Ayrıca Bohemya, Polonya ve Salzburg'danda çok göçmen Berlin'e.geldi .Mulți alți imigranți au venit din Boemia, Polonia și Salzburg.
Ayrıca başta Almanya ve İsveç olmak üzere Avrupa ülkelerinde de birçok göçmen Yezidi yaşamaktadır.Un număr mare de imigranți germani și irlandez au început să sosească în acest moment.
Babası yüklü bir miktar para karşılığında ona göçmenlik konusunda yardım eder.Tatăl lor este nevoit să plătească, cu mare dificultate, sume considerabile pentru a le susține studiile.
2000 yılı verilerine göre ülkede 162.000 göçmen vardır ve toplam nüfusun %37'sini oluşturmaktadırlar.În anul 2000, în Luxemburg erau 162.000 de imigranți, reprezentând 37% din totalul populației.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Rezidenții străini și lucrătorii temporari străini constituie aproximativ 22 % din populație.
AB Ortak Göçmenlik politikasını desteklemektedir.Krum s-a angajat într-o politică de expansiune teritorială.
Göçmenlerin çoğunluğu fırıncılık veya denizcilik yapmaktaydılar.Cei mai mulți dintre ei au devenit arendași sau emigranți.
Türlerin çoğu göçmen değildir.Majoritatea speciilor sunt migratoare.
Kuzey Amerika'da nadir bir göçmendirler.Este foarte rar în America de Nord.
Göçmenlerin çoğunun parası veya eşyası yoktu ve maabara denen geçici kamplarda yaşamaktaydı.Az érkezők többségének nem volt vagyona és átmeneti táborokban laktak.
Mülteciler ve mübadele göçmenleri gibi.MI és ŐK migrációs kontextusban.
Yeni göçmenler genellikle Toronto, Montreal ve Vancouver gibi büyük kentsel alanlara yerleşirler.Az új bevándorlók leginkább az olyan nagyvárosokban telepednek le, mint például Toronto és Vancouver.
Türk asıllı göçmenlerin sorunları şu sıralarda birçok filme konu olmaktadır.A dal az akkoriban sok konfliktust okozó török bevándorlókról szól.
Bundan sonra 1812'ye kadar bu arazilere beyaz göçmenler gelmemişlerdir.A területre egészen az 1800-as évekig nem jutottak el a fehérek.
Avustralya’nın güneybatısında yaşar ve göçmen değildir.Ausztrália délnyugati részén él, és nem vándorol.
Polonya'daki bağımsızlık hareketlerini desteklediler, Polonyalı göçmenlere kucak açtılar.Miközben maga is veszélyben volt, lengyel menekülteket is bújtatott.
VMW-Göçmenler Ekonomi Birliği.A gazdasági egyletek szövetségének kezdeményezése.
1970 ve 80'lerde İsrail'den çok sayıda göçmen kabul etti.Ezek nagy része az 1970-es, 80-as évek során kivándorolt Izraelbe.
Bu köpekbalıkları genelde göçmen türlerdir.Ezek a fajok gyakorta vikariánsak.
Ukraynalı Yahudi göçmen bir ailede doğdu.Ukrán zsidó családba született.
İlk durakları sefil bir göçmen kampıdır.A férfi következő állomása egy kietlen mező.
Köy halkının tamamı Kafkas göçmenidir.A város polgárai bolondnak hitték.
Atina'da göçmenlerin çok yaşadığı bölgelerde partiye verilen oylar % 20'ye kadar çıktı.Némelyik környéken, ahol sok bevándorló él, a támogatottsága a 20%-ot is elérte.
Çerkezler köyde kalmayip başka bölgelere gitmişler; Bulgaristan göçmenlerinden 8-10 hane Çatta kalmıştır.Az északi félgömbön terjedtek el; hazánkban nyolc-kilenc fajuk él.
Annesi de babası da Polonyalı Yahudi göçmenlerdi.Miller szülei lengyel zsidó bevándorlók voltak.
Bazı bölgelerde Rus göçmenlerde bu harekete katıldı.Az akcióban a helyi orosz lakosság részt vett.
1688'de Alman göçmenler geldi.1786-ban német telepesek érkeztek.
Annesi ve Babası Yugoslavya göçmeni Hırvat'tır.Szerb apja és horvát édesanyja Jugoszláviából emigrált.
Göçmen değildir.Nem illegális bevándorló.
Yol Üstü, Bir Göçmenin Ölümü.A nyilas emigráció vezetője haláláig.
Göçmenlerin, iki ülke arasında başka ülkeleri dolaşmalarına transmigration denir.Néhány az Antillákról származó szót a két kontinens között utazók hoztak be.
Bu kez iki göçmen işçi arasındaki garip ve karmaşık ilişkinin öyküsünü anlatıyordu.Három elválaszthatatlan barátnő különös vízalatti kalandjait ismerhetjük meg.
Kendi mesafe alanında göçmen bir kuştur.Elterjedési területén meglehetősen gyakori madár.
Göçmen nüfusun büyük çoğunluğu fabrikalarda çalışmaktadır.A lakosság legnagyobb része az építőiparban dolgozott.
Nüfusun çoğunluğunu Eski Sovyetlerden gelen göçmenler oluşturur.A legtöbb bevándorló az egykori Jugoszláviából érkezett.
Günümüzde bu Sarıoğlanlı Balkan göçmenleri kendi aralarında bir dernek kurmuşlardır.Ma ezeket a népeket a hatalmas kiterjedésű sivatag választja el egymástól.
Anne ve babası İngiltere ve Litvanya'dan gelen Yahudi göçmenlerin çocukları idi.Apai nagyszülei litván és orosz származású zsidó bevándorlók voltak.
Göçmenler içinden parasal bakımdan daha iyi durumda olanların çoğu yine Boğaz kıyılarını tercih etti.Néhány jómódban élő régi tagország azonban inkább a hátrányokat érezte.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.Tökéletesen elpusztított országnak rémlik ma az én szememben Olaszország.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.A rendőrök a megadott címen bevándorló család meglehetősen ideges tagjait találják.
Ayrıca köyde Arnavut göçmenler bulunur.A másik oldalon Barwinek település található.
1947 yılında Amerika'ya göçmen olarak gitti.Hän muutti vuonna 1947 siirtolaisena Yhdysvaltoihin.
1962, Helsinki), Fin siyasal tarihçi ve Finlandiya Göçmen Ajansı'nda araştırmacıdır.1962 Helsinki) on suomalainen politiikanhistorioitsija ja maahanmuuttoviraston tutkija.
2011 yılında doğan çocukların %16'sı göçmen kökenli idi.Vuonna 2002 16 prosenttia alkuperäisasukkaista oli pidätetty.
Mübadele zamanı diğer göçmenler gibi kişi başına çok az dönüm arazi verilmiştir.Vapauden toimitus oli muiden maahanmuuttajalehtien tapaan pieni.
Dedesi, amcası ve büyük amcası da Lutheran başkanlarıydı ve Alman sömürgeci göçmenlerin soyundan gelmişlerdi.Richterin isoisä ja setä olivat myös luterilaisia pappeja, ja sukutaustassa on saksalaisia siirtolaisia.
Bu dönemde buraya yeni Kalvinist göçmenler de getirildi.Samaan aikaan paikalle saapui uusia siirtolaisia.
Gropius da Amerika'ya göçmen olarak gitmişti.Jeppson oli myös lyhyen aikaa siirtolaisena Yhdysvalloissa.
Göçmendirler, kışı güney Atlantik ve Pasifik'te geçirler.Ne talvehtivat Atlantin ja Tyynenmeren eteläosissa.
Israrlı aramalara rağmen adada bırakılan göçmenlerin hiçbir izine rastlanamadı.Maihin noustuaan miehet eivät kuitenkaan löytäneet jälkeäkään siirtolaisista.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Anni on puoliksi turkkilainen ja hänellä on hyvin persoonallinen tyyli.
200 göçmen hayatını kaybetti.Kapinalliset menettivät 900 henkeä.
Göteborg, İsveç'in diğer büyük şehirlerinde olduğu gibi çok sayıda göçmen barındırmaktadır.Göteborgissa, kuten useimmissa Ruotsin suurimmissa kaupungeissa, on paljon maahanmuuttajia.
Kaku, Japonya göçmeni bir çiftin çocukları olarak San Jose, Kaliforniya’da dünyaya geldi.Mineta syntyi San Joséssa Kaliforniassa japanilaisille maahanmuuttajavanhemmilleen.
Kuzey Amerika'da nadir bir göçmendirler.Pohjois-Amerikassa se on harvinainen tulokaslaji.
Göçmendirler, kışı güney ve batı Avrupa'da, Afrika'da ve Hindistan'da geçirirler.Se talvehtii Etelä- ja Länsi-Euroopassa, Afrikassa ja Intiassa.
Ailesi Meksikalı göçmenlerdir.Romanin vanhemmat olivat meksikolaisia siirtolaisia.
1890 - New York'taki Ellis Adası, kapılarını ABD'ye gelmek isteyen tüm göçmenlere açtı.1892 – Ellis Island alkoi ottaa vastaan Yhdysvaltoihin saapuneita siirtolaisia.
Göçmen yasası protesto edildi.Protestanttisuus kiellettiin.
Tunuslu bir göçmen olan Djandoubi 21 yaşındaki Elisabeth Bousquet'i işkence ile öldürmekten mahkum oldu.Hänet tuomittiin kuolemaan 21-vuotiaan entisen tyttöystävänsä Elisabeth Bousquet’n kiduttamisesta ja murhasta.