göçebe ile cümle

göçebe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.작은 가족 사회에서, 유목민 사냥꾼들은 토끼를 잡고 음식을 모았습니다.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.Nei piccoli gruppi familiari, i cacciatori nomadi cacciavano i conigli, raccogliendo cibo.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.Những thợ săn du cư săn bắn thỏ và thu thập thức ăn.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.W małych grupach rodzinnych, koczowniczy myśliwi strzelali do królików, zbierali jedzenie
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.Νομάδες κυνηγοί πιάνουν κουνέλια συλλέγοντας τροφή.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.В малки семейни групи ловци-номади са носели зайци и са събирали храна.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.В небольших семейных общинах кочевые охотники ловили кроликов, собирали пищу.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.בקבוצות משפחתיות קטנות, ציידים צדים ארנבות, מלקטים אוכל.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.في مجموعات عائلية صغيرة، يقوم الصيادون الرّحّل بصيد الأرانب، وجمع المواد الغذائية.
Küçük aile gruplarında, göçebe avcılar tavşanları avlıyor ve yiyecek topluyorlardı.その頃の富の形は 生きるのに十分な食物でした
Mesela halkın yüzde 30'unun göçebe olduğuEn Mongolia, por ejemplo, donde el 30% de la gente es nómada,
Mesela halkın yüzde 30'unun göçebe olduğu예를들어 몽골은
Mesela halkın yüzde 30'unun göçebe olduğuPéldául Mongóliában, ahol az emberek 30 százaléka nomád,
Mesela halkın yüzde 30'unun göçebe olduğuלמשל במונגוליה,
Mesela halkın yüzde 30'unun göçebe olduğuفي منغوليا على سبيل المثال،
Mesela halkın yüzde 30'unun göçebe olduğu人口の30%が遊牧民です
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Abrió la puerta de la habitación y salió al pasillo, y luego comenzó su peregrinaciones.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Aprì la porta della stanza e se ne andò nel corridoio, e poi ha iniziato la sua vagabondaggi.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Cô mở cánh cửa của căn phòng và đi vào hành lang, và sau đó cô bắt đầu của mình lang thang.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Dia membuka pintu kamar dan masuk ke koridor, dan kemudian ia mulai nya pengembaraan.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Ea a deschis uşa camerei şi a intrat în coridor, şi apoi ea a început sa rătăcirile.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Ela abriu a porta do quarto e fui para o corredor, e então ela começou a sua andanças.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Elle ouvrit la porte de la chambre et alla dans le couloir, puis elle a commencé sa errances.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Hän avasi huoneen oven ja meni käytävään, ja sitten hän aloitti vaellukset.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Hon öppnade dörren till rummet och gick in i korridoren, och sedan hon började sin vandringar.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Hun åbnede døren til værelset og gik ind i korridoren, og hun begyndte sin vandringer.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Kinyitotta az ajtót a szoba, és bement a folyosóra, aztán kezdte vándorlás.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Ona je odprla vrata v sobo in odšel na hodnik, nato pa je začela svojo potepanj.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Otevřela dveře do pokoje a vešel do chodby a pak se začala putování.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Otvorila dvere do izby a vošiel do chodby a potom sa začala putovanie.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Otworzyła drzwi pokoju i udał się do korytarza, a następnie zaczęła ją wędrówki.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Sie öffnete die Tür des Zimmers und ging in den Flur, und dann begann sie ihre Wanderungen.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.그녀는 방의 문을 열고 복도로 가서, 그리고 그녀는 그녀의 시작 wanderings.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Ze opende de deur van de kamer en ging in de gang, en toen begon ze haar omzwervingen.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Άνοιξε την πόρτα του δωματίου και πήγε στο διάδρομο, και στη συνέχεια άρχισε να της περιπλανήσεις.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Вона відкрила двері в кімнату і вийшов у коридор, а потім вона почала свою мандрівок.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Она открыла дверь в комнату и вышел в коридор, а затем она начала свою странствий.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.Тя отвори вратата на стаята и отиде в коридора, и след това тя започва да я странствания.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.היא פתחה את דלת החדר, יצא למסדרון, ואז היא החלה אותה הנדודים.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.وقالت انها فتحت باب الغرفة وذهب الى الممر ، وبدأت بعد ذلك انها لها تيه.
O odanın kapısını açtı ve koridor girdi ve sonra diye başladı göçebeliklerinin.放浪。 それは、長い廊下であり、それは他の通路に分岐し、それは彼女が上に短いリード
Penan'lar Güneydoğu Asya'dan, Sarawak'tan gelen bir göçebe toplum.한 세대 전까지만 해도 숲 속에서 자유롭게 살던 부족,
Penan'lar Güneydoğu Asya'dan, Sarawak'tan gelen bir göçebe toplum.שבט נוודים מדרום-מזרח אסיה, מסאראוואק--
Penan'lar Güneydoğu Asya'dan, Sarawak'tan gelen bir göçebe toplum.قوم رحالة من جنوب شرق آسيا، من قبائل " ساراواك" --
Penan'lar Güneydoğu Asya'dan, Sarawak'tan gelen bir göçebe toplum.一世代前まで 彼らは森林で 自由に暮らしていたのに
Popülasyon büyüdükçe, köyler ,göçebe yaşam stiline uymamaya başlamıştı. -아무튼 인구가 증가하고 자라나는 세대들은 곧 유목생활을 하지않게 되었습니다
Popülasyon büyüdükçe, köyler ,göçebe yaşam stiline uymamaya başlamıştı. -W każdym razie populacja ludzka rosła i wkrótce, rozrastające się rodziny odwykły od wędrownego trybu życia.
Popülasyon büyüdükçe, köyler ,göçebe yaşam stiline uymamaya başlamıştı. -בכל אופן, האוכלוסיות גדלו. ודי מהר, המשפחות המתפתחות בכפרים האלה
Popülasyon büyüdükçe, köyler ,göçebe yaşam stiline uymamaya başlamıştı. -على أية حال , زاد عدد السكان وعاجلاً , تزايد الأسر فى هذه القرى أصبح أقل ملائمة
Popülasyon büyüdükçe, köyler ,göçebe yaşam stiline uymamaya başlamıştı. -育ちざかりの子供がいる家族には 遊牧生活は合っていませんでした。
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Azt hiszem, hogy egy részem, mindig is nomád volt, fizikailag és spirituálisan egyaránt.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Část mého já asi vždycky byla kočovná, fyzicky i duchovně.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Cred că o parte din mine a fost întotdeauna nomadă, atât fizic, cât şi spiritual.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Credo che una parte di me sarà sempre nomade, fisicamente e spiritualmente.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Creio que uma parte de mim será sempre nómada, física e espiritualmente.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Creo que una parte de mi siempre ha sido nómada, física y espiritualmente.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Domyślam się, że część mnie, zawsze była koczownicza fizycznie i duchowo.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Ich vermute, ein Teil von mir ist immer ein Nomade gewesen, physisch und spirituell.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Ik veronderstel dat een deel van mij altijd een nomade is geweest, fysiek en spiritueel.
Sanırım benim bir yanım hep göçebe oldu; hem fiziksel hem de ruhsal açıdan.Jag antar att det alltid funnits en nomad i mig, fysiskt och andligt.

İlgili Sayfalar