Nebilerle resullerle,batında konup göçen, Resulu Kibriya ile zahirde Hak yol açan.期年、郡中大治、部使者以聞、帝奨嘆久之、即遣使賜以上尊。
Afrika ve Asya'da ise göçebe hayvancılık görülür.南アフリカ共和国やアメリカ合衆国でも家畜化の試みがある。
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.死者を支配することもできるため召喚者に何らかの危害を及ぼす事もある。
Işınlı mahallesinde 1. dünya savaşı sırasında Gürpınar ilçesine göçenler olmuştur.第一次大戦中に掘られたトンネルが見える。
Köy halkı yarı göçebe bir yaşam sürmektedir.半同棲生活を送っている。
1939'da Britanya'ya ailesiyle göçerek buranın vatandaşlığına geçmişlerdir.1939年、家族とともにイギリスに亡命。
Bu işgal hareketi bir milyona yakın Müslüman’ı göçe zorladı.で、我々は100万台のアンプで連中を吹っ飛ばし続けた」。
Bir süre buralarda konar göçer yaşamışlardır.しばらく、風雅家に居候していたことがあった。
"(Ferhat Göçer - Hande Yener - Hepsi) Ahkam "İçimde Kalmasın" Der! - 3".「三(位)」などと言ってはならない。
Göçebedir ve bir yerde uzun süre kalmaz.素早く動き、一箇所に長く止まらない。
Geri kalanın çoğunluğu mevsimden mevsime göç eden göçebeler hâlindedirler.宿泊客の大半は夏の盆踊り開催時の観光客である。
Eskiden yaylaya göçen köylüler konakladıkları yerlere bir isim vermişler.地名はかつてこの地方を治めていたクマン人にちなむ。
Yazları ise köy halkı yaylaya göçer.夏朝,东夷族曾在此建国。
Eski zamanlarda bu bölgede göçebe hayatı süren insanların bulunduğu rivayet edilir.“我们有一种传统,那就嘲笑居住在那些地区的人。
Bu göçebelikten dolayı, programı büyük bir çadırda sunuyorlar.在周游世界的壮游之中,节目会在巨大的帐篷里进行拍摄。
Göçertme sonucu yeryüzünde hasarlar oluşabilir.理由是出境可能危害國家安全。
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.這敵人是來自外界的事物-移民。
Osmanlı'dan olup ilk Göçerlerdendir.上古時候,北方有翟族(後稱翟國)。
Cücelerin büyük çoğunluğu göçebe bir millet haline geldi.大批希腊族塞浦路斯人成为难民。
1893'te Bulgaristan'dan göçedenlerce kurulmuştur.1837年由烏克蘭移民所建立。
Köye göç edenler beraberinde Ordu'dan gelen göçerlerle de etkileşime geçmiştir.但孟養他忉不服,他率軍驅逐錫箔軍,進圍阿瓦城。
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.又有一說,塞芒人為了使死者能「真實死亡」,都是實行火葬。
10. yüzyılda kaleme alınan Hudûd el-âlem'de Kırgızların ölülerini gömmeyip yakan göçebeler olduğu yazılmıştır.何進因袁紹極力主張誅殺十常侍的諫言而猶豫不決。
Günümüzde bile bazı yerlerde görülen bu anlayış gerçek bir göçebelik değilidir.我经常觉得天上的事情并不那么真实。
Bir kısmı yerleşik, büyük bir kısmı ise göçebe idi.시와 서화에 능하였으나 그의 작품은 대부분 인멸되거나 실전되었다.
Pajitnov 1991'de ABD'ye göçer ve orada Henk Rogers ile Tetris Şirketini (Tetris Company) kurdu.브라드미르 포크힐코와 함께, 파지트노프는 1991년 미국에 이주했으며 헨크 로저스와 함께 테트리스 회사 (The Tetris Company)를 설립했다.
Ölen kimseler de bu geçitten (Yer’in göbeği) geçerek öte- âleme göçerler.천하 (泉下) 황천(黃泉)의 아래라는 뜻으로, 죽어서 가는 저승을 이르는 말.
İçe göçene immigrant, dışa göçene emigrant denir.이민온 사람이나 간 사람을 이민자(移民者)라고 한다.
Ian O'Shea: Göçebe'nin aşkıdır.모건 르 페이 : 아서 왕의 이복누이 또는 연인이었다.
Assange'ın göçebe bir çocukluğu olmuştur ve 13'ten fazla Avustralya şehrinde yaşamıştır.אסאנג' נדד רבות בילדות וגר בלמעלה מ-30 ערים באוסטרליה.
Yeni parazitler tekrar barsağa göçer.הזיפים יופיעו מחדש בנשל הבא.
Yahudilerin büyük bir kısmı göçe zorlandı ama bir kısmı da ideolojik sebeplerle göç etti.חלק מהשבטים הערבים הושפעו מיהודים ובפרט ספגו השפעות מונותיאיסטיות.
Leyla göçebe bir hayat yaşamaktadır.אימון קראטה דורש חיים שלמים.
Berlin her zaman göçe uğramış olan bir şehirdir.אטלנטיק סיטי תמיד הייתה עיר נופש.
Türkiye'de tarımda yaşanan kriz mahallede göçe neden olmuştur.הדבר קרה בירושלים, בימי המצור על העיר.
Bu sebeple çoğu kabile göçebe olarak hayvanlarını farklı alanlarda otlatırlar.זאת משום שמרבית האנשים משתמשים במשלבים שונים בנסיבות שונות.
(Bu mahalleler, eski Kurugöl'den göçen insanlardan oluşmuştur.)(למעט תפילת הכוהנים, שמקורה עתיק).
Bu ev hayvanı olarak tutulan keme, göçebe keme'den üretilmiştir.סוד הכנת לחם הפנים נשמר בידי בית גרמו.
Kuzeydekiler kışın güneye göçerler.Те летят към юг за зимата!“).
Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı.Като патриарх пътува много.
Eski Türk devletleri de aynı şekilde göçebe hayvancılıkla uğraşmıştır.Местните турци се занимавали със скотовъдство.
Rediess'e 1.558 Yahudiyi göçe zorlayarak yok edilmesi görevi verildi.Впоследствие му е възложена задачата да унищожи 1558 евреи, смятани за душевно болни.
Köy halkı Balıkesirden göçetrilmiş ıkı erkek kardeş ailesinden oluşmaktadır zamanla başka göçlerde almıştır.Терминът общност идва от земята, която селяните споделяли за пасища в едни по-прости времена.
1994, Göçebe Özneler.През 2004 г. Евангелска църква.
Tam bir göçebeye döndürdüler beni, hiçbir zaman yerleşik bir mekânımız olmadı.Той става пътуващ диригент и никога повече няма постоянна длъжност.
Pomaklar Bulgaristan'dan göçen halktır.Летящи крепости над България.
Göçebe kemenin kuyruğu asla vücudundan daha uzun olmaz.Обикновено дръжката на сърпа при Кусаригама е по-дълга от тази на обикновената Кама.
Şehir, 1639 yılında bir göçebe Budist manastırı merkezi olarak kurulmuştur.Grad je osnovan 1639. godine kao pokretno (nomadsko) budističko sjedište.
Orta Asya'dan göçerek buraya yerleşmişlerdir.Također su se iz Središnje Azije doselili u Indiju.
Şehir bundan sonra Beyaz Rus göçemlerinin önemli bir merkezi oldu.Grad je tada postao jedna od važnih rimskih luka.
Bu tarih atlı göçebe Türk kültürünün başlangıcı olarak kabul edilebilir.Toto obdobie poznačené veľkou politickou nestabilitou a vojnami možno považovať za začiatok japonskej kultúry.
Bunları göçe zorlayan nedir?Kedy ste povinný vyplniť ESTA?.
Köy şimdiki Garipçe ismini buraya yerleşen ilk göçebe olan Garip isimli bir kişiden almıştır.Lokalita získala svoje zvláštne meno vďaka skautom, ktorí sem chodievali v období prvej republiky.
Fakat bu yapıların hepsi kaçak olup konar göçerdir.To všetko sa však odstraňuje ako potenciálny zdroj nákaz a škodcov.
Bedevilerin temel geçim kaynağı göçebe hayvancılıktır.Primárnou úlohou duriča je štvanie zveri.
Bu ilkel göçebe hayatının bir ölçüde Şairin düşgücünü cezbettiği görülmektedir.Nihče se ne pritožuje nad tem preobratom v življenju pesnika!
Göçebeler ikiye ayrılabilir.Tertulijan pa opušča oba.
Onun için çoğumuz aradığımız tapınağa varamadan yolda göçeriz.Skupaj so potovali dalje, dokler ob poti niso opazili pastirja, ki je ubijal kačo.
Göçebe yaşantısını sürdüren pek çok topluluk geçimini küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğiyle sağlar.Nizkokalorična prehrana pri mnogih živalih podaljša srednjo in maksimalno življenjsko dobo.
Göçebe-göçer kültürü, hayvancılık ve tarım kültürü baskındır burada.Danes se v vasi prepletajo kultura, ekološko kmetijstvo in turizem.