Ana içeriğe geç
Sözlük

göçme ile cümle

göçme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kışı geçirmek için uzun mesafe göçmendirler.Daardoor komen er veel trekvogels om te overwinteren.
İlçede Boşnak göçmenleri çoğunluğu oluşturmaktadır.Geleidelijk aan maakte de allochtone bevolking er de meerderheid uit.
Halkın çogunlugu mübâdele ile gelen Selanik ve Girit mübâdil göçmenlere dayanır.Bodemkundig en volkskundig maken Kwaadmechelen en Oostham deel uit van de Zuiderkempen.
Annesi de babası da Polonyalı Yahudi göçmenlerdi.Zijn beide ouders zijn van oorsprong Poolse Joden.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.Deze cijfers komen vrij goed overeen met de plaatsen waar nieuwe Congolese immigranten zich vestigen.
Brezilya hükümeti göçmen yasalarını yürürlüğe sokmayarak iyi ilişkilerini sürdürmeye devam etti.De Belgische regering scherpt het asielbeleid aan.
Mülteciler ve mübadele göçmenleri gibi.Krijgsgevangenen en vluchtelingen.
Selanik göçmeni işçi bir ailenin çocuğudur.Deniz Barış is een zoon van een gastarbeider.
Göçmen güvercin gibi dikkat çeken bazı göçmen kuşların soyu çoktan tükenmiştir.De pop van grootvleugeligen wordt wel exaraat genoemd.
Göçmenlerin üç dalgası kuzeye, Kuzey Amerika'ya hareket ediyordu.Tienduizenden emigreerden naar Noord-Amerika.
Ayrıca göçmen kuşların da köye uğramasını sağlar.Ook hobbypluimvee moet er aan geloven.
Bu Hristiyan nüfusun çoğunluğu yurt dışından gelen göçmenlerdir.De meerderheid van deze immigranten komt uit Libanon.
Babası bir Meksika göçmeni ve annesi Meksika asıllı Amerikalıydı.Zijn vader was een Mexicaan en zijn moeder was een Cubaanse vluchteling.
"Göçmenlerin havarileri".Over de vluchtelingen problematiek.
1688'de Alman göçmenler geldi.W 1688 roku przybyli niemieccy osiedleńcy.
Çok sayıda göçmen Ma'abarot denilen İsrail'in mülteci kamplarında bulunuyordu.Byli oni zakwaterowywani w tymczasowych obozach dla uchodźców zwanych ma’abarot.
Nüfusun çoğunluğunu Eski Sovyetlerden gelen göçmenler oluşturur.Osiedla się tutaj szczególnie wielu imigrantów z krajów byłego Związku Radzieckiego.
Gelişmiş dünyada bu enfeksiyonlar en çok seyahatten dönen kişilerde veya göçmenlerde yaygındır.W krajach rozwiniętych tego typu zakażenia najczęściej nabywają podróżnicy lub imigranci.
Bir Alman göçmenin oğluydu.Był synem niemieckiego imigranta.
Mahalleye yerleşmeye gelen göçmenler uzaktan işaret ederek, "bir tane kom var" manasında "Kom bir" demişler.Stąd obojętnie skąd przyjeżdżano do wsi, to znajdowała ona się "na dole".
İsviçreli göçmen bir ailenin oğluydu.Był potomkiem emigrantów ze Szwajcarii.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Głównym źródłem utrzymania mieszkańców jest praca najemna poza rolnictwem (32%).
Bu yerleşke Kaliforniya'ya giden göçmenlerin yolu üzerinde bir konaklama mevkii olarak kurulmuştur.Był ważnym przystankiem dla podróżnych zmierzających do Kalifornii.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Mogą również ograniczyć liczbę przyjętych imigrantów.
Göçmen bir Yahudi ailenin çocuğu idi.Była córką żydowskich imigrantów.
Babası yüklü bir miktar para karşılığında ona göçmenlik konusunda yardım eder.Jej ojciec ofiarował na budowę dużą sumę pieniędzy.
İlki, Çoğunun SSCB ülkelerinden gelen Yahudi göçmenlerdi.Pierwszymi mieszkańcami byli w większości żydowscy imigranci z ZSRR, uciekający przed terrorem stalinowskim.
Dijital yerliler, dijital göçmenler ve sınıf yönetimi.Marzena Żylińska, Cyfrowi tubylcy i cyfrowi imigranci w jednej klasie., .
New York'ta bulunan Bronx'ta İtalyan göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.Urodziła się w dzielnicy Bronx w Nowym Jorku w rodzinie włoskich imigrantów.
Ayrıca 1997-2005 yılları arasında Göçmenlere Sosyal Yardım Hizmeti Başkanı olarak da görev ifa etmiştir.W latach 1997–1999 przekazano kolejną pomoc uchodźcom z Demokratycznej Republiki Konga.
Tümü Göçmen kökenlidir.Bo wszystko jest marnością.
En önemli göçmen topluluğu Suablar'dı.Najważniejszym ośrodkiem powstańczym była Cziatura.
Annesi Kanadalı Helen (Mason) ve babası Arthur ise bir Letonya Yahudisi göçmendi.Jego matka, Helen Mason, pochodziła z Kanady, a ojciec, Arthur Schawlow, był emigrantem z Łotwy.
Göçmen vizesi - İnsanların ABD'ye göç etmesi içindir.Niektórzy (...) chcieliby emigrować do Stanów Zjednoczonych, gdzie mają krewnych.
1952'de 200.000'den fazla göçmen çadırlarda veya hükümetin yaptırdığı prefabrik kulübelerde yaşıyordu.Przed 1952 ponad 200 tys. imigrantów mieszkało w namiotach w obozach uchodźców.
Nüfusu çoğunlukla kırsal göçmenlerin oluşur.Ludność to głównie afgańscy uchodźcy.
Polonya göçmeni İsraillidir.Polskie korzenie Izraela.
Willie İskoçyalı bir göçmendir, ülkesiyle oldukça gurur duymaktadır.Maria stała się rumuńską patriotką, a jej wpływ w tym kraju był bardzo duży.
1933-43 yılları arasında 2700 Yahudi göçmen bulunmaktaydı.Do końca 1971 do Izraela przyjechało 42 tys. nowych imigrantów.
Vito Sicilya göçmenidir ve fakir bir ailede büyümüştür.Cecylia Eusepi urodziła się w ubogiej, bardzo religijnej rodzinie.
İnternette gazete takibinde dijital yerliler ve dijital göçmenler.Cyfrowi tubylcy są przeciwstawiani cyfrowym imigrantom.
1947 yılında Amerika'ya göçmen olarak gitti.W 1947 roku wyemigrowała do Stanów Zjednoczonych.
1846'dan itibaren Alman göçmenler göl çevresinde yerleşirler.1864 r. na terenie wsi zaczęli osiedlać się koloniści niemieccy.
2 Ekim 1882 yılında Veneto bölgesinin Segusino şehrinden gelen göçmenler tarafından kurulmuştur.Miasteczko zostało założone w 1882 przez grupę imigrantów włoskich z Segusino niedaleko Wenecji.
Göçmen bir Yahudi aileye mensuptur fakat kendisi ateisttir.Urodził się w rodzinie żydowskiej, był jednak zdecydowanym ateistą.
Avarak insanları ikinci göçmen dalgasıydı.Mieszkańcy z pewnym dystansem powitali nowego ziemianina.
Bu Hristiyan nüfusun çoğunluğu yurt dışından gelen göçmenlerdir.Największą grupę chrześcijan stanowią emigranci z Filipin.
Ukraynalı Yahudi göçmen bir ailede doğdu.Urodził się w rodzinie żydowskich emigrantów z Ukrainy.
Aynı yıl Frigya'daki Got göçmenlerin isyanı çıktı.W tym samym roku wybuchły zamieszki maoistów w Kalkucie.
Bu gerginliğin en büyük nedenlerinden biri, İngiliz yönetiminin Yahudi göçmenlere olan tavrıydı.Zła sytuacja materialna była jedną z najważniejszych przyczyn migracji Żydów greckich do USA.
Lagün çevresi göçmen kuşlar için oldukça önemlidir.Ostoja jest ważna dla ptaków migrujących.
Köy halkı, genelde Bulgaristan'dan gelmiş göçmen, yani muhacirlerden oluşur.Wygoń więc zewsząd z Ukrainy obcych – gnębicieli.
Peşaver'de 1 milyon Pakistan'lıya karşılık 1 milyon Afgan göçmen yaşıyor.Od lat w Peszawarze znajduje się duża grupa uchodźców afgańskich.
20. yüzyılda da Bulgaristan ve Yunanistan'dan göçmenler yerleşmıstir.XX wieku osiedlili się tutaj imigranci z Afryki Północnej i Kurdystanu.
Tabi bunda, Türkistanlı göçmenlerin arasına sızmış bir Sovyet casusunu ortaya çıkarmasının da etkisi vardı.Sugerowano m.in., że marokańska mafia przerzuca tam nielegalnych imigrantów.
Göç sırasında göçmen kuşların bir kısmı gündüz, bir kısmı ise gece uçarlar.Wśród Arctiidae są gatunki aktywne w ciągu dnia oraz takie, które żerują w nocy, przylatują też do światła.
Polonyalı göçmenlerin çoğu tarafından yasal kabul ediliyordu.Uznawana za legalną przez większą część emigracji polskiej.
2011 yılında doğan çocukların %16'sı göçmen kökenli idi.År 2011 var 16% av alla nyfödda barn av invandrarbakgrund.
2003 yılı sonunda nüfusun % 4,2’sini yasal göçmenler oluşturmaktaydı.Mot slutet av 2003 stod lagliga invandrare för 4,2 procent av befolkningen.
Göçmenlerin üç dalgası kuzeye, Kuzey Amerika'ya hareket ediyordu.Tre immigrantgrupper flyttade norrut mot Nordamerika.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod