jak gdyby coś wyciskało pieczęć na moim sercu.
34 yaşında Los Angeles'ta göğsüne aldığı iki bıçak darbesiyle öldü.Han avled 34 år gammal i Los Angeles av två knivhugg i bröstet.
Gueffroy göğsüne 10 kurşun isabet ederek öldü.Gueffroy träffades av tio skott i bröstet och dog nästan ögonblickligen.
Laserbeak`i göğsünde taşır.Han bär Omnitrixens märke på bröstet.
Bakire Meryem bir göğsü açık olarak vurgulanmaktadır.På så sätt riktas Marshalls hela uppmärksamhet till hennes bröst.
Afrodit Kronosun göğsünü açar.Chloé klagar över smärta i bröstet.
Erkeğin, gri bir başı ve göğsü, portakal rengi yüzü ve gri göğüs bandı vardır.Hanen har grått huvud och bröst, orange ansikte och ett smalt grått bröstband.
Göğsündeki delikler kemanınkini andırır.I dessa hål fästs borst.
Alkarısı o esnada göğsüne dizleriyle çökerek soluğunu keser.Вільний його кінець вони перекидають зі спини на груди.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Кермо розчавило їй груди.
İnsan nefesiyle ağrı veren sıcak havayı göğsüne çeker.Тому для цього потрібна людина через чиї руки тече тепло.
Göğsünden sağaltıcı özelliği olan bir süt verir.Трава, що утворює тісні грудки.
Bir tanesi gögsünden çıkmıştır.Одну виділили їй.
Göğüs muayenesi normal olabilir ancak etkilenen bölgede göğsün genişlemesinde azalma görülebilir.Vyšetření hrudníku může být v normálu, na postižené straně však může být viditelné snížené rozpínání hrudníku.
34 yaşında Los Angeles'ta göğsüne aldığı iki bıçak darbesiyle öldü.V věku 34 let zemřel v Los Angeles, když podlehl zranění v důsledku dvou bodných ran ve svém hrudníku.
Göğsüme tesisat borusuyla vurup, ‘Mühendis olmayacaksın, Einstein olacaksın’ dedi.”'Nebudeš žádný inženýr,' řekl. 'budeš jako Einstein“.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Žena s odhalenou hrudí představuje Pravdu.
Göğsündeki küçük beyaz lekeler değerini düşürmez.Bílá skvrna na hrudníku je nežádoucí.
Göğüs ölçünüz Göğsünüzündeki en geniş yerden göğüs çevrenizi ölçün.Již jsme si změřili obvod hrudníku a od něho odečteme obvod přes nejvyšší místo prsou.
Sırtta, göğüste veya göğsün yan taraflarında olabilir.Ruce mohou být za krkem či vedle něho anebo překřížené na hrudi.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Zobar ztrácejíce svůj vlastní rozum bodne Radu do hrudi.
Ardından bıçağı onun göğsüne saplar ve Michael yere düşer.Střelí jej šestkrát do hrudi a Michael padá z druhého patra domů na trávník.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Kris se confruntă cu Sawyer și îl lovește în cap cu bastonul.
"İspanyol karaktere karşı göğsümüz açık".Tind să-i dau dreptate spaniolului”.
Göğüs muayenesi normal olabilir ancak etkilenen bölgede göğsün genişlemesinde azalma görülebilir.Toracelui poate părea normal la examinare, însă poate prezenta o expansiune scăzută pe partea afectată.
Yapılışı Tavuk Göğsü tatlısını andırsa da ana yemek olarak verilir.Rezultatul e piele de găină… Sunt recunoscător pentru invitație.
Sırtı ve göğsü kahverengidir.Gușa și pieptul sunt de culoare beige.
Göğsümde belli bir anksiyete hissettim.Am simțit o oarecare anxietate în piept.
1915'te başı ve göğsünden ağır yaralandı.1915-ben megsebesült és jobb alkarját amputálták.
24 Aralık'ta Bouziane'de Muhammed Ammari polis tarafından vurularak göğsünden ağır yaralandı.December 24-én Búziane-ben egy rendőr véletlenül mellkason lőtte a 24 éves Mohammed Ammarit.
O yaz Jesse göğsünden ağır bir şekilde yaralandı.Petersburg ostrománál súlyosan megsebesült a csípőjén.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Józan énje a karjába emelte.
Boğazı ve göğsünün üstü siyah çizgili ten rengi, karın ise daha koyu ve siyah çizgilidir.A nyaka és feje is olyan színű, mint a háta, azonban a pofája és az orrtájéka valamivel világosabb.
Bu kez göğsüne darbe almıştır.Häntä ammuttiin rintaan.
Fakat atılan bir mızrak onu göğsünden yaraladı.Kyyroksen keihäs osui Artakserkseeseen ja haavoitti tätä rintaan.
Gueffroy göğsüne 10 kurşun isabet ederek öldü.Biggietä osui neljä luotia rintaan.
Yere düştüğünde Wilson'un göğsünde bir bıçak saplı olduğu görülür.Juuri ennen leikkauksen alkua paljastuu, että potilaan rinnassa on pommi.
Avtomatı sıktın göğsüne Demir elbise giyiyor, Vezir!Naiset käyttävät nilkkaan ulottuvaa pukua, kiraa.
7 Temmuz 1930'da Conan Doyle aile bahçesinde elini göğsüne bastırmış bir şekilde bulundu.Στις 7 Ιουλίου 1930 ο Σερ Άρθουρ Κόναν Ντόυλ βρέθηκε νεκρός στο σπίτι του κρατώντας το στήθος του.
Göğsü işlemelidir.Έτσι στήθος με στήθος.
Aynı zamanda göğsünde ve sırtında da uzun tüyler görülür.Του ίδιου χρώματος φτερά εμφανίζονται και στην πλάτη και το στήθος.
Kolları kısaydı ve göğsüne bağlılardı.Κρατά τα χέρια της μαζί πάνω στην κοιλιά της και κοντά στο στήθος της.
Kušnírová kafasından bir kez vurulmuşken, Kuciak göğsünden vurulmuştu.Ο Κούτσιακ είχε πυροβοληθεί δύο φορές στο στήθος, ενώ η Κουσνιρόβα στο κεφάλι.