göğsü ile cümle

göğsü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben dizginlere yapışınca göğsümden itti.Tento forse di blandirlo, battendomi il petto?
Bu iç çamaşırı sayesinde askerin göğsü ve göbeği görünmezdi.In questo lasso di tempo gli uomini non si fanno la barba o i capelli.
Göğsüme birçok bıçak darbesi almıştım.Mi ha riconosciuto da tre cicatrici che avevo sul petto...»
Göğsünde kahverengi çizgiler vardır.Ha sul petto piccole macchie rosse.
Bakire Meryem bir göğsü açık olarak vurgulanmaktadır.La Vergine Maria è raffigurata sopra un piedistallo.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.La stella veniva appuntata sul petto.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.Il petto è profondo e largo.
Ama boğazı ve göğsü daima beyazdır.Il mento e la gola talvolta possono essere bianchi.
Doktor, hastanın göğsüne bir steteskop yerleştirdi.Доктор поместил стетоскоп на грудь пациента.
Onun tüylü bir göğsü var.У него волосатая грудь.
Onun kıllı bir göğsü var.У него волосатая грудь.
Tom göğsünü işaret etti.Том указал на свою грудь.
Castellaneta, Homer'ın sesini canlandırmak için çenesini göğsüne indirdi ve "IQ'sunu koyver." dedi.Для озвучивания Гомера Кастелланета опускает подбородок к груди и «отпускает свой IQ погулять».
Ben dizginlere yapışınca göğsümden itti.А когда отняла от груди, отдала.
1945 yılında, kunduracı göğsü sebebiyle öldü.Умер в 1945 году от грудной жабы.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.Имеет огромную, тяжёлую грудь.
Thorin Meşekalkan Erebor'un altına gömüldü ve Ozan (Bard) Arkentaş'ı göğsüne yerleştirdi.Когда Торина хоронили глубоко внутри Эребора, Бард положил ему на грудь Аркенстон.
34 yaşında Los Angeles'ta göğsüne aldığı iki bıçak darbesiyle öldü.Умер в возрасте 34 лет от двух ножевых ранений в грудь.
Madalyalar yeşil kurdele bağlanmak suretiyle göğsün sol tarafına takılırdı.Носить медаль полагалось на левой стороне груди на зелёной ленте.
Kanserli sağ göğsü çıkartmak için yapılan göğüs ameliyatından birkaç ay sonra Astell 1731’de öldü.Эстел умерла в 1731 году, через несколько месяцев после мастэктомии по удалению раковой опухоли правой груди.
Boynunun önü ve göğsünde siyah çizgiler bulunur.На лбу и передней части шеи имеются светло-коричневые пятна.
Bu kez göğsüne darbe almıştır.В это время он получил тяжёлое ранение в грудь.
Hassell I. Dünya Savaşı'nda 8 Eylül 1914 tarihinde Marne'de göğsünden yaralandı.8 сентября 1914 года во время битвы на Марне был тяжело ранен в грудь.
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perişandır, Niçin bir katrecik göğsünde bir umman huruşândır?拳をあびる (кобуси во абиру), что значит «поток ударов» — намёк на побои родственников.
Omuzları ve göğsü geniş bir gerdanlıkla örtülüdür.Грудь и брюшко покрыты ровным слоем чешуек.
Böylece kadının göğsü açıkta kalır.Одержим женской грудью.
Test sonuçları geldiğinde, Peter'ın göğsündeki şişliğin iyi huylu bir tümör olduğu anlaşılır.Результаты теста показали, что Питер — умственно отсталый.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.Взяла икону, прижала к груди.
Özellikle bir tanesi, tamamlanmış bir daire biçiminde ölünün göğsünde bulunmuştur.Одна из них, в форме полного круга, находилась на груди покойника.
Boğazı ve göğsü beyazdır.Горло и грудь белые.
Bu iç çamaşırı sayesinde askerin göğsü ve göbeği görünmezdi.من خلال هذا الزي الداخلي كان لا يظهر الصدر والسرة للجندي.
Göğüs muayenesi normal olabilir ancak etkilenen bölgede göğsün genişlemesinde azalma görülebilir.قد يكون فحص الصدر طبيعيا، ولكنه قد يُظهر تناقصا في توسّع الصدر في الجانب المصاب.
34 yaşında Los Angeles'ta göğsüne aldığı iki bıçak darbesiyle öldü.في عام 2003، بسن 34, توفي في لوس أنجلوس, كاليفورنيا, من طعنتين في الصدر.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.كما لو كانت قد غمرت فيه حتى صدرها.
Buna rağmen, hastaneye vardığında, göğsünden kan fışkırdığı görüldü.لكنه دخل المستشفى بعد أن أحرقه ساق لحم الضأن الساخن.
Göğsünü vurdu ve iblis kendini ilan etti.Bateu em seu peito e o demônio declarou-se.
Avını karnından değil de boyun ve göğsünden yemeye başlar.Começa a comer pelo pescoço e peito, em vez de começar pelo ventre.
Göğsüme birçok bıçak darbesi almıştım.Eu tinha muitas coisas para tirar do peito.
Castellaneta, Homer'ın sesini canlandırmak için çenesini göğsüne indirdi ve "IQ'sunu koyver." dedi.Para executar a voz de Homer, Castellaneta abaixa o queixo ao peito e diz para "deixar seu QI ir".
Derin ve geniş bir göğsü vardır.O peito é amplo e profundo.
Ancak, Ben sonunda nesneyi Çabuk'un göğsüne saplayarak onu öldürür ve gökyüzünde bir portal açılmaya başlar.No entanto, Me, prende o artefato no peito de Swift, matando-o e abrindo um portal.
Ekim 1980 yılında São Paulo'da Wagner'in göğsünde bir bıçak bulundu.Em 3 de outubro de 1980, Gustav Wagner foi encontrado morto com uma faca cravada no peito em São Paulo.
Göğsü ve karnı aynı hizada idi.O peito e o ventre são no mesmo tom mas mais claro.
11 Şubat 2008 sabahında, evine düzenlenen suikast girişimi sonucu göğsünden vurularak ağır yaralandı.Na manhã de 11 de fevereiro de 2008 foi alvejado no estômago, durante um ataque armado à sua casa.
Fakat haykırmalar devam etmektedir ve Sawyer onu kafasından değil göğsünden vurmuştur.Como Mars sofria e gemia, Sawyer atirou em seu peito, mas não o matou.
Taşı ametisttir ve göğsündedir.A Flor estava pequena novamente e em seu peito.
Mussolini'nin son sözleri "Beni göğsümden vurun!" demek oldu. ^ Fasces ve kartalı temsil eder.Lampredi disse que as últimas palavras de Mussolini foram "atire no meu peito".
Gueffroy göğsüne 10 kurşun isabet ederek öldü.Gueffroy foi alvejado no peito por dez tiros e morreu sobre o muro.
Göğsü iki dikey beyaz şeritle bölünmüş mordur.As asas são cinzento-esverdeadas com duas barras esbranquiçadas.
Yüzü, boğazı ve göğsü beyaz renklidir.O rosto, a garganta e o peito são brancos acinzentados.
Göğsünü kıbleden (yaklaşık 45 derece) çeviren kimsenin namazı bozulur. ^ "In pictures: Hajj pilgrimage".E que uma parte dos fiéis testemunhe o castigo. «Did Imam´s sermon incite van Gogh murder?».
Aralarında çıkan kavgayı Şerif Rance yatıştırır ve Sid'in ceketinin göğsüne iki maçakızı kardı iğneler.O Xerife Jack Rance acalma a briga e retira duas cartas do paletó de Sid, como um sinal de trapaça.
Başı Aişe'nin göğsüne dayalı şekilde kelime-i şehadet getirdi.Ele tem a palavra Orar esculpida em seu peito.
İbriği göğsüne bastırmış bir halde kalakaldı.O cristal acabou ficando preso ao seu peito.
Omuzları ve göğsü geniş bir gerdanlıkla örtülüdür.Seus pulsos e peito são enfeitados com correntes de ferro.
İnsan nefesiyle ağrı veren sıcak havayı göğsüne çeker.Isto normalmente resulta em dor no peito que piora com a respiração.
Kušnírová kafasından bir kez vurulmuşken, Kuciak göğsünden vurulmuştu.Kuciak was in de borst geschoten, terwijl Kušnírová eenmaal in haar hoofd was geraakt.
"İspanyol karaktere karşı göğsümüz açık".Je hebt een typisch Frans karakter.’
O yaz Jesse göğsünden ağır bir şekilde yaralandı.Die zomer kreeg Svetlana echter last van haar knie.
Kostümün bir kısmı koptu ve Jackson'ın göğsu ortaya çıktı.De achtergrond bestaat uit veelkleurige discolichten en Jacksons kleding zit vol glitters.

İlgili Sayfalar